Pek Muhterem, Ali OSMAN Beyefendi Kardeşimizin, 26.10.2017, saat 23.20 i’tibariyle, “Buhtan-İftira ve İtham’lara Reddiyye!.. (4)” serisiyle alakalı olarak yorumunun cevabıdır. Tasarrufu, himmet’leri, her dâim üzerimizde bulunan Hazretimiz (K.S.) Efendi Hazret’lerinin, bu zemin’de, Kendisine ve Tecdidine vâki iftira, bühtan ve ithamlara cevaplar verildiğinde, himmet’lerinin ziyâdeleşmesi ümîd olunur. Sizlerdeki inşirah, İnşâ Allah! bu sebebe mebnîdir. 

Değer’li Kardeşimiz, “MAHMÛDΔ, Remzini kullanan Beyefendinin, 27.10.2017, saat 08.47 i’tibariyle, “Buhtan-İftira ve İtham’lara Reddiyye!... (4)” serisiyle alakalı olarak yorum’larının cevabıdır. 

Azîz Kardeşim. Evveliyyetle tebârüz ettirmek isterim ki, “Sakal Bırakmak”, Türkçe’mizde öyle ifade ediliyor. Sünnet-i Seniyye’ye uygun bir şekilde sakallı olmak, Sünnet-i Zevâid’dendir. Yâni, sakal bırakmak, farz, vâcip, (amelen farz), Sünnet-i Müekke’de, (amelen vâcip) değildir. Beş vakitte ezan okunması, Ramazan aylarında, mukabele (Hatmi Kur’ân) sünnet-i Kifaye olmakla birlikte, i’tikâf gibi, terki halinde, topyekûn bütün ümmete isabet edecek belâ ve musîbet’lere sebebiyyet verecek Sünneti Hüdâ’dan da değildir. 

Bu zâid sünnete temessük edenler, elbette ecir kazanırlar. Zâid de olsa, herhangi bir sünneti temessük ve ittibâ Şefa’at-i Resûllah’a da, vesiyledir. Fakat, meşrû ma’zeretleri bulunan veya inkâr etmeden, tahkîr etmeden, küçümsemeden, ihmal edenler için azap-itap yoktur. Bunlar, niçin bu sünnete temessük-ittibâ etmiyorlar? diye ta’yip edilemez-kınanamaz. 

Hazreti Üstaz’ımızın tâ başından beridir, Medrese talebeliği, Müderrisliği ve Dersiâm olarak, tecdîd, ihda, irşâd vazifesini deruhte ettiği yıllarda ve Tasarruf-u Hakîkî ve bâtıniyye’ye geçinceye kadar, Sünnete uygun, sakalı vardı. Sünnete uygun sakal “Kabze”, miktarında, parmak uçlarının veya parmakların tutabileceği kadar uzaması-uzatılmasıdır. “Kabze”yi, ba’zı müçtehidler parmak uçlarının tutabileceği kadar uzatılması, diğer ba’zıları ise, çeneden i’tibâren her kişinin, bir elinin dört parmağı kadar uzatılmasıdır, demişlerdir. Hazreti Üstaz’ımız, ikinci şık içtihadı uygun bulmuşlar, şimdilerde “Kirli Sakal,” ta’bir edilen az uzatmayı değil, dört parmak kadar uzatmayı tercih etmiştir. 

Sünnete uygun olmayan, ba’zı, Hıristiyan Mezhep’lerinin papazlarına benzer uzun ve geniş, “Kürek gibi Sakal”, ta’bir edilen sakallar, kişinin, kişilerin, hamakatlarına delâlet eder denilmiştir. Geniş ve uzun, kürek gibi, bir sakalı olan âlim, mutala’ası sırasında, “Uzun Sakal’ın kişinin hamakatine delâlet ettiğine” dâir, ibareyi okuyunca, ışığından istifade ettiği, mumu, eline almış, sakalını sünnete uygun hale getirmek için uçlarından yavaş-yavaş, yakmaya başlamış, uzun sakal yağlı olduğu için, bırakınız sakalı, yüzü-alnı da fecî şekilde yanmış. Bir taraftan yanık acısıyla kıvranırken, “Tiz! Bana, divid-Hokka getiriniz,” diye haykırmış. Divid-hokka getirilmiş, hemen, mutala’a ettiği kitabın kenarına, berkenâr olarak, “El’hak, Savab’dır, Bizzat Tecrübe olunmuştur kaydını düşmüştür. 

Hazreti Üstaz’ımızın ilk talebesi, neredeyse, tamamı, Diyânet İşleri Reisliğinde, müftü-Vâiz, Kur’ân Kursu muallimi, imam-Hatip, müezzin-kayyîm olarak, vazife almışlardı. Her ne kadar, Diyânet İşleri Reisliği bünyesinde de olsalar, devlet me’muru sayıldıkları için, zâten sakal bırakmaları yasaktı. Diyânet İşleri Başkanlığı bünyesinde vazife alanların, sakal bırakmaları, Kılık-Kıyâfet Yönetmeliğinin değiştirilmesi üzerine ancak son yıllarda mümkün olmuştur. Zâid de olsa, bir sünnete temessük ve ittiba için yaşlı-genç olmasına bakılmaz, az sayıda yaşlıların dışında mesâfeli olunmasının sebebini ben de bilmiyorum. Hazindir, bu satırların yazarı da onlardan birisidir. 

Aziz ERTUĞRUL Kardeşim. 27.10.2017, saat 23.42, i’tibariyle, muhtemelen, “Buhtan-İftira ve İtham’lara Cevaplar!... (4)” serisiyle alakalı olarak Yorumunuzun Cevabıdır: 

Aziz Kardeşim. Zaman, “siz haklıydınız, biz haklıydık, gördünüz işte, şimdi biz haklı çıktık,” deme zamanı değildir. Türkiye’de, din eğitimi, bütünüyle felç olmuştur. Dolaysiyle de, Diyânet İşleri Başkanlığı da tıkanmıştır. Ahirzaman alâmetidir; Diyânet İşleri Başkanlığı’na alınacak, imam-Hatip, müezzin-Kayyîm’ler için, İş ve İşçi Bulma Kurumu tavassut etmektedir. Camii’leri, vâiz’siz, imam-Hatip’siz, müezzin-Kayyîmsiz, Kur’ân Kurs’larını muallimsiz bırakamayız. Daha önce de yazmıştım; Diploma ise diploma, sertifika ise sertifika, lisans-lisanüstü, Doktora ve titr ne lâzım gelirse gelsin, is’af etmeliyiz. Zâten, 4-4 neredeyse, mecbûrî gibi, daha sonraki 4, hariçten okutulabilinir. Medrese’lerde, sarf-nahiv, metinler en az okutabilecekleri kadar ta’lim edilir. Hariç’ten, lise seviyesine kadar tahsilini getirmiş olanlar, 2 yıllık Önlisans İlâhiyat Yüksek Okullarının imtihanlarını çok kolay kazanırlar. İmam-Hatip’lik, Kur’ân Kursu muallimliği kendilerine açılır. İlâhiyatta Lisans eğitimi alanlar için de, vâiz’lik, müftülük yolu açıktır. Kendi kabuğumuza çekilerek, sütre gerisinde ne yaparsak yapalım, İslâm’a ve ehl-i Sünnet akidesine ve Yolumuza hizmet edemeyiz... 

Pek Muhterem, “İSTANBULLU”, Remzini kullanarak yorum yapan Değer’li Kardeşimiz, 29.10.2017, saat 21.58, i’tibariyle ve “Yorumculara Cevaplar! (3/52)” serisiyle alakalı olarak Yorumunuzun Cevabıdır: 

Bilmukâbele selâm’larımı sunar, Müstecâb du’â’larınızı beklerim. Efendim. 

Değer’li Kardeşim, Erhan YILDIZ Beyefendi. 29.10.2017, saat 23.49, i’tibariyle yaptığınız yorumunuzun cevabıdır: 

Aziz Kardeşim. Beyninizde oluşturduğunuz tezâd ve tenâkuz’lar, aslâ bizi bağlamaz. Bu zeminde yazdıklarımızda gerçekten bir tezâd ve tenâkuz varsa, müdellel bir şekilde ortaya koyarsanız, önünüzde eğilir, ceketimizin düğmelerini iliştirir, başta, Zât-ıâlinizden ve diğer bütün bu zemine katkı veren Kardeşlerimizden özür dileriz. İğneleyici, acıtıcı, incitici kelime ve kelâm’a muhatap olmamak için, evveliyetle, siz, acıtıcı, yaralayıcı, incitici sözler söylemeyeceksiniz. “İncinseniz de, İncitmeyeceksiniz.” Bu zemine katkı veren, bütün Kardeş’lerimiz, gerçekten bizim Kardeşimiz, velîni’metimizdirler. Durup dururken insanları niçin “Kınamaya gayret edelim?” 

Azîz Kardeşim. Benim, Devr’in Büyüğünün, emri, izni ve rızasıyla katıldığım bütün toplantılar, yaptığım, bütün görüşmeler, görüştüğüm, bütün zevât, sadece ve sadece, “Def-i Mazarrat, Celb-i Menâfe’attan Evlâdır,” Kâide-i Külliyesi’nin hükmünün is’afı içindi. Bilmem anlatabildim mi?!... 

Bahsettiğiniz toplantıya kimin emri ve müsaadesi ile katıldığımı, niçin katıldığımı da, müsâid bir zamanda ve bir başka vesiyle ile anlatırım... 

Değer’li Kardeşim, İmran Tuna Beyefendi. 05.11.2017, saat 23.52, i’tibariyle ve “Yorumculara Cevaplar ve Mutala’alar!.. (3/3)” serisiyle alakalı olarak yaptığınız – Bu yorumu bir ayda yazmıştım buyurduğunuza göre- bir aylık bir zaman zarfında, yaptığınız yorum’da, daha önce, muhtelif yorumcu zevâta verdiğimiz cevabî yazıları aynen aktarmışsınız... 

Bence bir beis yok! Bu yazılar, Haz.Üstaz’ımızın, Rahle-i Tedrisinde bizzat veya bilvasıta bulunmuş, Evlâdı’nın, İmam-ı Rabbânî Evladı’nın, destanıdır, Şeref Levha’larıdır. Haz.Üstazımızın, Tecdîd, ihdâ ve irşâd’ının, İmam-ı Rabbânî Evladı’nın tarihçesinin satır başlarıdır. 

Uzun aktarım ve iktibas’tan sonra, şahsî yorumunuza bir baktım. Acabâ, yeni bir şeyler var mı, diye? Kusura bakmayınız, yeni hiçbir fikir kırıntısına rastlamadım. Bu bakımdan, uzun uzun cevaplandırma lüzumu hissetmedim. Yalnız, dünya ve âhiret hüsranına uğramamanız için, Sâbikûn’a, hizmet’leri sebkat eden, bu Ümmet’in evvelîni’ne, ta’n etmekten sizi, tahzûr ederim. 

Biz, Haz.Üstaz’ımızın “Bitemâmihâ ve Bikemâlihâ,” tasarrufları tahtında, İmam-ı Rabbânî Evlâdı’na, (dünyevî ve zâhirî umûr’da) idarecilik etmiş ve etmekte olanlara, bilâ istisnâ, “Büyüğümüz,” ehl-i Beyt’den olan, Üstaz’ımızın göz bebekleri, hafîd’lerine de, “Seyyidimiz, Seyyide’miz,” diye hitap ettik-ederiz. (Lütfen zahmet buyurunuz, bir ay daha çalışarak arşivlerdeki bu husustaki yazılarımızı da bulunuz.) 

Doğumlarını, daha dün gibi hatırladığımız ve Torunumuz yaşındaki Azîz Kardeşlerimize, “Ağabey”, dememiz samîmiyyetsizlik olmaz mı?!... Kaldı ki, “Kardeşliğin”, Arapça karşılığı, kullanıldığı yere göre, “Ehâ, İhve, Ehî, İhve, İhvân,” yerine göre, küçük kardeş-Birâder olarak yerine göre de, Büyük birader, Ağabey olarak kullanılmıştır. 

Aziz Kardeşim. Hani denilir ki, amâ’lar, dolma yiyorlarmış, içerisinden birisi, yanındakine, “dolmaları niçin ikişer ikişer yiyorsun?” demiş, diğerleri, “benim ikişer ikişer yediğimi nasıl gördün?” deyince, “Ben ikişer ikişer yiyorum da, senin de, ikişer yediğini zannettim,” demiş! 

Sizin Beytü’l-Mâl hassasiyetinizin sebebi bunun gibi olmasın! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İstanbullu 2017-12-06 00:20:09

ERTUĞRUL KARDEŞE-2 Değerli kardeşim, yazsam mı yazmasam mı diye bir hayli düşündüm. İmran Tuna kardeşe bir cevap yazmak benim de içimden geçti. Ne var ki duruşuna bakınca cevabımın bir işe yaramayacağına kani oldum. Ama yazılacak cevap sizinki gibi de olmamalı diye düşünüyorum. Siz, kardeşin yaşını sorarak, edebe mugayir olduğunu söyleyerek fikirlerini değil şahsını hedef almışsınız. Bu, netice alıcı bir tavır değildir kanaatimce. Oysa fikirlerine karşı konulabilecek birçok delil vardır. Ha, arkadaşımız hakikaten edep hudutlarını zorlamış. Yazısını Mustafa Hocamızın ve onun gibi olanların makam mevki peşinde oldukları, umdukları verilmeyince itaatten çıktıkları gibi tamamen indî, tamamen akıl ve hakikat dışı iddialar üzerine çatmış. Mustafa Akkoca, ne bu yolun başını inkâr ediyor, ne bağlarını koparıp attığını söylüyor. Hatta bunlara karşı aşırı bir hürmet bile gösteriyor denebilir. Ha, yanlışa yanlış deme cesaretini gösteriyor. Allah razı olsun. Bundan dolayı tebrik etmek dururken ko

Avatar
İstanbullu 2017-12-03 13:04:43

İtinalı cevaplarınız için teşekkür ederim. Selam ve hürmet.

Misafir Avatar
ertugeul 2017-12-06 21:57:58 @İstanbullu

Istanbullu kardes zatialiniz gibi uslubu temiz ve ahlaki mümtaz birisine fikirlerimiz ayrida olsa olsa yazmak ne yorar nede üzer.Burada güya bu yolun mensubu oldugunu idda edipte ne galiz seyler yazanlara rastladik.Hocamizda tabiki onlara anladiklari dilden cevaplar verdi veriyorda.Uslubu beyan ayniyla insan denmistir.(söz söylersen öyle bir söz söyleki sözünden ibret alsinlar bilmezsen susda seni bir adem sansinlar) denmistir baki selam birbirmize Dua edelim

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
ertugrul 2017-12-05 02:57:23 @İstanbullu

Aziz istanbullu remzini istimal eden kardesim, hocamizin önceki yazilarinda bana bir dizi cevap yazmissin sonradan okudum ALLAH ilminizi ziyade fikhinizi vasii kilsin.
Ben öyle uzun uzadiya degilde size alel-iktisar bir kac hususu derhatir edecegim.Evvelen malumdurki mesayihi naksibendiyye hem Seriatta ve hemde Tarikatta müctehiddirler.Binaaen-alazalik ezcümle RABITA,yi maide suresindeki"sadiklarla beraber olunuz ayet,inden ve dahi sünneti seniyyeden sahabenin hayatindan istihrac etmislerdir.O vakittte bu bugünki gibi tertib edilmemis, fakat yasaniyordu. Hz ebu bekrin" ya resülellah! sen hic aklimdan cikmiyorsun devamli gözümün önündesin" sözü buna delildir.Saniyen nevafilde sekil sart degildir mesela ben her günn 10 sahife Quran okumayi vird edinmisim, vakit olursa okuyorum, sen bana kalkip bunun delili varmi dersen, yanlis bir söz etmis olursun.Maneviyat sahasinin seraiti nevi sahsina münhasirdir bunun ilmini bilmeyen fehm edemez.Zayif hadisde hadistir neticede selam ve dua

Beğenmedim! (0)
Avatar
İstanbullu 2017-12-05 19:08:15

ERTUĞRUL KARDEŞE... Değerli kardeşim, kıymet vermişsiniz, vakit ayırmış, cevap yazmışsınız; teşekkür ederim. Allah sayinizi meşkûr eylesin. İyi niyetle hareket ettiğinizden emînim. Son yazdıklarınız hakkında da söyleyeceklerim var ama görüyorum ki sizin de benim yazdıklarım üzerine söyleyecekleriniz hep olacak. Bu yüzden bu yorumunuz üzerine söyleyeceklerimi kendime saklıyorum. "Aziz kardes EZANI MUHAMMEDI ibadet degilmi??” sözünüz üzerine de bir tek cümle yazayım demiştim, vazgeçtim. Değerli kardeşim, benim suallerimin tek gayesi var, hakikate ulaşmak, evvelce de söylediğim gibi mutmain olmak; başkaca bir derdim yoktur. Faruk Nafiz bir şiirinde "Bir devâ bulmak için bağrındaki yaraya/ Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya” der. Bağrımızdaki yaraya deva arıyoruz. İnsanız, düşünüyoruz. Bu hâssayı kaldırmak mümkün değil. Ha, biz çabalarız da cevap bulamayız. Cevabı isteriz ama şart değil. Çıkmazsa bildiğimiz minval üzre hayatımıza devam ederiz. Selam ve hürmetler ederim.

Avatar
İstanbullu 2017-12-06 00:33:38

ERTUĞRUL KARDEŞE 2'YE İLAVE: ... Bundan dolayı tebrik etmek dururken "kopmuş” göstermek Müslüman kârı mıdır? Sordum ve bitirdim. NOT: İmran Tuna kardeş cevap yazmaya kalkarsa... Şimdiden söyleyeyim, ben onu muhatap alarak bir şey yazmadım. (Bu bir küçümseme değildir) Tartışmanın faydasına inanmayanlardanım. Bağlılık hislerine hürmet ederim. Ama tek doğrunun kendininkiler olduğunu da düşünmemeli insan. Sonra muhatap alınan kişinin şahsına hürmet etmeli, sadece katılmadığımız fikirlerinin karşısına edeple kendi fikirlerimizi koymalıyız. Alan alır almayan almaz. Suçlamalarla, hakaretlerle varılacak bir menzil yoktur. Bir de biz en fazla 1000 karakter yazabilirken İmran Tuna kardeş nasıl o kadar uzun yazabilmiş, sırrını bilen varsa bize de öğretsin.

Avatar
İmran tuna 2017-12-04 01:00:20

Mustafa akkoca ''bey'' size tek bişey diyeyim bu seferlik . Uzatmaya gerek yok . ALLAH C.C sonumuzu hayırlı eylesin . CENABI HAK son nefes dahil başımıza gelen ve kıyamete kadar gelecek bey abilerimize şimdiden bütün kalbimle
itaat ediyorum. ALLAHIM Bu niyetten ayırmasın.. malesef sizin dualarınıza pek uymaz ama napalım inanç itikat meselesi .. ALLAHIM ABİMİZİN EMRİNDE OLAN HİÇ BİR KARDEŞİMİZE (siz ve sizler gibi ) BAŞIMIZDA BULUNAN EMİRİMİZE İTAAT EDEMEME NASİPSİZLİĞİNDEN MAHRUM BUYURSUN. Amiiiinn.. birde beytulmal ile alakalı .. hiç mahzun olmayın .şayet bnde birgün o hakka girersem sonum sizin gibi olup senin gibilerin yanında saf tutanlar olurumm ( ALLAH MUHAFAZAA ) bunun şuurundayımm . .

Avatar
İmran tuna 2017-12-04 12:31:10

Ebu hureyre hazretletinin rivayet ettiği hadisi şerifi bilirsiniz. Bem hatırlatmış olayım.. اطاعنى فقد اطاعالله و من عصانى فقد عصىالله ومن اطاع أميري فقد أطاعنى ومن عصى أميرى فقد عصانى bu yeter size . Anlama Nasibiniz varsa anlayabilirsiniz. İnsanın şaşılası geliyor . Şu devasa hizmetler devam ederrken sizlerin zoruna giden ne oluyorda bunu kabullenemeyip takoz olma gayretine giriyosunuz . Anlaşılacak gibi değil.. şunu herkes ama herkes çok iyi bilir . Sizde anlarsınızda işinize gelmediği için içinizde gizleyebilirsiniz. Diyeceğim
şu ki , hizmetlerin içerisindeyken sohbetler ve konferanslarda halka hitap ettiği zaman dağı taşı inleten ler
( hani sizin hurmet ettiğniz kopmuşlar varya ) ne zamanki hizmetleri kendilerine mal edip , yahu biz bu davaya lazımız. biz olmasak bu iş gitmez . Ve biz daha yükseklere layığız ama niye bize vermiyolar bu işi (anlarsınız siz o işi ) diyenler hizmetlerin içinden madden emirimiz K.KACAR ve A.A.DENİZOLGUN abilerimizin ve manen HZ.ÜSRAZIMIZIN tensiplerinin dışında kalanlar . Bu kopuşlardan sonra baktılarki umdukları kadar bi cirimleri yokmuş . Yahu ben aynı ben ne oldu bana ne bende eskisi gibi o heyecan o konuşma o hita et var .. nede vaazlarımla coşan bir cemaat var Allah Allah ne olsa gerekk .. dediler. dediniz .. diyeceksiniz... 3 . 5 tane kendinde varlık . Benlik .ilim görenlerin sonları bize ibret almamıza yeterli oluyor. Nicee nice ,abilerimizin dizinin dibinde yıllarca bulunupta , sonlarının bu şekilde olmaları ne acıdır. Bundan hem ibret alıp maddi yakınlığın o kadarda öneminin olmayıp ( hani ikide bir övünüyosunuz ya , sabikun sabikun diye ) .önemli olan manevi teveccühlerine nail olmak.. olduğunu anlıyoruz ..hemde abimizin üstün firaset ve siyasi dehasını anlıyoruz. Oda şudur. Sizin gibileri yanı başında tutarak alenen fitne çıkarmanıza sebep olmuş . Artık o zehrinizi dışa vurmaya başlayıncada ipinizi kesivermişler. Allah muhaafaza buyursun.. size tavsiyem . Hali hayatınızdayken asıl siz ''ahiret yıkımına'' uğramamanız için huzurdan affınızı isteyip biatınızı yenilemeniz acizane tavsiye edilir. Kendinizi bu geminin dışında bırakarak nefsinize zulmetmeyin. Eyvaah dememk için.. kendinizi hz.Üstazımızın kurtaracağı ümidiyle avutmayın. Çünkü onun emirine itaat etmiyosunki üstazımız seni sizi kurtarsın ..

Misafir Avatar
ertugrul 2017-12-05 03:06:51 @İmran tuna

Imran Rumuzlu yasin kac bilmiyorum fakat Hocamiza karsi uslubun saygidan ve edebden uzak. ALLAH fravna dahi kavli leyyin ile söyle derken. sen bunca hizmeti sebkat etmis bir ALIM,e karsi böyle laubali ve lakaydi nasil davraniyorsun? Hocamiza akil verene kadar önce kendi noksanlariniin izalesi cihetine tevessül edersen bence cok daha hayirli is yaparsin.Imami rabbani Hz mektubatta ettariyku küllüha aadabun diyor duymadinmi hic? belliki hamsin toysun tifilsin derhal hocamizdan özür dile kendine gel yoksa esas kaybeden sen olursun. Sana abi nasihati ister tutarsin ister atarsin sana kalmis

Beğenmedim! (2)
Avatar
Üveys 2017-12-06 21:17:24

İmran Tuna kardeşim, Mustafa Hocamıza büyük haksızlık yapıyorsun. Bunun farkında bile değilsin.
Mustafa Hoca ve onun gibi hakikati ifade edenlerin kıymeti ilerde anlaşılacak.

Avatar
ertugrul 2017-12-06 21:40:26

Kiymet,li Istanbullu kardesim, cevaplariniz icin tesekkür ederim.
Haq teala hzleri iki cihan saadeti ihsan etsin.Hadisi nebevide( essuaal miftahul 3ilm) denir.Tabiki soracaksiniz arastircaksiniz,Osmanlinin teaali devrinde 3ilim soru cevap seklinde olurdu, cöküs devirlerinde ise Üstada sormak edebe mugayir kabul edildi.Elbette büyüklere hürmet ve sözlerine itimadimiz vardir. Fakat bende Her seyi tek tek arastirip edillei seriyyeden delilini bulmusumdurki, yazdim zatialinize.Tahkik yazilariniza hocamiz sirasi gelince en münasip cevaplari verecektir.Bende bir izafeyi zeyl kabilinden katkida bulundum hepsi bu.Imran rumuzluya gelince malesef tüm cemaatlerde oldugu gibi bizdede her seye at gözlügünden bakan tek tarafi gören, bir müfrit grup vardir, hep kendi yazdiklari söyledikleri dogrudur. Ehli necat onlardir gayrisi angarya mantigi düzeninde hareket ederler.Eedebi cercevesinde yazaydi tek sözüm olmaz, cevapda yazmazdim. Ama futursuzca yazdigindan hocamizin hukukuna sahib cikmaliydim