"Hocam NEDEN kimse bana selam vermiyor, benimle istediğim kadar ilgilenmiyor ve beni önemsemiyor...vb" şikayet ediyor.. O sevilme, kabul görme önemsenme ihtiyacını dile getiriyor. Yani var olmak istiyor. Varlığını diğer insanların gözünden hissetmek istiyor. Arkadaşımın bu serzenişi ruhsal ve sosyal  bir ihtiyaçtandır; onu dinledim. O dinlenilmiş ve anlaşılmış olmaktan dolayı önemsendiğini, ilgilenildiğini ve varlığını benim gözümden hissetti ve rahatladı.

Ve ona tek bir soru sordum, "nasıl davranırsak, insanlar bizimle daha çok ilgilenirler selam verir bizi önemserler? "

Bir süre düşündü, sessizlik yaşadık. Çayından bir yudum aldı ve, "evet hocam şimdi anladım ne demek istediğinizi... " demesine karşılık; "aklınıza gelen nedir?" diye sordum.

"Hocam selam almam için önce selamı veren ben olmalıyım, ilgi görmem, önemsenen olmak için de ilgilenen ve önemseyen olmalıyım... vb" derken rahatlamıştı. Karşımızdakinden istendik davranışı elde etmenin yolunu bulmuştu...

Bizim yaptığımız doğru soruyla doğru cevabı bulmaktı…

Önce sormamız gereken ise, "ne sorarsam kendime veya karşımdakine doğru cevabı bulabilirim/bulabilir..." 

Beynimizi soruna yönelik değil de çözüme yönelik hale getirmek için, "ne, nasıl, kiminle, ne zaman, nerede, ne kadar, ..." gibi açık uçlu sorularla yönlendirebiliriz... 

"Neden/niçin" le çözümsüz kalırız

Eğer, çözüme değil de sohbetimizin başında dile gelen, "NEDEN selam vermiyor" gibi..."Neden" ve "niçin" ile sorun odaklı yaklaşırsak çözüme ulaşmamız zorlaşır. Çünkü kendimize "neden" ve "niçin" ile başlayan sorular sorduğumuz da bu bir  şikayet olur ve beynimizin üreteceği cevaplar sürekli bizi haklı çıkartacak şekilde olmaya başlar. Haklı çıkmak "mağdur oluyorum, hakkım yeniyor..vb" hissi yaratacağından insanı mutsuz eder. Haklı olduğunu düşünmek stres nedeni

Haklı değil, Mutlu olalım

Haklı ama çözüme ulaşamayan mutsuzlardan olmamak için soruyu doğru sormayı öğrenelim ki doğru soruların üreteceği doğru cevaplarla çözüme ulaşalım haklı değil mutlu olalım

Vicdan tasfiye olmaz...

Herkesi kandırmak, üstelik de hiç bir zaman ortaya çıkmamacasına kandırmak çok mümkün. Ancak kendimizi de takmamaya başladıysak yani vicdan duyarsızlaştıysa, fazla da sorun yaşamıyormuş gibi olabiliriz. Bu durum sürekli gürültünün içinde yaşayanların zamanla gürültüye alışmalarını akla getirir. Ancak maruz kalınan gürültüye alışmış olsak da tahribat devam eder Bu durumda insan doğasına uymayan etik olmayan, ahlaken sorgulanan davranışlar içten içe ruhumuzu yıpratmaya devam eder. Etik dışı davranışlar çoğu zaman nedeni belirsiz huzursuzluklar, olumsuz duygu durumlarına neden olabilir. İç huzuru dediğimiz konu vicdana uygun davranmak sonucudur. Bana göre bu dünyanın cenneti vicdan rahatlığı, cehennemi vicdan rahatsızlığı, ibadet ise fıtrata uygun davranmak yani dürüst olmaktır

O, bir emeklidir

Anlattığını bir daha anlatıyor her defasında ilk defa anlatıyormuşçasına. Onu dinleyen ilk defa dinliyormuş gibi yapıyor kırmamak için. O bir amir olabilir sıradan bir memur veya işçi emeklisi de olabilir. Çoğumuz da aynı yapı gözleniyor ki, o da kendini görememek, dışarıdan nasıl göründüğünün farkında olamamak.

Düşünmek zor geldiği, kendisini güncellemeyi de kaçırdığı için sürekli şikayet çatışma, öfke, kırgınlık ve alınganlık üst safhada. O, çok şey görmüş, yaşamış ve gençlere göre daha tecrübeli olması kendisini her şeyden anlayan bilge kişi zannetmesine neden olduğu için etrafına sürekli ayar verme davranışını tarz haline getirmiş. "Bak o şu..." diye bir bilen konuşuyor edasıyla ayar veriyor her yere. Etrafındakiler onun yaşına başına hürmeten "mış" gibi geçiştirdiklerinin de pek farkında bile olamıyor çoğu zaman.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.