SELİM OĞUR "BİÇİLMİŞ KAFTAN"LARA SESLENDİ 

Elif Günay'ın Selim Oğur ile yaptığı söyleşi sizlerle...

SELİM OĞUR "BİÇİLMİŞ KAFTAN"LARA SESLENDİ 

Elif Günay'ın Selim Oğur ile yaptığı söyleşi sizlerle...

07 Temmuz 2018 Cumartesi 17:21
7661 Okunma
SELİM OĞUR "BİÇİLMİŞ KAFTAN"LARA SESLENDİ 

Geçtiğimiz aylarda Arpej Yapım etiketi ile ‘Biçilmiş Kaftan’ isimli pop müzik tarzındaki ilk albümünü bizlerle buluşturan Selim Oğur bu albümü ile oldukça iddialı 

Albümle aynı adı taşıyan şarkısı, ‘Biçilmiş Kaftan’a albümün ilk klip çalışmasını çıkaran yakışıklı popçu, klibi ile de büyük beğeni topladı.

Bizler de yeni çıkış yapan başarılı şarkıcı Selim Oğur ile bir araya geldik.

Şimdi sizlerle...

Merhaba Selim nasılsın?

Çok iyiyim Elif, çok teşekkür ederim.

Albüm ile röportajımıza başlayalım istiyorum. Öncelikle hayırlı olsun. Nasıl karar verdin albüm çıkarmaya?

Albüm yapmak aslında her müzisyenin hayalidir. Benim de bu işe gönül verdiğimden bu yana en büyük hayalim buydu. Ortaokul sıralarında şiir yazarak başlayan serüvenim söz yazarlığı ve besteci kimliğimin oluşmasına fayda sağladı. Yazdıklarım boyumu aşınca, artık benden çıktı başkaları da duymalı dedim kendi kendime. Etrafımdan çok güzel tepkiler aldım hatta sahne performanslarımda internet üzerinden beni tanıyan insanların benim şarkılarımı istemesi bu hayalimin gerçekleşmesi için adım atmama vesile oldu.

Albüm hakkında bilgi verir misin? Kimlerin emeği var?

Arpej Yapım etiketi ile ‘Biçilmiş Kaftan’ isimli ilk göz ağrım 11 Mayıs 2018, Cuma günü yayımlandı. Albümde 6 (altı) şarkı yer alıyor ve her birinin sözü, bestesi bana ait. Eserlerin repertuvar süreci, ön çalışma ve stüdyo aşaması yaklaşık 8 (sekiz) ayda tamamlandı. Repertuvar çok kalabalık olduğu için çünkü kendime ait 600’ü aşkın eserim var. Bunları dinlemek/dinletmek epey zamanımızı aldı. Doğru şarkıları seçmek konusunda oldukça hummalı bir çalışma yaptık. Düzenlemelerini ise bu yolda karşıma çıkan en samimi insanlardan bir tanesi olan Ozan Gülek yaptı. Aynı şeyleri düşünüyor olmak ve hayalini kurduğunuz aranjelerin hayat bulmasını sağlayan bir aranjörle çalışmak, bir müzisyen için çok büyük bir şanstır. Ben çok şükür bu yönden çok şanslıyım. Dikilitaş Can Stüdyoları’nda kaydettiğimiz albümün kayıt-mix ve masteringlerini Ünal Aşkın üstlendi. Albümde emeği geçen müzisyenlere değinmeliyim çünkü onlar bu toprakların yetiştirdiği birbirinden değerli ustalar. Gitarların tamamı Selahattin Güzelel, Basgitarlar Kemal Büyük, Bağlama ve Buzuki’de Motor Ali Yılmaz, Trompet’te Hasan Gözetlık, Yaylı Tambur ve Perdesiz Gitar/Bas’ta Uğur Varol, Perküsyon Mehmet AKATAY, Kemanlar ise İstanbul Strings imzası taşıyor.

Albüme son anda almaya karar verdiğin bir şarkı var mı? 

Evet var, albümün üçüncü şarkısı ‘Kalbimin Efendisi’. Albüm bitmişti. Ambalaj tarihini bekliyordu. Yapım şirketleriyle görüşmeler yapıyordum. O sıra bu şarkı çıktı. Hemen Ozan’ı aradım. (Aranjörüm) Dedim ki; ben bir şarkı yaptım bugün uygunsan dinler misin? Demo kaydını yanıma aldım buluştuk. Dinledi ve dedi ki “Selim bunu albüme dâhil edelim!” Çok şaşırdım evet çok yükselmiştim şarkıma ama albüme koyabilir miydim şu süreçte bilemiyordum. Stüdyodaki müzisyenler dinlemiş demişler klip yoksa buna çeksin klibi. Ama yaz projesi olduğu için ‘Biçilmiş Kaftan’ gündemdeydi ve klibi hazırdı. ‘Kalbimin Efendisi’ benim için bir feryat bir yakarış, ümitsiz bir aşktan tutun, belki de alev alev perçinlenen bir duygunun çok da imkânsız olmadığını vurguluyor. Çok benden yana, çok benden ötürü yani. Şu sıralar dijital platformlarda Biçilmiş Kaftan’dan sonra en çok dinlenen şarkı olarak da kendini göstermeye başladı. Çok mutluyum söylemeden edemeyeceğim.

‘Çok Eminim’ şarkın sanki böyle bir düğün gibi geldi. Benimle aynı fikirde olan var mı?

Hahahahahha :) Aynen öyle aslında yola çıkarken bir tane de düğün şarkımız olsun dedik. Ama şarkı zaten hazırdı yani düğün şarkısı da yapalım demedik. Zaten sipariş üzerine beste yapabilenlerden değilim. Tamamen tesadüf oldu yani. Ben genelde o şarkımı sıcacık bir kumsal şarkısı olarak tanımlıyorum. Aranjeyi de çok sade tuttuk. Ama düğünlerde çalar sevilirse hiç de fena olmaz hani. 

Albümün ilk klibini albümün de adı olan ‘Biçilmiş Kaftan’ şarkına çektin. Neden ilk çıkışı bu şarkı ile yapmak istedin?

Yaz projesi olduğu için zaten kafamızda hareketli bir şarkı ile çıkış yapmak vardı. ‘Biçilmiş Kaftan’ çok sağlam bir radio şarkısı ve radyonun benim hayatımda önemi çok büyüktür. Özellikle İstanbul gibi büyük kentlerin keşmekeşinde kalan insanların, yoğun trafikte sürekli radyo dinliyor olmaları şarkılarımın kitlelere ulaşması için hali hazırdaki en büyük araç. Dolayısıyla ilk çıkış şarkısının radyolarda çok rahat çalabilmesi gerekiyordu. Şarkının dinamizmi, eğlenceli tavrı bizi hiç düşünmeden onu kliplendirmeye itti. E tabi tek başına da karar veremiyorsun, siz beni tanıyorsunuz ama arkamda koca bir ekip var. Dolayısıyla hepsinin fikri de olayın içerisine dâhil olmuş oluyor. Tecrübe benim çok önemli ve etrafımdaki bu işte tecrübeli olan büyüklerimi ya da bu sektörde deneyimli olan isimleri her zaman dinlerim. Tabi yine son kararı ben veririm içimin atmadığı hiçbir şeyi bana yaptıramazsınız. ‘Biçilmiş Kaftan’ çıkış için adı gibi Biçilmiş kaftandı.

Klip çekimleri nasıl geçti?

Kariyerimin en başında ömrüm boyunca unutamayacağım bir olayla karşı karşıya kalmış bulunmaktayım. Klip çekimlerimiz 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi olayına denk geldi maalesef. Anlayacağınız biz 2 yıldır bu albümü çıkaramadık. Kah olan olaylar, olayların sonrası bizim işimizi ertelememize sebep oldu. Klip çekeceğimiz gün 16 Temmuz sabahıydı. 15 Temmuz gecesi ben klip için alışverişteydim. Ve sabahına klibi çekemedik tabi ki. Pazartesi’ye erteledik. 18 Temmuz’da 12 saat süren hummalı bir çalışma ile klibi tamamladık. ADN Positive Reklam Ajansı’ndan Kaan Tutkun klibin yönetmenliğini yaptı. Görüntü yönetmenliğini en son Ufak Tefek Cinayetler dizisinden tanıdığınız Yalçın Avcı yaptı. Kreatif direktörler Can Tutkun ve Murat Volkan Ayvacı’ydı. Make Up Artist Esma Ufuk sihirli dokunuşlarıyla bizi alladı pulladı. Saçlarımla ilgili bütün sorunlu hallerimle sabırla ilgilendi. Ben çok titizim bu konuda sıcak bir taraftan zorladıkça daha da titizlendim. Süleymaniye’de Hayriye Hanım Konağı’nda çektik. Orası bir otel, otel müşterileri ile çok güzel anlar paylaştık. Klibin kamera arkası hepsinin cep telefonunda mevcut. Çok eğlendik gerçekten. Klipte Gizem Güpür isimli oyuncu bir arkadaşımız eşlik etti bana. Ayrıca Cem Şengül ve orkestrası da çatı çekimlerinde eşlik ettiler. Dansın, eğlencenin dibine vurduğumuz klipte yüksek enerjim set ekibine de yansıdı. Bu beni çok mutlu etti. Klip çekimimizin başındaki talihsiz olay yerini mutlu biten bir işe bıraktı. Setin sonunda tatlı yorgunlukla herkes hala Biçilmiş Kaftan söylüyordu.

Kimler bizim için biçilmiş kaftandır?

Ben bu şarkıyı yazalı 10 (on) yıl olmuş. O zamanları çok hatırlamıyorum ama şunu biliyorum. Bu soruyu çok soruyorlar bana hazırlıklıyım. Hayatıma dokunan, benim kalbimin en derin yerinden vuran insanı bulduğum gün ona benim için biçilmiş kaftansın diyeceğim. İlişkilerimde çok şey istemiyorum ama benim kırılma noktam: Sadakattir. Sadık olmak ve dahi dürüst davranmak benim olmazsa olmazımdır. Sadık ve dürüst olan benim için biçilmiş kaftandır.

Biraz seni tanıyalım istiyorum. Müzik hayatına nasıl girdi?

Çocukluk yıllarımdan itibaren müzik ile iç içe büyüdüm. Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum. Yani bir klişe var ya; saç fırçası, tv kumandası ya da parfüm şişesinden mikrofon yapıp ayna karşısında şarkı söylemek. Hah işte onu ben de yaptım. Eve gelen misafirlerin karşısına geçip sohbetlerine bi res verdirip Sezen Aksu’nun yeni albümünden şarkılar söylerdim. İlkokulda müzik derslerinde Müzik öğretmenim mandolin çalar ben de Nasıl Geçti Habersiz söylerdim. Anaokulunda uydurma sözlerle lambada söyleyip dans ederdim. Anaokulu müsameresinde de hatta bu şarkıyı söylerken özel kıyafetimle fotoğrafım falan var. Ortaokulda aynen devam ettim. İçimdeki şarkı söyleme hevesi dinmek bilmiyor ve her geçen gün açık bulduğu kapıdan sürekli içeri dalıyordu. Tarih derslerindeki başarısızlığımı Tarih konularını Sezen Aksu’nun şarkılarının melodileriyle ezberleyip yenmiştim. O konuların sıkıcılığı gidiyor. “Gülümse hadi gülümse yerine, Osmanlı Beyliği'nin kurucusu olan Osman Bey'in babası Ertuğrul Gazi.” diye ezberliyordum. Belki çok komik ama işe yarıyordu. Şiir yazıyordum ve deli gibi okuyordum. 1999 yılında klasik gitarla tanıştıktan sonra kendi söz ve bestelerimi yapmaya başladım. 2000 yılında Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği Türkiye Liselerarası Müzik Yarışması’nda kendi okul orkestramla Ankara bölge birinciliği, Türkiye dördüncülüğü aldık. Marc Anthony’den “You Sang To Me” adlı şarkıyı söyledim. Jüri’de şimdiki MSG (Musiki Eser Sahipleri Derneği) Başkanımız Candan Erçetin de vardı. O zamanlar onun da olumlu puanını almış olmanın haklı gururunu halen yüreğimde taşıyorum. Sahne tozunu yutmaya başlamıştım o yıllar benim miladım oldu. Hafta sonları küçük kafelerde şarkı söylerek serüvenim başladı. Yıllardır İstanbul’da ve Kıbrıs’ta birçok mekânda gitarımla akustik performans sergiliyorum. Orkestramla da birçok mekânda sahne almaya devam ediyorum. Hali hazırda Tarabya’da özel bir spor kulübünün bünyesinde her Cuma canlı performans yapıyorum.

Ailede var mı müzsyen?

Profesyonel anlamda bu işi yapan yok. Ama Annem’in çocukluk yıllarından güzel bir sesi ve performansları var. Babam da çok iyi bir dinleyicidir. Bestelerimin demolarını kaydettikten sonra ilk onlara dinletirim ve son derece objektif yorumlarını alırım. Çok emekleri var.

Kaç enstrüman çalıyorsun? Eğitim aldın mı yoksa kendin mi öğrendin?

Sadece gitar çalıyorum. Okul orkestrasında bana gitar çalan abimin emeği çoktur. Onun sayesinde çözdüm meseleyi. Ama sonrasında kısa surely ritim geliştirmek amaçlı bir eğitim aldım. 

Nerelerde sahneler aldın? Sahneler nasıl gidiyor? 

Beyoğlu Mest, Turkish Pub, Taksim Manno Bar, Beyoğlu Hamam, Taksim Şantiye Bar, Taksim Julien Bar, Fransız Sokağı Cafe De Lafee, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Konser, Fenerbahçe 2000 Balık Restoran, Maria’nın Bahçesi Küçükyalı, Kıbrıs Jasmine Court Hotel Roof Bar, Bellapais Boaters Pub/KIBRIS, Girne Liman Boasters Pub/KIBRIS, Kadıköy Shisha Pub, Kadıköy Hem Dem, Taksim Titanic Hotel Roof Bar, Bayrampaşa Titanic Hotel Roof Bar, Wish More Hotel Bayrampaşa, Salacak Sahil Red And Black Cafe, Tarabya TED Spor Kulübü Golden Chef Davet Restoran, Girne Passport Cafe&Restoran/KIBRIS, Taksim Feriştah Bar (Salsanat Live Performance) ve adını hatırlayamadığım bir çok mekanda sahne aldım. Bu isimlerden bazısı ya da bazıları kapanmış ismi değişmiş olabilir. Son tahlilde Tarabya TED Spor Kulübü Golden Chef Davet Restoran’da her cuma akşamı sahne alıyorum. Üç bölümlük tiyatral bir gösteri diyorum ben buna çünkü; o gece bir konsept belirliyorum ve onu seyirciye oynuyorum. O gece doksanlar olabilir, Sezen Aksu şarkıları, Yıldız Tilbe şarkıları, TSM şarkıları gibi. Mizah yeteneğimin farkındayım. Sezen Aksu ve Yıldız Tilbe taklidi yapıyorum. Sadece konuşarak değil şarkı söyleyerek de iyi yaptığım söyleniyor ben de sahnede bunu kullanıyorum. Çok eğleniyoruz seyirciyle hatta şöyle de söylerim hep; “bana oturmaya gelmiş gibi rahat olun zira size ben öyle davranacağım” Sahnede kendimi buluyorum. Asıl Selim orda çıkıyor ortaya.

Kıbrıs’a da gittiğini biliyorum. Sence yavru vatan olmasına rağmen Türkiye ile farklılıkları var mı, nelerdir?

Çok sıklıkla gidemiyorum maalesef. Ama sahne bağlantılarımız yeniden vuku bulursa seve seve gideceğim. 2007-2009 seneleri arasında orda yaşadım ben. Şahane iki yıldı. Gözde mekânlarda sahne yaptım ve oranın halkının sanata bakış açısına hayran kaldım. Çok eğlendiler, çok eğlendim. Eğlence başka bir boyutta orda, sanki her şey daha relaks. Işte Türkiye’de birçok mekân gereksiz prosedürler yüzünden ya da maddi bazı eksiklikler yüzünden müzisyenler mutsuz olabiliyor. Ben buna Kıbrıs’ta hiç rastlamadım. Türkiye ile arasında eğlence sektörü bazında bu farklılık dikkatimi çekti. 

“ÖZGÜN OLMAK EN BÜYÜK MESELE”

Sence iyi müzik yapmak nedir?

İyi müzik yapmak için iyi bir müzisyen olmak yetmez bazen. Yani aslında ben şarkımı yazdım besteledim. Sonra iyi bir aranjör bulmak lazım. Sizi doğru ifade etsin. Doğru enstrümanları kullansın. Mix ve mastering aşaması da çok önemli. Doğru tonlamalar ve doğru sound oluşturulamazsa iyi müzik olamıyor maalesef. Ben olaya biraz böyle bakıyorum. İyi müzik yapmak için sürekli çalışmak ve güncel olmak da gerekiyor. Dünyada neler oluyor? Müzik nereye gidiyor biraz bilmek gerek. Ben yapıyor muyum? Elimden geldiğince, evet. İyi sözler yazmak için okumaya, iyi müzik için araştırmaya çalışıyorum. Özgün olarak tabi ki kopyalarak değil.

“MABEL MATİZ, OZANLIĞA GİDİYOR”

Günümüzdeki yeni çıkış yapmış isimleri nasıl buluyorsun?

Selim Oğur’u beğeniyorum dermişim  Şaka tabi. Aslında deli gibi yeni çıkan isim takibinde değilim. Ama divaların yanı sıra genç isim olarak adlandırılan isimlerden Mabel Matiz’in ozanlığa doğru giden söz yazarlığı serüvenini beğenerek takip ediyorum. 

6 (altı) sıfır şarkı ile karşımızdasın. Büyük bir cesaret tebrik ederim. Eski şarkılara cover yaparak yeni single çıkaranlarla ilgili neler söylemek istersin? 

Tabi böyle beylik laflar söyleyip şimşekleri üzerime çekmek istemem. Benim için cover yapmak. Çok sevdiğim bir şarkıyı bir de kendi sesimden duysunlar “ben de bu şarkıyı böyle okuyorum” fikridir. Yapan arkadaşlara saygım var ancak ben üretmekten yanayım. Kalbimden kalemim vasıtasıyla kâğıda dökülen duygularımı melodilere bürüyebilme yeteneğini Allah bana nasip etmiş ise önceliğim bu olmalı. Kendi duygularım kendi kimyam kendi kazanımlarım. Benim için en büyük özgürlük insanın kendi yazdıklarını dile getirebilmesidir. Kendi şarkılarını söyleyebilmesidir. Yorumcu arkadaşlarımın da sıfır şarkıları öncelikle baza alması taraftarıyım. 

“İNSAN GAZETEYE DOKUNMAK İSTİYOR”

Sosyal medya hakkında neler söylersin? Bu kadar çok hayatımızın içinde olması ile ilgili neler söylersin?

Artık her şey sosyal medyada, gazete bile almıyoruz. Ayrıca insanlar sosyal medyadan birbirinin yüzüne söylemeye imtina edeceği her şeyi çekinmeden yazabiliyor. Hakaret içeren sözcüklerle dolu mesajlar yorumlar yazabiliyor. Çok kızıyorum bazen ama bana yazılanlarla çok da ilgilenmemeyi tercih ediyorum. Olumlu tarafları elbette var. Özellikle sosyal sorumluluk konularında örgütlenme amaçlı kullanıldığında müthiş. Öte yandan zaman denen en değerli kavramın elimizden kayıp gitmesinde en büyük araç. Ben memnunum. Ama bazen insan kâğıda gazete ile müziğe de CD ile dokunmak istiyor. Ama artık yok denecek kadar az. 

Şu sıralar en çok dinlediğin şarkılar nelerdir? Top:5’in nedir?

Top 5 ha, o zaman şöyle sıralayalım. En yenilerim bunlar bu arada sürekli değişiyor çünkü. Biraz seçiciyim.

5. Mabel Matiz – Sarmaşık

4. Sibel Can – Senden Başka Kimsem Yok

3. Aylin Coşkun feat. Hande Yener - Manzara 

2. Gökhan Tepe – Yandım

1. Sezen Aksu – Begonvil

Asla nasıl bir albüm yapmazsın?

Elektronik bir albüm bana gore değil diye düşünüyorum. Öyle bir albüm yapmam.

“SAHİP OLDUKLARIMA ŞÜKREDİYORUM”

Herkes çok enerjik, hareketli ve hayat dolu olduğunuzu söylüyor. Bu enerjiyi nereden alıyorsunuz?

Her sabah kalktığımda şükrediyorum sahip olduklarıma. Şahane bir anne babaya sahip olduğum için, yanımda yürüyen sağlam dostlarım olduğu için, şarkı söyleyebildiğim ve yazabildiğim için. Nefes alıyorsak umut hiç bitmez ya, ara sıra düşen moral motivasyonuma rağmen dimdik durmak sözünden asla dönmüyorum. Enerjim de bu sayede hep havada kalıyor diye düşünüyorum. 

Popüler olmakla ilgili neler söylersin. Sence kim popüler?

Şimdi onu millet olarak karıştırıyoruz bence. Popülerlik kavramı insanların ilgilenmesindeki artışla doğru orantılı yani ilgi mekanizması hat safhadaysa populersinizdir. Bunu yaratabilmek için bin türlü cambazlık yapanlar da popülerdir. Ama değer yargılarımızı bir kenara bırakıp, kavramsal olarak doğru noktalarda duramayan bazı insanların durdukları yerlere ait olduğu gibi bir durum söz konusu olamaz. Örneğin, popülersinizdir ama sanatçı değilsinizdir. Mesela ben şu an popülerim ama müzisyenim, komedyen değilim. Bazı komedyen ya da sosyal medyada bir şekilde popüler olmuş zatların sanatçı kavramıyla anılması bana çok doğru gelmiyor.

Yakın zamanda ne tür projelerle sevenlerinizin karşısında olacaksın?

‘Biçilmiş Kaftan’ın fırtınası dinene dek gerek radyo gerek televizyon programlarında boy göstermeye devam edeceğim. Çok güzel programlarda yer alacağım. Keyifli sohbetler ve canlı performanslarım olacak. Yeni sezonda Tarabya’da yine şahane performanslarla karşılarında olacağım. Sonbahar ikinci bir klipm çalışması için kolları sıvayacağız. Heyecan artarak devam edecek. Bazı sürpriz girişimlerinden de kesinleştikçe haberdar edeceğim.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersin?

Öncelikle bu şahane röportaj için sanae çok teşekkür ediyorum Elif. Bu yola çıkarken çok güzel duygularla yazdığım şarkılarımı, hepinizin ağzından duymak için çabaladım ve çabalamaya devam edeceğim. Daha güzellerine tanık olacak ve dinleyeceksiniz. Her zaman yeni olan heyecandır. Çok emek veriyoruz herkes kadar. Ben bu yola baş koydum. Her yeni günü ayrı heyecanla karşılamak ve sahip olduklarımızın farkındalığıyla yaşayalım. Ben kendimi şarkılarımla anlattım. Özüm de sözüm de bu albümde saklı. Keyifle dinleyin. ‘Biçilmiş Kaftan’lı günler diliyor kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum. 

Doğum Tarihi: 21 Kasım 

Burcu: Akrep 

En sevdiği huyu: Merhametliyim

En sevmediği huyu: Çabuk öfkeleniyorum

Uğurlu sayısı: 6

Uğurlu günü: Salı

En sevdiği renk: Kırmızı

En sevdiği çizgi film: Taş Devri

En sevdiği söz: Hatalar zaferin provasıdır.

Röportaj: Elif Günay

Fotoğraf: Umut Anıl Süslü

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.