FERCAN BAY ‘TOSUN FİRARDA’ DEDİ

AZİZ KARATAŞ'ın röportajı için tıklayınız...

FERCAN BAY ‘TOSUN FİRARDA’ DEDİ

AZİZ KARATAŞ'ın röportajı için tıklayınız...

16 Ekim 2018 Salı 15:56
374 Okunma
FERCAN BAY ‘TOSUN FİRARDA’ DEDİ

Bir şirketin CEO’sunun hayatını örnek alan tamamen hayal ürünü olarak derlenerek izleyicilere keyifli dakikalar yaşatacak olan Çiftlik Bank Tosun Firarda filmi 16 Kasım’da sinemaseverlerle buluşacak. Biz de filmin başrolünü Tosun karakteriyle üstlenen Fercan Bay ile önceki gün Önce Vatan Gazetesi olarak bir araya geldik. Çiftlik Bank Tosun Firarda filmini ve ünlü oyuncu Fercan Bay’ın oyunculuk deneyimlerini konuştuğumuz söyleşimizi sizler için derledik…

Çitlik Bank Tosun Firarda filminizin Tosun karakterinizle başlamak istiyorum. Tosun kimliğinin oluşum sürecinden bahseder misiniz?

Tosun karakterinin oluşum sürecinde, basında çıkan dolandırıcılık haberlerini okudum ve bu kişilerin fotoğraflarını inceledim. Daha sonra senaryoyu en az 50 kez okumuşumdur. Düz okumalardan sonra karakteri oluşturmaya başladım ve önce ona geçmiş bir hikaye yazdım. Nasıl bir ailesi vardı, arkadaşları kimlerdir, nasıl giyinir, ne okur, ne tarz müzikler dinler, ne yer ne içer nerelerde gezer, eğlenir. Bu hikayeyi oluşturduktan sonra karakteri, “ben, olsam ne yapardım, ikinci aşamada ben, tosun olsam ne yapardım ve en son olarak da tosun olsa ne yapardı” gibi aşamalardan geçirerek oluşturdum.
 
Peki, Fercan Bay aslında kimdir kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Gazeteci kökenliyim. Bursa’da yerel gazetelerde spor muhabiri olarak görev yaptım ve daha sonra Anadolu Ajansı’nda ve en son olarak da TGRT ile SHOW TV’de televizyon muhabirliği yaptım. 2012 yılında oyuncu arkadaşlarımın tavsiyesiyle Sadri Alışık Kültür Merkezi Sinema ve Sahne Sanatları bölümüne girdim ve 2014 yılında mezun oldum. Ogün bugündür de tiyatro ve beyaz perde de oyunculuk yapıyorum.
 
Çitlik Bank Tosun Firarda filminiz 16 Kasım’da vizyona giriyor. Film hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Bir gişe filmi olarak tasarlanmış, gerçek olaydan bağımsız özgün bir senaryosu var. Ancak, yakın bir zaman önce yaşanan olaydan esinlenilmiş bir komedi filmi. Çiftlik bank olayının mağdurlarıyla ilişki kurulmayan filmde, Cenk ve Tosun karakterlerinin başından geçen tirajikomik olayları izleyeceksiniz.
 
Çitlik Bank Tosun Firarda izlemeliyiz çünkü……

Çünkü güleceksiniz. Her zaman söylenir, aldatan aslında kendi aldatmıştır.

Çitlik Bank Tosun Firarda filminizin fragmanını izlediğimizde bizi büyük ve keyifli bir filmin beklediğini gördük. Hatta film tam anlamıyla fragmana sığmamış izlenimi aldım siz neler düşünüyorsunuz?

Kesinlikle haklısınız. Çünkü, fragman filmin ancak yüzde 10’nunu anlatıyor. Seyirciyi süprizler bekliyor.
 
En büyük ütopyanız nedir? Oyuncunun en büyük rüyası yeni bir karakter midir? Bu işin bir zirvesi neresi?

Bence, ütopyalar içinde bulunduğumuz zamanın ortaya çıkarttığı olanaklarla şekillenir. Dolayısıyla ütopyayı bir olanaksızlık olarak almıyorum ve hayal ediyorum. Oyuncunun en büyük rüyası yeni bir karakter değil, topluma bir ayna olmak, insanları iyiye, güzele ve umuda davet etmektir. Benim rüyam ve hedefim de budur. Herkes farklı karakterleri oynamak ister. Tabi ki burada önemli olan kendisine verilen her karakteri üstüne hakkıyla giyinmektir. Bu işin bir zirvesi yoktur, çünkü “ben oldum” demek oyuncunun sonunu getirir. Oyuncu her zaman mükemmeliyetçi olmalıdır.
 
Sizi oyunculuğa teşvik eden etkenler neler?

Gazetecilik mesleğinde uzun yıllar çalıştım. Hayatta yapmak istediklerimi hizmet etmiyordu günümüzde yapılan gazetecilik, oyuncu arkadaşlarımı tiyatro oyunlarının provalarını izlerken, etkilendim ve kendimi bir anda Sadri Alışık Kültür Merkezi’nin kapısında buldum. Eğitim sürecinde sahne üstünde kendimi özgür hissettiğimi anladım. Bir nevi meditasyon gibi. Yaygın bir deyişte olduğu gibi tiyatro; “İnsanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı” ve böyle olunca da dedim “benim yerim burası”

Tescili bir oyuncu olarak sabah ilk uyandığınızda ruhunuzda mesleğinizin ağırlığını hissediyor musunuz?

Hissediyorum tabii ki de. Çünkü yaptığımız işte, bir karakteri canlandırırken, duygudan duyguya ve halden hale giriyoruz.

Oyuncu olmaya ilk ne zaman karar verdiniz? İlk oynadığınız ya da okuduğunuz oyun neydi?

Biraz dinlenmek amacıyla muhabirlik mesleğime ara vermiş, oyuncu arkadaşlarım Meral Kaplan, Levent Sülün’ün oynadığı “Laz vampir Tirakula” filminin setindeydim. Levent’in eşi Berna Sülün bana dedik ki neden tiyatroyla ilgilenmiyorsun ve beni teşvik etti. İştr tam da orada karar verdim. İlk oynadığım tiyatro oyunu, 16. Yüzyılda yaşamış ünlü İspanyol yazar Lope de Vega’nın “Çılgın Dünya” ve ilk okuduğum oyun ise, Melih Cevdet Anday’ın “İçerdekiler”.  

Oyunculuğu hayatınızda nasıl bir yere koyuyorsunuz?

Oyunculuk, severek ve isteyerek yaptığım bir iş ve hayatımın merkezinde bir yer alıyor.
 
Oyuncu olmaya karar verdiğinizde ailenizin tepkisi ne oldu?

Ailem hayatım boyunca aldığım tüm kararlara saygı duymuş ve desteklemiştir. En büyük destekçim de eşim ve ikimizin ailesidir.

Dizi-sinema projelerinde özellikle oynamak istediğiniz bir karakter var mı?

Nazım Hikmet Ran

Kamera karşısına geçmeden önce uyguladığınız belli ritüelleriniz var mı?

Oynayacağım sahnede karakterin içinde bulunduğu durum ve duyguya uygun beden ve artikülasyon egzersizlerini yapar, Fercan Bay ve onun aklını kuliste bırakır, duamı okur ve kamera karşısına geçerim.

“Hiç düşünmeden kabul ederim” dediğiniz bir rol var mı?

Mustafa Kemal Atatürk
 
Birlikte oynamak istediğiniz oyuncu veya oyuncular var mı?

Olmaz mı… Hababam Sınıfı oyuncularının hepsiyle oynamak isterdim.
 
Bir oyuncuda mimik ve vücut dili ne kadar önemli?

Çok önemlidir. Çünkü oyuncunun enstrümanı bedenidir.
 
Mesleğinizin ne tür zorlukları ve keyfi yanları var?

Zorluğu, gerçek kişiliğinizin dışında canlandırdığınız karakteri oluşturma süreci. Keyifli yanıysa karakteri tam anlamıyla çıkarttığınızda ve seyirci tarafından beğenilmesi. Çünkü yaptığınız işe verdiğiniz emeğin karşılığını anında aldığınız tek meslek oyunculuktur. Hele bir de bu seyirciden kopan alkış olursa.

Sanat dünyasında bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Emeğin karşılığının popülerlik üzerinden tanımlanmasını değiştirmek isterdim. Benim için özellikle tiyatro ve sahne sanatlarında görünmeyen kahramanların emeğinin değerini bulması çok önemlidir. Sanatçı özgündür, özgün olan da sanattır. Sanatı besleyen de özgür bir ortamdır. Özgünlüğü de ortaya çıkaracak olan özgür bir ortamdır. Deneysel ve alternatif olanı teşvik eden eşit fırsatlar sunan bir sisteme alan açardım.
 
Örnek aldığınız bir oyuncu tiplemesi var mı?

Tuncel Kurtiz ve Morgan Freeman
 
Hedefinizi nasıl daha açık, net ve ölçülebilir hale getirebilirsiniz?

Oyunculuk yapabilme-edebilme işidir. Hedefimi ancak projelerde yer alarak daha açık, net ve ölçülebilir hale getirebilirim.
 
Ülkemiz de sanata ve sanatçıya yeteri kadar değer verildiğini düşünüyor musunuz?

Bence ülkemizde sanat ve sanatçıya değil de popüler olana her anlamda daha fazla değer veriliyor. Reyting kaygısı sanatın önüne geçiyor. Yeteri kadar değer verilseydi sanat filmleri daha geniş kitleler tarafından izlenirdi.

Günümüzde sizce insanların sanata ilgisi ne durumda? Özellikle gençlerin.

Sanat bir kültür işidir. Özellikle gençlerde oyunculuğa ilgi duyanların büyük bir kısmı, bu işi sanat olarak değil, ünlü olup kısa yoldan para kazanma aracı olarak görüyor. Aileler tarafından “önce bir meslek edin” ikazlarının hala yapıldığını görüyorum. Mesela ben; önce bir meslek edindim (gazetecilik) 40 yaşından sonra hayallerimin peşinden koşmaya başladım ve onlara dokunmaya çalışıyorum.

Son olarak, sizce oyuncu adayları nasıl bir yol izlemeli. Onlara kendi deneyimlerinizden yola çıkarak önerileriniz var mı?

Sanat; psikoloji, sosyoloji ve felsefeden ayrı düşünülecek bir alan değildir. Dolayısıyla oyuncu adayları, oyunculuk eğitiminin yanında kendilerini bu alanlarda da yetiştirmeli ve yetkin bir hale getirmelidir. Karakter çıkarımında bu bilgiler onlara yardımcı olacaktır. Pratikte ise akademik bilgi sahnede işe yaramaz. Sahnede akıllarını bir kenara koyup karakterin kollarına bıraksınlar kendilerini. Oyuncu, asker gibi disipline ve çelik gibi sinirlere sahip olmalıdır. Bekleyerek para kazanır, zevk için oynar derler üstatlar.

Biz de Önce Vatan Gazetesi ailesi olarak bizimle yaptığınız bu özel ve içten röportajdan ötürü değerli sanat yüreğinize şükranlarımızı sunar, gelecek çalışmalarınızda başarılar diliyoruz…

Röportaj : Aziz Karataş

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 17.10.2018 10:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.