En büyük mucize: Doğum

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

En büyük mucize: Doğum

Ayşenur Mama’nın röportajı için tıklayınız...

04 Eylül 2017 Pazartesi 15:58
512 Okunma
En büyük mucize: Doğum

Röportaj: Ayşenur Mama

Kadın Hastalıkları ve Doğum doktoru Dr. Mehmet Bekir Şen ile gebelik ve doğum sürecine ve  doğum çeşitlerine dair her şeyi konuştuk. Özel haberimiz sizlerle…

Gebeliğin son haftalarında doktor kontrolleri hangi sıklıklarla olmalıdır? Anne adayları doğuma yakın neler yapmalıdır?

 Gebeliğin başlarında tarama zamanlarının haricinde ayda bir olan kontrolleri gebeliğin ilerleyen dönemlerinde daha da sıklaştırıyoruz. İlk sekiz ay ayda bir olan kontroller sekizinci aydan sonra 2 haftada bir, özellikle 37. haftadan sonra haftada bir gerekirse 3-4 günde bir kontrole çağırmak ve fetal iyilik halini değerlendirmek gerekir. Düzenli kontrollerine giden anne adayımızı kendi doktoru uygun zamanı zaten belirtecektir. Takipleri kaçırmamak anne ve bebek sağlığı açısından çok önemli.

Anne adayları doğum öncesi süreçte fiziksel, psikolojik ve manevi olarak doğuma hazır olmalıdır. Bunun için de eğitim şart!

Katılıyorum ama kafama takılan bir konu var. Eskiden kurs mu vardı, şimdiyle ne fark var ki eğitim gerektiren bir süreç bu?

Aslında vardı Ayşenur hanım... Çocukluğumdan hatırlıyorum gebenin çevresindeki herkes güzel ve rahat bir doğum yapacağına dair gebeyi telkin ederdi. Bu aslında eğitimin bir parçası. Şimdiyse en yakınınızdaki herkes sizi korkutur oldu. En kötü tecrübelerini birbirlerine anlatır oldu. Bu korkularla  doğuma yaklaşmak bile istemiyor anne adayları. Psikolojik süreç kesinlikle çok önemli. Anne adayı unutmamalı ki o içindeki kutsal güçle zaten normal olan bu sürecin coşkusunu yaşayabilir. Önemli olan doğumu bir coşkuya çevirmektir ki her kadının içinde bu güç var. En büyük mucizenin doğum olduğunu unutmamalıdır.

Anne ve bebek sağlığı açısından iyi bir doğum için hangi yollar izlenmeli, nelere dikkat edilmelidir?

Hazırlık sürecinde anneye ilk bedenine ve bebeklerine güvenmeyi artırarak doğum korkusunu aşma konusunda yardımcı olmak lazım. Özellikle korkusu olan anne adaylarında çok etkilidir bu. Bunun birçok tekniği var. Ardından bedenlerini ve özellikle pelvik kaslarını özel egzersizlerle kontrol etmeyi öğretiriz. Daha sonraki aşamada ise en önemli konu olan nefes ve ıkınma üzerinde çalışırız. Tabi ki güven duygusu ve mahremiyet konularını da es geçmemek lazım. Bu duygular ve teknikler doğuma hazırlık sürecinde kolaylaştırıcı faktörlerdir.

Normal doğumu anlatır mısınız bizlere? Anne ve bebek için yararları nelerdir? 

Adı üzerinde normal doğum, doğumun doğal halidir. Zaman olarak genellikle 38. ve 42. haftalar arasında kendiliğinden rahim kasılmaları sonucu rahim ağzının açılmasıyla fetüsün doğması olayına normal doğum diyoruz. Kendiliğinden başlayan bir normal doğumda hem anne bedeni hem de bebek sanki ne yapacaklarını bildikleri mükemmel bir uyum içindedirler. En ideal sonuçları da mümkün olduğunca anne bedeninin bu mükemmel uyumunu destekleyecek bir ortam yaratabildikten sonra görüyoruz. Burada aslında kritik olan sözcük “mümkün olduğunca”dır. Çünkü anne normal doğuma hazır olsa da olabilecek tüm riskleri bilmeli, gebelik ve doğum sürecinin  çok dinamik bir süreç olduğunun farkında olmalı ve gerekirse anne ve bebek yaşamı için tüm olumlu müdahalelerin yapılabileceğini bilmelidir. Önemli olan sonuçta müdahaleli veya müdahalesiz sağlıklı bir anne ve bebeğin hedeflendiği bir doğum süreci olmalıdır.

Anne ve bebek için normal doğumun faydalarına gelecek olursak; ilk olarak normal doğuran annelerimizi bir komplikasyon gelişmemişse daha az hastanede yatış süreleri olur. Normal doğum sonrası daha nadir yara yeri enfeksiyonu riski vardır. Bebeklerde daha az solunum sıkıntısı görürüz. Normal doğum sonrası anne ile bebek tenleri bir sıkıntı yoksa hemen kavuşur bu da anne bebek etkileşimi açısından çok önemlidir. Ağrı şikayetleri sezaryene göre daha azdır. En önemlisi de normal doğum yapan bir annede büyük bir özgüven oluşur ve başarma duygusu gelişir.

Suni sancı nedir? Hangi durumlarda uygulanmaktadır? 

Aslında dünyada ve ülkemizde en sık kullanılan yöntem ‘oksitosin’dir. Suni sancı olarak genellikle oksitosini kullanırız. Oksitosin aslında beyinden salgılanan bir hormondur ve doğum için gerekli olan düzenli rahim kasılmalarını sağlar. Zaten suni sancı uygulanmayan normal dediğimiz durumlarda da sancılara sebep olan faktör annenin beyninden salgılanan oksitosin hormonudur. Annenin damar yolundan serumuna katılarak oksitosini belli  bir hızda veririz. Annenin sancıları yetersizse bebeğin kalp atışları, iyilik hali ve annenin rahim kasılmaları da değerlendirilerek suni sancı kararı verilir.

Peki, suni sancı verildiğinde anne daha mı fazla sancı hisseder?

Halk arasında suni sancının daha fazla ağrı hissetmesine yol açtığı düşünülse de açıkçası bu her anne adayının ağrı eşiğine göre değişir. Bazı anne adayları suni sancıyla diğerine göre daha fazla ağrı hissederken bir başkası daha az ağrı hissedebilir. Bu yüzden ön yargılı olmamakta fayda var.

 

Epizyolu normal doğum ne demektir? Hangi durumlarda uygulanır?

Doğum sırasında bebeğin başı daha çıkmadan önce,doğumu kolaylaştırma amaçlı perine bölgesi dediğimiz alana bir kesi atılır.Buna epizyotomi diyoruz.Daha çok ilk kez doğum yapacak olan anne adaylarına uyguladığımız bir yöntem.Özellikle bebek makat gelişse ve normal yolla doğumu yapılıyorsa, oran olarak kafası daha büyükse, çoğu zaman prematüre bebeklerde uyguluyoruz. Aslında tartışmalı bir konu bazı hekimler epizyotomiyi çok desteklemiyor. Burada önemli olan uzmanın tecrübesidir. Epizyotomi açmaya, hekim kendi tecrübesiyle uygulayıp uygulamayacağına karar verir. Esas amaç vajinal bölgedeki kontrolsüz yırtılmanın önüne geçmektir.

Merak edilen diğer bir doğum çeşidi vakumla doğum. Bu doğum türünden bahseder misiniz bizlere? Hangi sebeplerle, nasıl uygulanır?

 Aslında vakumla doğum da müdahaleli doğum dediğimiz doğum çeşitlerinden biri. Genel olarak doğumu kolaylaştırmak için yapılan uygulamalardan bir tanesidir. Fetusu vajinal yolla doğurtmak için  annenin ıkınmasına destek olmak üzere bebeğin başına dışarıdan bir çekme kuvveti uyguluyoruz. Başarı oranı gayet iyidir ancak günümüzde müdahaleli doğumları artık daha nadir kullanıyoruz. Özellikle bebek çıkımdayken kalp atışları güven vermiyorsa ve o süre zarfında annenin ıkınması yetersizse tercih edilebiliyor. Başarı oranları da hekimin pratiğine ve tecrübesiyle annenin uyumuna bağlı olarak değişiyor.

Günümüzde eskiye göre sezaryenle doğum oranı neden artmış olabilir?

Aslında bu multifaktöriyel. Birçok sebebi var. Hekim açısından bakıldığında normal doğum sonrası çıkan problemler nedeniyle hekim hakkında açılan davaların sayısının artmış olması başı çekiyor. Bunun haricinde Makat gelişi olan vakaların oluşabilecek komplikasyonlar nedeniyle sezaryene yönlendirilmesi,eski sezaryenli gebelerin yine sezaryenle doğurtulması gerekliliği anlayışı ,ayrıca çok sancı çeken anne adayının isteğe bağlı olarak normal doğumu tercih etmemesi sayılabilir.Unutulmamalıdır ki doğum aslında normal olan fizyolojik bir süreçtir. Sezaryen ise çoğunlukla bir kurtarma operasyonudur.

Peki, sezaryen hangi durumlarda gerçekleştirilir? Hangi riskleri taşır?

Sezaryenin yapılması gereken belli durumlar vardır. Bunların bir kısmına doğumdan önce karar verilir, bazılarına ise doğum eylemi başladığında doğum sırasında acil olarak... Genel olarak özetleyeceksek, eğer annenin pelvik çatısı bebeğin doğmasına izin vermiyorsa yani çatı darlığı varsa, ilerlemeyen eylem dediğimiz başlayan doğum belli bir sürede ilerlemiyorsa, ‘dekolman plasenta’ dediğimiz bebeğin plasentasının erken ayrıldığı durumlarda, bebeğin plasentasının rahim ağzını tamamen kapattığı plasenta previa gibi durumlarda, ‘makrozomili bebek’ dediğimiz bebeğin 4500 gr üstünde olduğu durumlarda, ‘fetal distress’ dediğimiz bebeğin kalp atışlarında düşme veya bebeğe giden kan akımında azalma olduğu durumlarda veya bebeğinin göbek kordonunun rahim ağzından sarktığı kordon prolapsusu gibi durumlarda sezeryanla doğumu tercih etmek gerekir.

 Sezaryenle doğum bir operasyondur ve doğal olarak bir operasyonda olan riskler nelerse burada da benzer riskler olacaktır. Kesi yerinde enfeksiyon sık gördüğümüz komplikasyonlardandır. Ayrıca endometrit (rahmin iltihabı ) ateş görülebilir. Operasyon sırasında anesteziye bağlı olarak mide içeriğinin akciğere kaçması sonucu zatürre görülebilir. Ayrıca, annenin operasyon sonrasında ağrılarına bağlı olarak hareket etmemesiyle immobil kalmasıyla bağırsak tıkanıklıkları, bağırsak problemleri veya emboli dediğimiz pıhtı atması görülme ihtimalleri vardır. Bu gibi durumların oluşmasının önüne geçmek açısından sezaryen sonrasında aktif şikayeti olan annelerin mutlaka durumu doktorlarına söylemeleri gerekir.

Kimi anneler bebeklerini dünyaya getirdikten sonra çeşitli sebeplerle yaşamlarını yitirmekteler. Bu nedenlerin başlıcaları nelerdir? Bunu önlemek için neler yapılmalıdır?

Günümüzde doğum sırasında veya doğumdan sonraki dönemde doğumuyla alakalı maalesef ki anne ölümleri olabilmekte. Annenin ölüm sebebi gebeliğine direk olarak bağlı bir sebep olabileceği gibi, gebelik nedeniyle sahip olduğu bir hastalığın şiddetlenmesine de bağlı olabilir. Ayrıca gebeliğin yönetim süreciyle de ilgili olabilir. Tabi kaza, yaralanma, intihar, zehirlenme gibi durumları bu durumun haricinde tutuyoruz.

Sebeplere bakacak olursak, aşırı kanamalar başı çekmekte, ayrıca enfeksiyonlar, gebelik zehirlenmesi dediğimiz preeklampsi eklampsi durumları, pıhtı atmaları, güvenli olmayan düşükler ve uygun olmayan alanlarda ve şekillerde kürtajlar yapılması anne ölümlerine sebep olabilmektedir.

Önüne geçmek için ise anne adayı tehlike işaretleri ve  durumları konusunda eğitilmeli, sağlık hizmetleri ulaşılamayan bölgelere de bir şekilde sağlık hizmeti sunulabilmesi gerekmektedir.

Doğum sonrası annelerin yanında bebekler de hayatını kaybetmekte. Bu durumun nedenleri nelerdir? Bebek ölümünü önlemek için hangi yollar izlenmelidir?

Anne ölümü gibi bebek ölümü de çok trajik bir durum ve her ikisi de bir ülkenin gelişmişlik düzeyiyle alakalı... Temel olarak 3 ana grup olarak düşünebiliriz bu durumu...G ebelik sırasında, doğum sırasında veya doğum sonrasında bebek ölümü görebiliyoruz. Psikolojik olarak çok zor ve mutlaka destek alınması gereken bir süreç bu...

Gebelik döneminde annenin yetersiz beslenmesi, bebeğin plasentasının erken ayrıldığı acil bir durum olması, bebeğin kordonunun rahim ağzından sarkması sonucu bebeğin oksijensiz kalması, anenin bebeğe zararı olabilecek ilaç kullanımı, sebebi bilinmeyen ani fetus kayıpları görülebilir... Doğum sırasında doğumun bilgisiz kişilerce evde yaptırılması, annenin çatısı dar olmasına rağmen normal doğuma zorlanması, plasenta anormallikleri... Doğum sonrasında ise anomalili bebek olması, doğum kilosunun çok düşük olması, yetersiz beslenme, enfeksiyonlar gibi sebepler bu sebepler arasında sayılabilir.

 Doğum sonrası yapılan ilk bebek muayenesi çok önemlidir. Ayrıca sağlam çocukların da muayene edilmesindeki amaç erken tanı ve tarama için çok önemlidir. Erken tanı ve eğitim her zaman hayat kurtarır!

Doğumda uygulanan anestezi çeşitlerinden epidural anesteziyi anlatır mısınız? Doğuma ne gibi bir katkı sağlamaktadır?

Doğumda veya sezaryende ağrıyı ortadan kaldırmak için kullanılan özel bölgesel bir anestezi şeklidir. Genel anesteziden doğal olarak daha farklı bu durumda anne uyanık ve etrafında olup biten her şeyin farkındadır. Normal doğumda veya sezaryende de kullanılabilir.

Normal doğumda kullanıldığında annenin doğum sancılarını az hissetmesinde oldukça etkilidir. Sezaryende ise genel anesteziye göre komplikasyonlar açısından daha az risk mevcuttur.

Doğum sürecini ve ülkemizdeki en yaygın doğum çeşitlerini anlatarak okurlarımızı aydınlattığınız için teşekkür ediyorum…

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.