İYİLEŞTİRMEYE ADANAN HAYAT

AYŞENUR MAMA'nın röportajı için tıklayınız...

İYİLEŞTİRMEYE ADANAN HAYAT

AYŞENUR MAMA'nın röportajı için tıklayınız...

01 Ekim 2018 Pazartesi 13:37
252 Okunma
İYİLEŞTİRMEYE ADANAN HAYAT

Bu hafta Tıp Fakültesi 5. Sınıf öğrencisi, stajyer doktor Burak Özden ile yaşamına ve Tıp Fakültesi’ne dair konuştuk. Keyifli sohbetimiz sizlerle…

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Burak Özden Kimdir?

Ekim 1995’de Niğde’de doğdum. Babanın pazarcı, annenin ev hanımı olduğu ailenin ilk çocuğuyum. İlkokula henüz yaşıtlarıma adapte olamadığım için 8 yaşında başladım. Daha ilkokula başlamadan önce sürekli bulduğum kitapları kurcalar, bilmediğim yazıları okumaya çalışırdım. İlk senede okumayı sökünce saygıdeğer bir hocam bana ansiklopedi hediye etti ve yıllarca devam edecek okuma serüvenim o yıl başladı. Bir kitaplık dolusu ansiklopedim vardı ve belki de dünyadaki en mutlu çocuk bendim. Ödevlerimi hep ayrıntılı şekilde ansiklopedilerden bulur ve sayfalarca kendi elimle yazardım. Tabi bu da hocalarımın çok hoşuna giderdi. Liseye kadar internet ve bilgisayar yüzü görmedim anlayacağınız. Zamanımın çoğu gündüzleri kitaplarda bir şeyler kurcalayarak, akşamları da mahalle çocuklarıyla sokak oyunları oynayarak geçerdi. İlkokuldan 3.lükle mezun olup Niğde Fen Lisesi’ne yerleştim. Ekonomik durumumuz iyi olmadığı için lise boyunca yurtta kalmak zorunda kaldım. Okulum çok yoğun geçiyordu. Tamamen sınavlardan yüksek puan almaya odaklanmış bir lisedeydim ve hobilerime zaman ayırmak çok zor oldu benim için. Hayatımın en zor ve sancılı dönemlerini lisede geçirdim. Yoksulluk sınırında yaşamaya çalışıyorduk ve bu benim üzerime daha büyük bir sorumluluk yüklüyordu. Tıbbı kazanmasaydım her şey daha kötü olacak diye düşünüyordum hep.

Tıp fakültesini neden tercih ettiniz ve nasıl kazandınız?

2 faktör vardı tıbbı seçtiren ve kazanmak için beni motive eden: Beni bu günlere zorlukları aşarak getiren aileme destek olabilmek ve gerçekten de doktor olmanın çocukluk hayalim olması. Okuduğum lisenin de ilk yılından itibaren yoğun ve ağır bir disiplinle eğitim vermesi, 4400 gibi bir sıralamayla ilk yılımda kazanabilmemi sağladı.

Tıp fakültesi için nasıl bir çalışma sisteminiz vardı?

Çok planlı bir öğrenci değildim ve planlı ders çalışan arkadaşlarıma hayran kalırdım hep. Genelde okuldan sonra, akşam 6’da masama oturur ve o gün hangi dersi çalışmak istiyorsam o derse odaklanırdım. 6 saat çok kısa ara vererek çalışırdım. Çoğu zaman günde 300 soru, bazense 5-6 soru çözer, bırakırdım. Arada kafamı toparlaması için biyoloji kitabı okurdum. Biyoloji dersi bana terapi gibi gelirdi ki tıbbı kazanmak için gerekli olan puana en çok katkı sağlayan ders biyolojiydi.

Stajyer doktor nedir, görevleri nelerdir?

Stajyer doktor, 6 yıllık tıp ihtisasında ilk üç yıl temel teorik bilgileri öğrenmiş ve bunu klinikte uygulamaya hazır tıp öğrencisinin kazandığı ünvandır. 4. ve 5. yılları kapsar. Tıbbın bütün klinik bölümlerinde hem eğitim alıp hem de hastalar üzerinde öğrendiklerini uygulayan doktor adayıdır. Öğrendiği hastalıkları, tanı yöntemlerini ve tedaviyi hastalar üzerinde, yerinde görerek pekiştirir. Hastaların şikâyetini dinler, muayenesini yapar. Her klinik bilim dalında stajını tamamlayan kişi 6. yılında intern doktor ünvanını kazanır. Her stajın kendi içinde değişen zorlu ve disiplinli sınavları vardır ve bir stajı bile geçemezseniz intern olamazsınız.

Tıp fakültesinde şimdiye değin neler öğrendiniz?

İlk üç yılki eğitimimde insan vücudunun işleyişini, aksaklığında oluşan hastalıkların temelini, kullanılan ilaçları, 4. ve 5. yılımda da hastaları dinlemeyi, gözlemlemeyi, muayene etmeyi, teşhis ve tedavide nasıl bir yol izlemem gerektiğini öğrendim ve hala öğreniyorum

Tıp fakültesinin zorluklarını anlatır mısınız?

Tıp eğitiminin başlarında çok afallamıştım. Hiçbir şey daha önce aldığım derslere benzemiyordu. O kadar ayrıntılı bilgiler öğreniyorsunuz ki bazen yüzlerce ders notunun arasında boğuluyorsunuz. Çok fazla ders yükü var ve hocaların beklentisi de yüksek. Haliyle uğraştığımız alan insan bedeni gibi kompleks bir yapı. Sınav haftaları bir iki saat uyku ile sınava gittiğim oluyor ve yıpratıcı olabiliyor bazen. Bir başka zorluk ise stajların sonunda girdiğimiz sözlü sınavları. 2-3 hocanın karşısında tek başınıza bir odada oluyorsunuz ve bir süre boyunca hocalar size stajda öğrenilenler hakkında sorular soruyor, siz de o an aklınıza gelenleri büyük bir hata yapmamak koşuluyla anlatıyorsunuz, kimi zaman hastalar üzerinde gösteriyorsunuz. Ne kadar ter döktüğümü unutamayacağım sanırım.

5.sınıftasınız. 5.sınıfa kadar aldığınız en zor ders hangisiydi?

Bu soruya çocuk hastalıkları cevabını verebilirim. Gerek çaresi olmayan hastalıklarla boğuşan çocukları görmek, gerekse uzun ve yoğun çocuk hastalıkları eğitimi yorucu olmuştu ama en çok aklımda kalan muayene ederken ağlamaması için uğraştığımız çocukların yüzündeki o gülümsemeydi.

Mezun olduktan sonra hangi branşta çalışmayı düşünüyorsunuz?

En çok ilgimi çeken branş, psikiyatri olduğu için psikiyatri uzmanlığı istiyorum. Bana göre beden sağlığımızın yerinde olmasında ruhun dinç ve sağlıklı olması büyük rol oynuyor. Özellikle beynimizde gerçekleşen kimyasal değişimlerin ruh halimizi etkilemesi en çok ilgimi çeken konulardan birisi.

Stajyer doktor ile intern doktorlar hangi yönleriyle farklılık gösterir?

Stajyer doktor, uygulamalı eğitiminin yanında teorik bilgileri almaya devam eder ve her staj sonunda sınava tabidir. Görevleri nispeten internlerden daha rahattır. İntern doktor ise mezun bir doktormuş gibi görev yapar, nöbetlere kalır, deneyim kazanır ve iş yükü stajyerden daha ağırdır.

Tıp fakültesini okumak isteyenlere hangi önerilerde bulunabilirsiniz?

Öncelikle gerçekten tıbbı okumak isteyenlere öneriyorum. Lütfen mahalle ve aile baskısına göz yumup hem kendi hayatlarını hem de hastaların hayatını zora sokmasınlar. Gerçekten tıbba merakı olanlar içinse tıp keşfedilmeyi bekleyen uçsuz bucaksız bir deniz ve insan bedeni de bir mucize. Ne kadar zorluğu olursa olsun yıllar geçtikçe kendinizi daha güçlü ve saygın hissedeceksiniz.

Son olarak gazetemiz okurlarına neler söylemek istersiniz?

Hayatta planlı hareket etmeseniz bile her zaman bir hedefiniz olmalı. Bazen hüsranla sonuçlanabilir hedefe varan yolculuk, çevreniz sizi tökezletebilir ancak kendinize kızmayın ve yüklenmeyin. Size her zaman destek olacak insanlar olsun çevrenizde, sürekli kendi problemlerini ve başarısızlıklarını dile getiren, zararı faydasından fazla olan insanları uzaklaştırın hayatınızdan ve bir de mutlu olmak istiyorsanız nazik ve anlayışlı olun başkasından beklemeden önce. Doktorunuza karşı, banka görevlisine karşı veya sokak temizlikçisine karşı… Karşılığını elbet alacaksınız. Unutmayın; bir gülümseme ve merhaba tüm önyargıları yıkabilir. Sağlık ve mutluluk dolu günler diliyorum.

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.