İstanbul Devlet Opera ve Balesi Verdi’nin Son Başyapıtı , “Falstaff” Operası rejisörü; Renato Bonajuto ile söyleştim.

Yorgun ama mutluydular. İki gün sonra yapılacak prömiyere hazırlıklar son rötuşlardaydı.. Bir telaş vardı. Vardı ama ana salonda yapılan provaya ilişkin müziğin tatlı tınısı hepimizi tebessümlü suratlara çevirmişti. Etrafımızda kostümle dolaşan sanatçılarla yıllar yıllar öncesinde İtalya’da bir yerdeydik sanki…

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Verdi’nin Son Başyapıtı , “Falstaff” Operası rejisörü; Renato Bonajuto ile söyleştim.

Yorgun ama mutluydular. İki gün sonra yapılacak prömiyere hazırlıklar son rötuşlardaydı.. Bir telaş vardı. Vardı ama ana salonda yapılan provaya ilişkin müziğin tatlı tınısı hepimizi tebessümlü suratlara çevirmişti. Etrafımızda kostümle dolaşan sanatçılarla yıllar yıllar öncesinde İtalya’da bir yerdeydik sanki…

11 Nisan 2018 Çarşamba 15:15
298 Okunma
İstanbul Devlet Opera ve Balesi  Verdi’nin Son Başyapıtı , “Falstaff” Operası rejisörü;  Renato Bonajuto ile söyleştim.

Röportaj: Sevgül Eroğlu Kayserilioğlu

İtalyan olduğu için çevirimiz zor olacaktı. Ancak o hengamede bile bize Falstaff rolü sanatçısı Işık Belen bize çok yardımcı oldu. Şanslıydık teknik bilgi birikimi ve akıcı İtalyancasıyla kendimizi söyleşinin içinde buluverdik 

Falstaff için Verdi’nin en başarılı opera bestesi diyebilir miyiz?

En iyileri arasında diyelim. Genelde hepsi çok güzel ve başarılı. Müzikal ve dramatik açıdan bakıldığında daha büyük bir operadır. Falstaff. Verdi’nin dramaturjik örgüsü olarak bütün hayatını tamamladığı bir eser diyebiliriz. İtalya’da değişimlerin olduğu bir dönemde çıkmış. Puccini, Strauss sahnelerde görülmeye başlandığı müzikal değişimlerin ortaya çıktığı, müzikten çok sözlere önem verildiği bir dönem. Verdi de ikisini de aynı anda aynı ölçüde kullanabilmiş. Bu eserde armonik açıdan, textle beraber orkestradan karşılık buluyoruz. Müzikal efektler var. Mesela Falstaff, ‘Kendimi eşek gibi hissediyorum’ dediği bir sahnede  orkestradan da eşek anırma sesi geliyor. Başka sesler de var texe dayalı. Para, otomobil, vapor sesi gibi … Tıpkı filmlerde ki gibi. Dahice bir mizansen var. Verdi 80 yaşının üzerindeyken yazmış bu operayı. Wagner, Strauss gibi bestecileri sadece dinlemekle kalmamış, araştırıp üzerinde çalışmış. Yeni bestecileri de görerek değerlendirmiş eserini.

Eser İstanbul’da ilk kez mi sergilenecek?

Evet ilk kez.

Verdi’nin bir operasında performans sergilemek nasıl bir duygu?

Verdi’yi her zaman zor bulurum. Ama onunla çalışmak da çok hoşuma gidiyor. Çok sahneleniyor tabii. Bu yüzden her aklıma gelen fikirde, belki yapılmıştır diyorum. Yeni şeyler tiyatrolarda çok deneniyor. Her seferinde yeni ve güzel şeyler bulmaya çalışıyorum.

Zoru başardınız desek mi?

Evet öyle.

Çalışmalara ne zaman başladınız?

4 Martta başladık.

Oooo çok kısa bir zaman içinde müthiş… Gülüşüyoruz.

Çok karışık bir opera. Söze dayalı olduğu için aynı anda dört farklı karakter aynı anda söylediği sahneler, farklı duygular var. Seyirciye sonradan olacak şeyleri göstermek için hepsinin duygularını, ne dediklerini çok iyi aktarmak gerekiyor.

Bir opera eserinde sanatçı seçimleri nasıl olur?

Aslında bu soru genel müzik direktörlerinin sorusu …

Diyor gülerek.

Ben bu işi İtalya’da yapıyorum. Bazen gittiğim yerlerde çok memnun kaldığım seçilmiş castler oluyor. Bazen de olmuyor ama işimi yapıyorum. Burada da çok keyifle çalıştım. 

Her gün çalıştınız mı? Ortalama kaç saat gibi?

Pazar dahil hemen hemen her gün çalıştık. En büyük zorluk 3 castli roller var. Hepsiyle çalışmak için zaman gerekiyor. Tekrar söylüyorum ki söze dayalı ve İtalyanca metin olunca hepsiyle tek tek çalışmak ve eşit zaman ayırmak gerekiyor. Metinde her kelimeyi ayrı çalışıyoruz.Tek tek öğretmek biraz zor oldu tabii. İdarenin bize ayırdığı sürede mesela castlardan biri 4 temsil yapıyorsa mutlaka diğeri de 4 yapıyor. Arada hastalık olunca kötü tabii. Bir operada sadece söylemek yetmiyor. Oyuncu olmanız da gerekli. Makina gibi işlyen bir akış olması gerek. Tak tak işleyecek. Mesela Verdi’nin diğer bir operasında bir arya 6 dakikada aktarılırken, burada 10 saniyede oluyor. Orada kolay aktarılabiliyor. Ancak burada durum farklı. 10 saniyede aktarım zor. Kelimelerin ortaya net çıkması için çok çalışmak gerek. 

Opera ses üzerine kurulu bir sanat dalı olunca, performanslarda herhangi bir rahatsızlık olduğunda yedek sesler mi tutulur?

Bazı castler de iki, tek cast olan roller de var. Provalar bölüşülüyor. Veya idarenin kararına gore 5 cast yapılabiliyor. Bunların sayısı önemli değil. Tek castle çalışmak rejisör açısından daha kolay  ama yorumcu açısından kolay olmayan ve riskli bir şey. Özellikle biliyorsunuz İstanbul’da iki buçuk ay önce bir grip salgınıyla hepimiz hasta olduk.

Bir tiyatro eserinde olduğu gibi opera da da doğaçlama olur mu?

Bu tarz bir operada herhangi bir oyuncunun unuttuğu takıldığı bir an olmamalı. Yani müziğin sürekli aktığı devam eden bir oyun.  Sahne ve müzik olarak bu operada olmamalı. Yani eğer biri doğaçlamaya kalkarsa bu oyunda perdeyi kapatıp gitmemiz lazım. Unutma anları doğaçlama yapılamıyor. Repertuar operaları dediğimiz eserlerde doğaçlama yapılabiliyor. Ancak bu eserde değil. Ona izin veren bir opera değil Falstaff.

Eser İtalyanca seslendirilecek, İtalyanca bilmeyen bir sanatçının eseri seslendirmesi zor mudur?

Hemen hemen her kelimenin anlamını acıklamaya calıstık castımıza. Üc castın zorlugu burada da yaşandı.

Yani İtalya’da da kendi dili olmalarına rağmen sıkıntı çıkabiliyor. 

Favori besteciniz kim desem? 

Verdi Puccini Fransız Poulanc… Favori bestecim var diyemem aslında, hayatta yaşadığımız duygusal anlara bağlı olarak değişkenlik gösterebiliyor. 

Verdi bir çok dramatik ve trajik opera bestesinin ardından bu muzip nükteli eseri bestelemesinde ki başarısı sizce ne olmuştur? 

Bir günlük krallık diye bir operası vardır Verdi’nin. O da komedi bir operasıdır. Falstaff operası Verdi’nin bir vasiyeti. Yazdığı 35 operanın icerisinde (rakamdan emin olmayabiliriz ama) En sonda hic yazmadığı bir sekilde komik bir opera yazarak vasiyetini bıraktı. Yani yaşlı bir adamın anlatıldığı bir operayla kariyerini noktalamayı tercih ediyor.

Falstaff karakteri trajik mi yoksa komik midir?

Falstaff opera komik bir opera ancak karakter komikliğin tam aksine üzgün melankolik dramatik sisman yaşlı ve hala kendini yakışıklı zanneden, küstah hayatın icinden bir karakter. Bütün dünyaya karşı öfkesini kusarken beyaz tüylerini gördüğu zaman yaşlandığının farkına varıyor. 

Verdi kendi karakterini sahneye koymuş olabilir. Çünkü kendisi de yaşlı, inatcı, yalnız kalmayı seven biri. Hayatın yalan ve şakadan ibaret olduğunu düşünen bütün hayranlarıyla dalga gecer gibi komik operayla kariyerini noktaladı. Sizi kandırdım aslında komik bir opera yazabiliyorum, yeteneğim var ama yazmamıstım, dramatik eserler yazdıktan sonra kariyerini neseli bir opera yazabilecegini göstererek… 

Son olarak Türkiye’de ilk çalışmanız mı? Dünya ile mukayese edildiğinde Türkiye opera konusunda nasıl bir yerdedir? 

Daha önceden bir eser sahneye koymak için 2013’te  İstanbul’a geldim ancak 4 Mart’tan beri buradayım. 

Dünyada artık operayı öyle bir yere taşıdılar ki öyle sahnelediler ki opera operalıktan çıkıyor. 

Nabucco izledik mesela herkes arı kostümündeydi

Almanya’da bütün oyuncular rahip olduğu bir performans izledim. Bazı tiyatrolar bunu başarı icin yapıyor işte.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi gercekten iyi seviyede. Yani teknik  olarak, dekor, ışık terzihane olsun başarılı iyi çalışılan ve iyi işleyen bir yapıya sahip. 

Önemli olan burada seyirciyi memnun etmek…

Teşekkürler size ve tüm emeği geçenlere…

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.