Saygıdeğer Önce Vatan Gazetesi okurlarım, Yeni covit-19 virüsü (!) keşke 1 Nisan şakası olsaymış. Ancak maalesef değilmiş. Evet, Corona virüsünün kol gezdiği ülkemizde ilkbahar ayını da idrak etmiş bulunmaktayız. Bilinen odur ki, tezgahlardan bir çoğunun yakında kalkmaya başlayacak olan çok yararlı ve immün sistemimizi güçlendirecek olan sebze ve meyveler ile sofralarımızı son bir kaç kez de olsa donatmak ve bunun nimetlerinden yararlanmamız menfaatimiz gereğidir. Şöyle ki, sağlıklı beslenmemiz, çeşitli hastalıklara karşı korunmamız açısından büyük önem arz etmektedir. Aşağıda arz etmeye çalışacağım bu besinler enerji, canlılık, dayanıklılık ve ihtiyacımız olan vitamin ile minareleri önemli miktarda içermekte, ayrıca antioksidan özelliğe sahip besin kaynaklarıdır. Sağlıklı beslenmek, immun ( bağışıklık)  sıstemi kuvvetlendirmek, vücut direncini artırmak için mevsiminde ve dengeli beslenilmesi, sebze ve meyvenin her rengini içeren besinlerin tüketilmesi büyük önem arz etmektedir. Kış mevsiminde özellikle sebze ve meyvelerin bol miktarda ve taze olarak, çiğ ya da az pişmiş şekilde tüketilmesi çok daha sağlıklıdır. Yapraklı sebzeler çiğ ya da az su ile buharlı tencere veya toprak güveçlerde zeytinyağı ile birlikte kısa süreli pişirilerek tüketilmesi önerilmektedir. Brokoli ve lahana gibi sebzeler uzun süre pişirilirse tadı bozulabilmektedir. Köklü sebzeler ise yapraklı sebzelerin aksine çok iyi pişirilmeli, aksi takdirde hazımsızlık yapabilmektedir. Havuç gibi sebzeler ve meyveleri vitaminlerinin kaybolmaması için kalın doğramak gerekir. Genel olarak kırmızı ve mor renkli sebze ve meyvelerin yoğun antioksidan içerdiği için kansere karşı koruyucu olduğu bilinmektedir. Yeşil renkliler de folik asit açısından çok iyi bir besin kaynağıdır. Tansiyon problemi olan kişiler için özellikle önerilmektedir. C vitamini viral enfeksiyonlara karşı koruyucu özelliğe sahiptir. Beyaz kan hücresi( lökosit) aktivitesini artırarak kansere karşı güçlü bir koruma sağlayan havuç, ıspanak, brokoli, pırasa gibi sebzeler ihtiyacınız olan A vitaminini karşılamada önemli bir rol üstlenir.

Koyu yeşil yapraklı sebzelerden, kırmızı et, tavuk, kuru kayısı ve kuru üzümden demiri; tahıl, sebze, süt ve deniz ürünlerinden magnezyumu; balık ve diğer deniz ürünlerinden selenyumu; yumurta, et, süt, tahıl ve deniz ürünlerinden çinkoyu sağlamak mümkündür. Ancak bu besinlerin hepsinin gün içine dağıtılarak ve hasta olmayı beklemeden tüketilmesi gerekmektedir. Nedeni ise, yapılan çeşitli araştırmalar koruyucu olanın düzenli beslenme olduğunu ortaya koymaktadır.  Bu mevsim soframızdan eksik etmememiz gereken sebzelere kısaca değinmek gerekirse;

1 - Havuç: Özellikle A, B1, B2 vitamini ve lif kaynağı yönünden çok zengin olup, enerji vermekte, karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolün dengelemesine yardım etmektedir. Su içeriği yüksek olduğu için şeker hastaları rahatlıkla tüketebilmektedir. Ayrıca mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Ancak pişirildikten sonra içindeki maddeler çok kısa bir sürede toksik maddelere dönüşebildiği için kısa sürede tüketilmesi gerekmektedir.

2- Ispanak: Her ne kadar Temel Reisin abarttığı kadar(!) olmasa da önemli miktarda demir içeren ıspanak, diğer yapraklı sebzelere oranla daha çok protein içermektedir. Tansiyonu düşürmekte, kan pıhtılaşmasını azaltmaktadır. Betakaroten içerdiği için yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkilidir. Ayrıca yapılan araştırmalar sonucu bağışıklık sistemini güçlendirdiği ortaya konulmuştur.

3- Kabak: Yaklaşık 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının dörtte birini karşılayabilmektedir. Haşlanmış kabakta bulunan karoten maddesi etkili bir antioksidan olarak önemlidir.

4- Mor ve Kara Lahana: Kalsiyum, bakır, demir, potasyum ve C vitamini bakımından zengindir; ayrıca kükürt içerir. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha yararlıdır. Kansızlığı (anemi) giderir, diüretik (idrar söktürücü) özelliğe sahiptir. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır ve pekliği( kabızlığı) giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Sarılık ve safra kesesi hastalıklarına karşı yarar sağlamaktadır. Romatizma, siyatik, lumbago gibi hastalıklarda yararlıdır. Ancak guatrı olanların tüketmeleri sakıncalıdır.

5- Kereviz: Kükürtlü sebzelerdendir ve kesildikten sonra en kısa sürede tüketilmesi yararlıdır. Sakinleştirici özelliğinin yanı sıra kanı temizler, kilo almayı önler ve böbrekler için çok yararlıdır.

6- Bal kabağı: Yüksek A vitamini, fosfor ve kalsiyum içeren bal kabağı sadece tatlılarda değil; çorba ve mezelerde de kullanılmalı. Ayrıca lifli yiyeceklerin sık tüketiminin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

7- Brokoli: A vitamini ve potasyumdan zengin ve folik asit için iyi bir kaynak olan brokolinin mineral kaybı en az olacak şekilde pişirilmesi çok önemlidir. Bu nedenle az pişirilmeli ve haşlama suyu dökülmemeli ve çorba ve makarna yapımında kullanılabilmektedir. 

8- Brüksel lahanası: Kükürtlü sebzeler grubunda olduğu için güçlü bir kanser savaşçısıdır. Az pişirilmesi veya çiğ tüketilmesi daka fazla yarar sağlamaktadır.

9- Soğan: Sarı ve beyaz olanların besin öğeleri biraz daha yoğun olmasına rağmen her ikisi de güçlü antioksidandır. Savunma sistemini güçlendirir. Grip, nezle, astım gibi enfeksiyonlarda sarımsakla birlikte etkin bir role sahiptir. Öksürük söktürücüdür; bronşları temizler. Kemik erimesine iyi gelir. Kandaki şeker seviyesinin düşürülmesine yardımcı olduğu için şeker hastaları tarafından rahatlıkla kullanılabilir. İdrar söktürücü yani ödem söktürücü özelliğe sahiptir. Böbreklerde biriken kum ve taşların dökülmesine yardımcı olarak böbrek ağrısını dindirir. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında kullanılır. Kalp damar sağlığı açısından faydalıdır. Çiğ olarak tüketildiğinde mideyi güçlendirir, sindirim sistemini uyarır, idrarı artırır. Ancak mide rahatsızlığı olanlar çiğ olarak tüketmemelidir. Kırmızı soğan sigara içenlerde biriken nikotinin vücuttan atılmasında önemli bir role sahiptir. Kanda yükselmiş olan lipit miktarını düşürür. Safrayı incelterek, karaciğerin rahat çalışmasını sağlar.

10 - Sarımsak: Enerji verir. Kükürt ve sülfürden zengin olduğu için güçlü bir kanser savaşçısıdır. A, B, C, P vitaminleri içerir. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler. İştah açar ve enerji verir. Aynı zamandahazmı kolaylaştırır ve kabızlığı giderir. Romatizma ve eklem iltihaplarına karşı da yarar sağlar.

11- Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt “oluşmasına yardımcı olur. Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini korumakta, oralardaki yaraların iyileşmesini büyük ölçüde sağlamaktadır.

12- Pırasa: Pür hassa yani hassa, vitamin dolu anlamına gelan bu sebze, damarları koruduğu pek çok araştırmayla belgelenen “kaempferol” adlı flavonid pırasada bol miktarda bulunur. Bu bileşen, damar astarlarını aşırı aktif oksijen moleküllerine ve tahribata yol açan diğer faktörlere karşı korumaktadır. Bazı çalışmalarda, “kaempferol”ün nitrik oksit üretimini arttırarak damaları rahatlattığı yönünde sonuçlar elde edilmiştir. Pırasa bu özelliği ile yüksek tansiyonu düşürmek için tüketilebilecek sebzeler arasında yer almaktadır. Pırasa, güçlü bir antioksidan olan “polifenol” içerir. Bu antioksidanlar vücudumuzda bulunan ve çeşitli kronik hastalıklara zemin hazırlayan serbest radikallere karşı koruma sağlamaktadır. İhtiva ettiği K, A, C, B6 vitamini, manganez ve demir mineralleri bakımından zengin olan pırasa vücudumuza enerji sağlamaktan, kemik ve doku gelişimine katkıda bulunmaya kadar pek çok yararı bulunduğunu söyleyebiliriz.

13- Maydanoz: Mide novaz yani mideyi iyileştirici özelliğe de sahip ve İdrar söktürücü olan maydanoz C vitamini açısından çok zengindir. Aynı zamanda A vitamini ve potasyum için iyi bir kaynaktır. Taze tüketilmesi, pişmiş haline göre daha besleyici olmakla birlikte, ödem atıcı olarak, kaynatılıp suyu içilebilir. Yüksek tansiyonu düşürür, kalbin yorulmasını önler, kansızlığı giderir, safra akışını kolaylaştırır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olmaktadır.

14- Patates: Yüksek miktarda nişasta, B ve C vitamini içermesine rağmen, pişirme esnasında ciddi kayıplara uğrar. Aynı zamanda sinir sisteminin düzenli çalışmasını engelleyen bazı toksik maddeler de içerir ve bu toksik maddeler ancak çok iyi pişirildiğinde etkisiz hale gelir. Bu yüzden patatesin çok iyi pişirilmesi de gerekir. Kabuğunun çok ince soyulması vitamin kaybını azaltmak için çok önemlidir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar. Antioksidanlar yönünden çok zengindir. Kandaki şeker seviyesini düşürerek kanı temizlediği için şeker hastaları rahatlıkla tüketebilir. Susuzluğu ve karaciğer şişliklerini giderir.

15- Salatalık: Özellikle cilt bakımının vazgeçilmez ürünlerinden biri olan ve kükürt içeren salatalık; vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırmasının yanı sıra kolesterolü düşürür. Kasları gençleştirerek; deri hücrelerine elastikiyet verir. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntı, pullanma ve gerginliği önler. Kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır.

16- Turp: Özellikle siyah turp, çok daha yüksek miktarda besin öğesi içerir ve böbrekler için yararlıdır. Potasyum için iyi bir kaynaktır. Halsizliğe iyi gelmekte, tokluk hissi sağlamakta ve bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının giderilmesinde iyi bir yardımcı göreve sahiptir.

17- Şalgam: Kalsiyum, demir ve magnezyumdan zengindir. A, C ve B vitamini içerir. Kalsiyum, potasyum ve demir içerir. Kemik ve dişleri güçlendirir. Daha çok suyu tüketilir. İştahı açar. Vücuttaki toksinleri atmak için hem yenmesi hem de suyunun tüketilmesi oldukça sağlıklıdır. Mide ve karaciğere faydalıdır.

18-Roka ve tere: Yapılarındaki mineraller ve vitaminler sayesinde, kanı mikroplardan temizlemekte, hastalıklara karşı direncimizi artırmaktadırlar. Böbrek taşlarını eriterek düşmesini kolaylaştırmakta ve kandaki şeker oranını düşürülmesine yardımcı olmaktadırlar. Özellikle de İyi bir C vitamini kaynağı olarak bilinirler.

19- Rezene: Uçucu yağlar içerdiğinden kaynatılması yerine sıcak suda bekletilmesi tercih edilmelidir. Anne sütünü artırma konusunda önemli yardımcılardan biridir. Kalsiyum, potasyum gibi minerallerin yanı sıra B vitamini de içerir. Vücut direncini artırır. Düzenli kullanıldığında kolesterolü düşürmeye yardımcı olmaktadır.

20 – Karnabahar: Vitamin ve mineral yönünden zengin olan karnabahar, zihinsel ve bedensel yorgunluk için önemli bir sebzedir. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlamakta, vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırmaktadır. Yapısında A, C, B1 ve B2 vitaminleri bulunduran karnabahar kolesterolü düşürmekte, lifleri sayesinde, kabızlığı gidermektedir. Bol miktarda kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir içermekte ve romatizma ağrılarına iyi geldiği bildirilmektedir.

Sağlıklı, mutlu güzel bir bahar mevsimi diliyor, saygılar sunuyorum.