Doğu Akdeniz, sahip olduğu enerji kaynaklarıyla uluslararası siyasetin gündemindeki ağırlığını arttırmış, yeni bir rekabet alanı haline gelmiştir. Türkiye’nin enerji güvenliği ve bir enerji koridoru olmayı hedefleyen politikaları açısından Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ciddi riskler yaratmaktadır. Doğalgaz kaynakları pek çok devletin ve petrol şirketinin ilgisini çekmekte ve din kardeşimiz olan Mısır, Suudi Arabistan ve BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) gibi sözde Müslüman ülkeler, Türkiye’ye karşı siyonist İsrail ve Hristiyan Rum-Yuan ikilisiyle işbirliği yapmaktalar. Yunanistan daha önce de İtalya ile imzaladığı benzer anlaşmayla ilgili harita yayınlamış, bölge ülkelerinin Münhasır Ekonomik Bölgeleri’nin sınırlarını belirlemiş ve ABD ile AB’yi Türkiye’ye karşı kışkırtmıştı.

Son olarak Yunanistan ile Mısır'ın kıta sahanlığı münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması imzaladıklarını açıklamasına Türkiye, Libya ile imzaladığımız deniz yetki alanları sınırını ortadan kaldırılmasını amaçladığı ve Akdeniz egemenlik alanlarımızı ihlal ettiği gerekçesiyle “yok hükmündedir” diyerek haklı bir tepki gösterdi. Mısır-Yunanistan arasında imzalanan bu anlaşmayla ilan ettikleri MEB'i, Türkiye’nin haklarını gaspetmektedir. Buna karşılık Türkiye’nin de Navtex ilan ederek, Oruç Reis gemisini sismik araştırmalar için bu bölgeye göndermesi üzerine gerginlik bir anda tırmandı. Halen Oruç Reis sismik araştırma gemimiz, savaş gemilerimizin yakın koruması altında kıta sahanlığımızda, Barbaros sismik araştırma gemimiz ise Kıbrıs adası doğusunda bize ait sularda sismik araştırma yapıyorlar.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de şu ana kadar izlediği politika herhangi bir oldubittiye izin vermemek ve tek taraflı hamlelerin önüne geçmek biçimindedir. Bizim de yanlışlarımız nedeniyle Yunanistan’ın “Türkiye’yi yalnızlaştırma politikası” başarılı olmuş, Doğu Akdeniz’de karşımızda politikacıların tabiriyle “Şer İttifakı” kurulmuştur. Mısır, Suudi Arabistan, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri), İsrail, Suriye, Lübnan, Fransa, İtalya, AB ve ABD Yunanistan’ın yanında...

Türkiye’yi kendi kıyılarına hapsetme çabası içinde işbirliği yapmaktalar. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, yanlarına İsrail ve Mısır’ı da alarak bölgede bir blok oluşturmaya çalışmaktadır. Geçen yıl, adı geçen bu dört ülkeye ek olarak İtalya, Ürdün ve Filistin’in katılımıyla “Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun” kurulmuş olması ortaya çıkan bu bloğu gözler önüne sermektedir.

2004 Sevilla Haritası’nın –ki bu harita KKTC- TC bağlantısını koparıyor, KKTC’yi yok sayıyor ve Türkiye’yi Antakya Körfezi’ne hapsediyordu- çizilmesinden başlayarak aslında bu sorunlar söz konusu olduğunda AB gönlünün kimden yana olduğunu göstermişti.(1)

Emekli Koramiral Kezek’e göre, Doğu Akdeniz'de, Yunanistan-GKRY oyunlarına dur demenin yolu karşılıklı kıyılarımızın inkar edilemeyeceği tek ülke olan Mısır ile anlaşmaktı. Biz bu şansımızı kullanamadık. Çünkü, ülkemizin çıkarları ile ilgilenmek yerine üstümüze vazifeymiş gibi Mısır'ın iç politikası ile ilgilendik. Bu fırsatı kullanamadığımız gibi, Yunanistan'ın bunu kendi lehine kullanmasını da engelleyemedik."  "Keşke Mısır, İsrail, Lübnan ve Suriye ile önceden bu konuda ikili temaslar yapabilseydik. Doğu Akdeniz'de bizim için en kritik ülke Mısır idi. 2003'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi(GKRY) ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması yapmışlardı. Meclisleri, Mübarek ve çok kısa Mursi döneminde onaylamadığı anlaşmayı, Sisi döneminde onayladı. Doğu Akdeniz'de, Yunanistan-GKRY oyunlarına dur demenin yolu karşılıklı kıyılarımızın inkar edilemeyeceği tek ülke olan Mısır ile anlaşmaktıBiz bu şansımızı kullanamadık. Çünkü, ülkemizin çıkarları ile ilgilenmek yerine üstümüze vazifeymiş gibi Mısır'ın iç politikası ile ilgilendik. Bu fırsatı kullanamadığımız gibi, Yunanistan'ın bunu kendi lehine kullanmasını da engelleyemedik."(2) 

Sonuçta, “bu süreç kesinlikle diplomatik yolla kontrol ve idare edilmelidir. Bizim daha iyi ilişkiler içinde olmamız gereken batıda İtalya, Arnavutluk doğuda Mısır ve İsrail’le Yunanistan sıkı ilişkiler kurarken, bizim oyun dışı kalmamız doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye, Mısır, İsrail, Suriye ve Lübnan’la ilişkilerini, geliştirmek zorundadır.

Son sözüm haddini fazla aşan Yunanistan’a; PKK terörüne verdiğiniz desteği, Ege’de işgal ettiğiniz 18 adamızı, askersiz olma şartına rağmen antlaşmalara aykırı bir şekilde silahlandırdığınız adaları, Kıta sahanlığı, FIR hattı, Hava sahası ihlallerinizi, Uluslrarası kuruluşlarda aleyhimizedeki faaliyetlerinizi, Batı Trakya Türklerine yaptığınuz eziyetleri, yurdumuzdaki Pontusçuluk faaliyetlerinizi, Avrupaya geçmek isteyen sığınmacılara karşı insanlık dışı muamelenizi biliyor ve görüyoruz...

Tarih boyunca aldığınız dersler yetmemiş gibi, AB ve ABD’ye güvenerek kabadayılık yapıyor, eğitim yaptırırken asil Türk Miletine terbiyesizce küfür ettirerek askerlerinize Türk Düşmanlığı enjekte ediyorsunuz. İzmir’e girerken de aynı küstahlığı yaparak bayrağımızı ayaklarınızla çiğnemiştiniz, ama Ege’nin serin sularında duş almaktan kurtulamadınız... Yabancıların desteği ve entrikalarla savaşmadan elde ettiğiniz topraklardan olmak istemiyorsanız, haddinizi aşıp ta Türk Milletinin sabrını taşırmayın...

K A Y N A K ......................:

(1) https://www.yenisafak.com/hayat/turk-dis-politikasini-anlamak-dogu-akdeniz-stratejisi-3524128

(2) Yeniçağ: Oruç Reis'in seyrini bir de "Çaka Bey"den dinleyelim - Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.