(Sincan Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen bu gece, basında büyük eleştiri almış ve toplumda infial uyandırmış ve Belediye Başkanı Bekir Yıldız bu etkinlik sonrasında tutuklanmış, mahkûm edilmiştir.)

3 Şubat 1997'de Ankara'da Star TV muhabiri Işın Gürel'in muhafazakâr bir kişi tarafından saldırılarak dövülmesi.

4 Şubat'ta Sincan'da, askerlerin 20 Tank ve 15 Zırhlı Araçla bir yürüyüş yapması.

5 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, Başbakan Necmettin Erbakan'a bir uyarı mektubu göndermesi.

Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya; "İrtica, P.K.K'dan daha tehlikeli' şeklindeki açıklaması.

11 Şubat'ta Ankara'da, 'Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü' yapılması.

23 Şubat 1997'de Fatih Camii'nde öğlen namazının ardından bir grup, ellerindeki yeşil bayraklarla "şeriat isteriz", "yaşasın Hizbullah" sloganlarıyla yürünmesi.

İslamcı gazeteci Yaşar Kaplan, gerektiğinde İslam uğruna şehit olacaklarına dair bir açıklama yapmasının ardından da;

28 Şubat 1998'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapıldı. Bu toplantı 9 saat sürmüştür. MGK; laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu açıklayan sert bir şekilde vurgulanmasıyla

Bu toplantıda alınan aşağıdaki kararlar, hükümete bildirilmiştir:

-        Laikliğin korunması için yasalar uygulanmalıdır.

-        Tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmelidir.

-        8 Yıllık kesintisiz eğitime geçilmelidir.

-        Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat Uygulanmalı (öğretim birliği yasası), tarikatlar kapatılmalıdır.

-        İrtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya, kontrol altına alınmalıdır.

-        Kıyafet kanununa riayet edilmelidir.

-        Kurban derileri derneklere verilmemelidir.

-        Atatürk aleyhindeki eylemler, cezalandırılmalıdır.

Ülkemizin yakın siyasi tarihinde yaşanan ve 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucunda yukarıda açıklanan kararlarla başlatılan bu süreç; irticai tehdide karşı 'ordu-bürokrasi' odaklı atılmış bir adımdır.

Bu süreçte yaşananlar sonrasında Türkiye; siyasi, idari, hukuksal ve toplumsal alanlarda pek çok değişimlere sahne olmuştur.

Türkiye'de yaşanan bu kritik süreci çeşitli kaynaklar, 'post-modern darbe' olarak adlandırmışlardır.

28 Şubat Kararları Sonrasında Şu Gelişmeler Yaşanmıştır:

4 Mart'ta Başbakan Erbakan, MGK'ları yumuşatılmaz ise; MGK sonrasında açıklanan bu tutanağı imzalamayacağını ifade etmiştir. Ancak 13 Mart'ta medyada çıkan haberler; bu tutanağın Başbakan tarafından imzalandığı şeklindeydi! (Ancak 2013'te başlatılan "28 Şubat Post Modern Askeri Darbesi Davası" soruşturmasında, Erbakan'ın kararları imzalamadığı MGK tutanakları incelenerek teyit edildi.)  

Nitekim dönemin usta gazetecilerinden merhum Mehmet Ali Birant'ta; CNN Türk TV'de katıldığı Cüneyt Özdemir'in programında bu bilgiyi teyit etmiş olup, gazetecilerin kandırıldığını ifade etmiştir.

21 Mayıs'ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, "Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini" söyleyerek, RP'nin kapatılması için dava açmıştır.

Kamuoyunda "Susurluk Davası" olarak bilinen olay; gerçekleştiği tarihten 7 ay sonra DGM'de görüşülmesine başlanmıştır.

7 Haziran'da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koymuştur.

10 Haziran'da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay Başkanları ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığına davet edilerek, kendilerine irtica konusunda brifing   verilmiştir.

18 Haziran'da Başbakan Necmettin Erbakan görevinden istifa etmiş; bu istifasının nedeninin, başbakanlık görevini hükümetinin koalisyon ortağı DYP'nin genel başkanı Tansu Çiller'e devretmek olduğunu açıklamıştır

19 Haziran'da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini, o sırada arkasında T.B.M.M çoğunluğu bulunan Tansu Çiller'e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a vermiştir. 30 Haziran'da Mesut Yılmaz;  Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk'la birlikte ANASOL-D Hükümetini kurmuştur.

(Son dönemde T.B.M.M çatısı altında demokratikleşme adı altında başlatılan araştırmalar çerçevesinde; 2012 Yılında, "T.B.M.M Darbeleri Araştırma Komisyonu" kurulmuş ve 28 Şubat Post- Modern Darbe adıyla anılan ve yukarıda özetlemiş olduğum bu çok önemli sürecin araştırılması başlamıştır. 28 Şubatta etkin rol oynayanlar ise; ilk aşamada tutuklanmış, yargılanma süreci devam eden bu olayla ilgili olanlar daha sonra, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişlerdir. 28 Şubat döneminin Başbakanı Necmettin Erbakan'dan sonra aralarındaki protokol gereğince, bu görevi devralması gereken; ancak 28 Şubat müdahalesi ile bu görevi devralamayan Tansu Çiller; 2 Ekim 2012 tarihinde, 28 Şubat Post-Modern Darbesi yargılanması sürecinde mağdur olarak ifade vermiştir.)