Rumlar, Türklerle silahlı çatışma ile başa çıkamayacaklarını anlayınca daha bir asır öncesinden mücadele yöntemlerini politik savaş olarak belirlediler. Başta ABD Senatosu ve Kongresi olmak üzere çeşitli ülkelerin Meclisleri ve sivil toplum örgütleri içinde faaliyet alanları yarattılar.

Bunun en güzel örneği 1974 Barış Harekatından hemen sonra ABD Kongresinde Menendez, Billirakis ve Joe Biden’in başını çektiği Yunan lobisinin çalışmaları ile Türkiye’ye silah ambargosu konmasını başarmaları. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra bu Yunanlıların istekleri doğrultusunda, politik amaçlı olduğu ve ABD’nin bölgesel çıkarlarına zarar verdiği ortaya çıkınca gene ABD Senatosunun aldığı karar ile kaldırıldı.

Kıbrıs Müzakerelerinin Crans Montana’da kopmasına ve çökmesine neden olan, Anastasiadis’in beceriksizliği değil, isteklerinin hiç bitmemesidir gerçekte. Karşısında Rumların her istediklerini vermeye hazır bir Kıbrıs Türkü Cumhurbaşkanı görünce, bir türlü isteklerinin sonunu getirmeyip, aldıkları ile yetinmedi ve “görüşmelerin çökmesine neden olan adam” ithamı altında kalarak masa başına yıkıldı. Şimdi dört dönüyor etrafta, “Ben masaya oturmaya ve müzakereleri sürdürmeye hazırım” diye. Ama Türk dış politikası uluslararası arenada Anastasiadis’in sırtına hem “çözümsüzlüğe sebep olan adam” yaftasını taktırmayı başardı, hem de artık “adada çözüm için Federasyon dışında başka bir yöntem düşünülmeli” fikrini kabul ettirdi.

Anastasiadis’in “Gevşek Federasyon”, “Merkezi gücü azaltılmış Federasyon” ve “Konfederasyon” kavramlarını sık sık dile getirmesinin nedeni de müzakerelerde uyguladığı yanlış strateji ve içine düştüğü siyasi çıkmazdan dolayı ABD, BM ve AB’den gördüğü baskı. Bu çıkmazdan kurtulması ve Federasyon tezine geri dönmesi gerekiyor ama bir türlü çıkış yolu bulamıyor.  

Müzakerelerin gittikçe “Rum çoğunluk idaresinden oluşacak Federal bir devlet” yönteminden uzaklaşması ve iki ayrı devletin gevşek işbirliği veya konfederasyonu fikrinin daha çok taraftar bulması Rumları, özellikle de Anastasiadis’i fena halde ürkütmüş durumda. İşin ucunda Kıbrıs adası üzerinde bir Türk Devletinin kurulması ve bu devletle ortak haklara sahip olacakları, adanın tümünü idare edecek olan yeni bir devletin kurulacak olması bulunuyor.  

  

Kendileri, adada Federasyon tipi bir çözümün temellerinin atıldığı “1977 Denktaş-Makarios Doruk Görüşmesi”nden sonra geçen 41 yıl içinde bu yönde hiçbir istek ve atılım göstermemelerinden dolayı da adada “Federasyon tipi bir çözüm” istediklerine kimseyi bir türlü inandıramıyorlar. Çözümü, kendilerinden ziyade Kıbrıslı Türklerin ısrarla “Federasyon”u istediğini yaymakla bulabileceklerini düşünüyorlar şimdi. Aynen Kıbrıs’ta sorunun 1963 yılında Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklere saldırması ile başladığını değil de, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin adaya çıkması ile başladığına uluslararası camiayı inandırdıkları gibi.

Bu nedenle şimdi Rumlar, Kıbrıs adasında süreklilik içerecek bir çözüme ancak “Mutlak Rum İdaresi altında Federal görünümlü bir hükümet kurmak ile ulaşılabileceğini” akıllara sokmak için yeni bir yöntem uygulamaya başladılar. 

Bu uygulamanın misyoneri Rum lider Nikos Anastasiadis’in ruhani başkanı olduğu Rum siyasi parti DISY’nin Genel Başkanı Averof Neofitu.    

Güya Neofitu Kıbrıslı Türklerle görüşmüş ve edindiği izlenimini de “Kıbrıslı Türk siyasi partilerle yaptığım temaslar çerçevesinde, Kıbrıslı Türklerin tutumuyla ilgili edindiğim izlenim iki toplumlu ve iki kesimli federasyonu Kıbrıslı Türklerin önemli bir bölümünün de istediğini ve Konfederal çözüm ile iki devletli çözümden korktuklarıdır...” cümlesi ile açıklamış. Yani bizler Konfederal çözümden çok korkuyormuşuz ve istemiyormuşuz demek istiyor. 

Dünkü gazeteler, DISY Başkanı Neofitu’nun II. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın evinde, eşlerinin de yer aldığı bir yemekte bir araya geldiklerini” yazmakta.

Neofitu da bu yemekten sonra bir tweet mesajı atmış ve paylaşımında “Kıbrıs’ın bölünmüş olmak için küçük, fakat Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler, Ermeniler, Maronitler ve Latinlerin tek vatanı olmak için yeterince büyük” ifadelerini kulllanmış.

Gazeteler, Neofitu’nun “Federasyonu Kıbrıslı Türklerin önemli bir bölümünün de istediğini ve Konfederal çözüm ile iki devletli çözümden korktuklarıdır” bilgisini kimden veya kimlerden aldığını, kaç yüz veya kaç bin tane Kıbrıslı Türk ile konuştuğunu maalesef yazmamakta.

Belli ki Rum siyasiler yeni bir algı operasyonunu işleme koymuşlar ve hem bizler Kıbrıslı Türkleri ve hem de dünyayı kandırmak için düğmeye basmışlar…  

Ne yazık ki daha başından birçok eski ve yeni siyasi bu oyuna düşmüş. Tabi burada bizim yapmamız gereken, uluslararası camiaya ne istediğimizi anlatmak zira Rumların bizim adımıza başlattıkları bu algı operasyonu oyunu bozmamız, sesimizi gür çıkarmamızla mümkün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.