Oğuz Çetinoğlu tarafından kaleme alınan “Altaylardan Hira’ya Türk-İslam Dostluğu” kitabı Bilgeoğuz (0.212 5273366, www.bilgeoguz.com.tr) yayınları arasında neşredildi. 561 sayfadan müteşekkil kitap birbirinden farklı 24 bölümden oluşuyor. Kendi sahasında ehil 16 bilim insanı ile yapılan mülakat kitaba bir başka güzellik katmış. Ayrıca tarihi şahsiyetlerinde özellikle kavmiyetçilik, Türkçülük ve Müslümanlık hakkındaki görüşleri eserde iki ayrı bölüm olarak dikkat çekiyor. Kitap kendi nevi şahsına münhasır ciddi bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Gazeteci-yazar Oğuz Çetinoğlu, Türkiye’de öteden beri tartışılan “Türk-İslam Sentezi” sistematiğini ve düşüncesini “Türk-İslam Dostluğu” şeklinde formülleştirmiştir ki başarılı da olmamış değil. Kimi çevreler tarafından İslam ve Türk kelime ve kavramları biri birinin alternatifi veya karşıtı gibi gösterilmek istenmiştir. Hâlbuki Türklük ile Müslümanlık iç içe geçmiş gibidir. Türkler İslam’la müşerref olmuş ve İslam’ı diğer coğrafyalara götürmede çok başarılı olmuşlardır. Bugün Balkanlarda Türk dendiğinde Müslüman anlaşılır. Sırplar Boşnaklara Müslüman olduklarından dolayı Türk olmakla itham ederler. Bunun içinde hep Balkanlardan sürmeye ve yok etmeye çalışmışlardır. 1992-1995’de Boşnaklara karşı yapılan soykırım bunun açık bir göstergesidir. “Altaylardan Hira’ya Türk-İslam Dostluğu” kitabına Prof.Dr.Nevzat Yalçıntaş ve Prof.Dr.Turan Yazgan tarafından takdim yazıları yer alıyor. Yalçıntaş, “Türk kimlik ve varlığının ortaya konup, ilmi tahlillerle açıklanması Türkiye topraklarında yaşayan 75 milyona ulaşmış milletimiz için değil ve fakat Çin Seddi’nden Adriyatik’e, oradan Avrupa’ya yerleşmiş milyonlarca vatandaşımız, millet gerçeğinin ‘mensubiyet’ boyutunu bilen, kendisinin de ‘unsur-ı asli’ oldukları şuuruna sahip bütün sosyal gruplar için önemli ve hayati bir konu ve zarurettir. Değerli araştırmacı Oğuz Çetinoğlu Bey bu zarureti görmüş ve akademik kıstas ve metotlara uygun olarak elinizdeki eserini hazırlayıp milletimizin hizmetine arz etmiştir.” Prof.Dr.Turan Yazgan ise kitaptaki takdim bölümünün son cümlesini şöyle tamamlıyor; “Dindar insanların milliyetçi olmaması, milliyetçi olanların da dindar olmaması için hiçbir sebep ve engel yoktur. Engel iddia edenlerin mantıklarında bir yanlışlık aramak gerekir.” Velut kalem Oğuz Çetinoğlu “Altaylardan Hira’ya Türk-İslam Dostluğu” kitabında şu noktaların özellikle altını çiziyor: “Milliyetçilik düşüncesi; statik (durağan) değil, çağlara ve milletlerin özelliklerine göre dinamik (değişen ve gelişen) bir yapıya sahiptir. Efradını câmi-ağyarını mâni bir ifade ile denilebilir ki; Milliyetçilik; millete ait maddî ve manevî, ahlakî ve kültürel değerlerin korunması ve geliştirilmesi, dünya durdukça bağımsız ve güçlü bir devlete sahip olarak yaşamak idealidir. Milliyetçilik kavramı, batı dünyası için yenidir. Fransız ihtilali ile doğmuş ve gelişmiştir. Türk milliyetçiliğinin temellerinin M.Ö. 200’lü yıllarda Hun İmparatorluğu ile atıldığını söylemek mümkündür. Hucurat Suresi’nin 13. Ayet-i kerimesi ile kavmiyetçiliğin yasaklandığı gerekçe gösterilerek ve milliyetçiliğin de kavmiyetçilikle aynı kavramlar olduğu yanılgısına düşerek, milliyetçiliği reddedenler (az da olsa) vardır. Diğer taraftan, İslamiyet’in Türkleri aslî özelliklerinden uzaklaştırdığını düşünüp, din olgusu ile aralarına mesafe koyanlara da rastlanmaktadır. Batı; az sayıda kişilerden oluşan bu grupları birbirine düşürmek suretiyle millî birliğimizi-bütünlüğünüzü zayıflatmak ve bozmak hesapları içerisindedir. Bu kitapta; milliyetçilik kavramı ve din olgusu, kökenleri ve insanımıza kazandırdıkları değerler itibariyle, derinlemesine incelenip şu sonuca varılıyor: Gerçek Türk milliyetçisi, aynı zamanda tam bir Müslüman olmalıdır. Huzur bundadır. Güç bundadır. Türk milletinin en az 4.000 yıllık millî varlığını, 1.100 yıllık manevî dayanağını yeni ve gelecek binlerce yıllara taşımak imkânı bundadır.” Geniş bir kaynakça ile birlikte titiz bir araştırma ürünü olan “Türk-İslam Dostluğu” kitabı yazmaktaki gayesini yazar Oğuz Çetinoğlu şu cümlelerle ifade ediyor: “Bu çalışma ile dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın… Türk olsun veya olmasın bütün Müslümanların ve Müslüman olsun veya olmasın bütün Türklerin… kardeşim/soydaşımız olduğunu göz önünde bulundurarak, bu gerçeği bir an bile olsun unutmaksızın… Müslümanlık ve Türklük sıfatlarının birbirinden ayrılmaz olduğu, dosta ve düşmana bir defa daha hatırlatmak istenmektedir.” Araştırmacı, gazete-yazar Oğuz Çetinoğlu’nu tebrik ediyor daha nice faydalı eserler kaleme almasını temenni ederken siz aziz okurları “Altaylardan Hira’ya Türk-İslam Dostluğu” kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.