Ege'den hem “Roman” hem “Albüm”

Yıllardır aklımızda kalan efsane şarkıların mimarı Ege, yaza yeni bir albümle geliyor. Geçtiğimiz günlerde "Edebiyatta da varım" diyerek ilk kitabı İsyan'ı çıkaran başarılı popçu Ege, on parmağında o marifet olduğunu kanıtlamaya devam etti. "Delice Bir Sevda", "Hurma Gözlüm", "Yaz Aşkım", "Sevildiğini Bil Yeter", "Karanlıktan Aydınlığa", "Yalanım Varsa", "Gül Bahçem" gibi yüreklerimize kazınan şarkıları bizlere sevdiren güzel yürekli Ege (Levent Ak) ile bizlerde bir araya geldik. Bu hoş sohbetimiz şimdi sizlerle…

Ege'den hem “Roman” hem “Albüm”

Yıllardır aklımızda kalan efsane şarkıların mimarı Ege, yaza yeni bir albümle geliyor. Geçtiğimiz günlerde "Edebiyatta da varım" diyerek ilk kitabı İsyan'ı çıkaran başarılı popçu Ege, on parmağında o marifet olduğunu kanıtlamaya devam etti. "Delice Bir Sevda", "Hurma Gözlüm", "Yaz Aşkım", "Sevildiğini Bil Yeter", "Karanlıktan Aydınlığa", "Yalanım Varsa", "Gül Bahçem" gibi yüreklerimize kazınan şarkıları bizlere sevdiren güzel yürekli Ege (Levent Ak) ile bizlerde bir araya geldik. Bu hoş sohbetimiz şimdi sizlerle…

11 Temmuz 2017 Salı 15:34
292 Okunma
Ege'den hem “Roman” hem “Albüm”

Ege Bey beni kırmayıp geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Nasılsınız?

Elif’ciğim çok iyiyim. Bende sana teşekkür ederim. Sen nasılsın?

Bende iyiyim. Edebiyata imza atmak size ne hissettiriyor?

14 ay boyunca başka bir dünyada, ne yapacaklarına ne söyleyeceklerine karar verdiğim dostlarımdı romandaki karakterler. Zaman zaman ağladığım bölümler oldu yazarken. Kulağa saçma geliyor ama o anın içinde engel olamıyorsun. Roman bittiğinde o dünyadan çıkıp gerçek dünyaya dönmek boşluk yarattı bir süre. Edebiyatçıyım ya da yazarım demek çok iddialı bir yaklaşım. Müzikte süreç çabuk işler; ilk iki ayda şarkı sevilir ve çalınırsa sektördeki aktörlerden biri olursunuz ama yazar kimliği uzun zamana yayılan bir onaylanmayı gerektirir. Bu kimliği size yıllar ve okuyucu kitlesinin istikrarı kazandırır. Beni şu aralar heyecanlandıran şey, eleştirmenlerden ve kitapseverlerden gelen övgü dolu yorumlar. Beni bir yandan mutlu ederken bir yandan da yeni sorumluluklar veriyor.

"İsyan" adında ilk kitabınızı çıkardınız. Hayırlı olsun. Nasıl karar verdiniz isyanı çıkarmaya?

Şöyle söyleyebilirim. Yıllardır denemeler ve küçük öyküler yazardım. İsyan da bu öykülerden biriydi. Yönetmen bir dostum bu öyküyü film yapmak istediğini söyleyince, oturup hikayeyi yazmanın doğruluğuna karar verdim. Yazmaya başlayınca bunun anlatmak kadar kolay olmadığını anladım. Yazdığım andan itibaren boyut, renkler, coğrafya, zaman değişti. Daha incelikli, daha araştırmacı olmaya başladım.60'lı yıllardan 90'lı yıllara uzanan bir hikayeyi; dönemin modası, politik yapısı, beslenme alışkanlıkları, toplumsal gelişmelerini  okuyucunun gözüne sokmadan ama iklimi yaşaması adına daha candan, kandan, ruhtan örülü karakterlerle buluşturdum. Oldukça yoğun ve yorucu olmakla birlikte ister istemez o zaman ve coğrafyada yaşamaya başladım bir süre.

Ölü Köpek'ten hayat dersi aldım!

Bodrum Pina Adası'nda kitabı yazdığını belirten Ege; Ada'daki Ölü Köpek'in kendisine büyük ilham verdiğini söyleyerek, "Ada'da neredeyse yirmi yaşında bir köpeği tanıma fırsatım oldu. Bu köpek ne görüyor ne duyuyor ne koku alıyor ne de yürüyordu. Fakat onun o yaşama azmi onun o hayatı bırakmayışı beni o kadar çok etkiledi ki Ölü Köpek bana hayat dersi verdi" dedi.

Okuyucular ne bulacak bu kitapta?

Şehir hayatının hızına ayak uyduramayıp geride kalan masumiyetlerini bulacak Elif. Yavaş yavaş materyalizmin boğuculuğuna terk ettikleri değerleri, dostluk anlayışını, yaşanan her şeye rağmen eldeki en büyük servetin içinde taşıdıkları umut olduğunu ve içinde doğmaya hazır bir “isyan” olduğunu anlayacaklar.

Romanda yapılan yemekler bizzat sizin tarifinizmiş ne tarifleri var?

 Romanımızdaki kahramanlardan Levendis'in bir sloganı var; Mutluluk mutfakta başlar! Nedense ya zaman darlığından ya da gözümüz korktuğundan yemek yapmaktan kaçıyoruz. Her bölümü bir yemek tarifiyle açtım ki bunlar son derece pratik ve lezzetli yemekler. Okuyucu korkmadan deneyebilir. “Patlıcan Tava”, “Annemin Eli Makarnası”, “Yer Elmalı Enginar”... Tamamı pratik ve iştah açıcı 

Kitapta kimlerin emeği var?

Kitabı yazım sürecinde danışmanlığımı yapan Kemal Kırar, Ebru Değirmenci, Ağabeyim Bülent Ak ve Tuluhan Tekelioğlu. Tuluhan aynı zamanda kitabın kapağındaki resmin de ressamıdır. Yazım sürecinde evlerini açan Sibel ve Fikret Gündoğdu olmasaydı hala yazıyor olurdum. Kitabı yazdığım yer bir adaydı. Yaşı neredeyse yirmiye gelmiş bir köpek vardı. Görmüyor, duymuyor, koku alamıyordu. Neredeyse hiç yürüyemiyordu. Onun yaşama tutunma azmi, bizim başkarakterimize ilham oldu. her şart altında, nefes aldığın sürece hayata tutunmak.

İlk imza gününüzü de 3- 4 Haziran’da gerçekleştirdiniz. Nasıl geçti neler hissettiniz? Albüm imzalamaktan farkı var mı?

İmza günü albüm imzalamaya benzese de her iki taraf için duygu aynı değil. Albüm aldığınızda bunu yemek yaparken, araba kullanırken ya da sohbet ederken dinlersiniz. Şarkılar sadece ortamınıza eşlik eder. Oysa okumak başlı başına bir eylemdir. Okuyucu sizin için en az 4-5 saat ayıracaktır. Okuyucu yaşadığı andan çıkmak, kitabın içinde boyut değiştirmek ister. Bu zamanı zevke dönüştüremezseniz bir şekilde canınızı okur!

Kitabın şöyle bir özelliği var. Türkiye’de bir ilk olan bir uygulamaya imza atıldı. Kitabın kapak fotoğrafını çekip telefonlarımıza indirdiğimizde “Entiti Programı” ile de şarkıları dinleyebiliyor muyuz? 

Evet Elif. Romanı yazım sürecinde yaptığım şarkılar oldu. İsyan sadece okunacak bir roman değil renkleri, kokusu, tadı ve kendine özgü bir sesi var. Ancak bu öğeler bir araya geldiğinde ruhu ortaya çıkacaktı. Bunları birbirinden koparmamak için Türkiye’de bir ilke imza attık. 12 Haziran’dan itibaren kitabın üstünde bulunan Entiti programını telefona indirip, kitap kapağının resmini çektiğinizde 7 yeni şarkı telefonunuza inecek.

Bu romanı yazarken aynı zamanda yeni albümünüzün şarkılarını da bestelemişsiniz. Bu albümde ne tür Ege şarkısı var?

Romanı yazarken ister istemez boyut değişti, dünya değişti, kahramanlar yazıdan çıkıp günlük hayatta zamanımı geçirdiğim dostlarım haline geldiler. Gelişen her olayın, yaşanan her duygunun tam ortasındaydım. Bu ruh haliyle yazının yetmeyeceğini düşündüm ve notalarla anlatmak istedim olan biteni. Her şeyin saf ve masum olduğu iklimi, müziğin sadeliğinde dillendirmek için zamansız enstrümanlar ve ritimler olmalıydı. Tango, Napoliten ve Bossanovayla harmanlanmış piyano, keman akordeon…

Geçtiğimiz ay dostlarınıza yeni çıkacak olan albümünüzü de tanıttınız. Bizlerde oradaydık çok keyifli geçti. Hem kitabın hikayesini dinleyip hem de yeni çıkaracağınız albümü dinlemek inanılmaz keyifliydi. Neler söyleyeceksiniz? 

Pek fazla prova yapmadan söyledik şarkıları. Söylerken çok keyif aldım. Misafirlerin gözlerindeki ışıltı ve şarkılara eşliği, zamansız şarkılarla çabucak dost olacaklarını gösterdi. Müzikal yolculuğumda yeni bir dönemeç zamanı diyebilirim. Dilerim, ticari şarkılardan bıkan insanlara yeni bir nefes olsun :)

(Şebnem Schaefer ile birlikte)

“Yeni klip yolda”

Albümünde 7 şarkısı bulunan Ege, yeni albümündeki şarkılarıyla ilgili çok heyecanlı. Albümdeki çıkış şarkısı olan "Kalbimdeki Aşk" şarkısına bir düğün klibi çekeceğini belirten Ege, "Kalbimdeki aşkı sen çal, ruhundaki yalnızlığı ben. Ne sen benden vazgeç sevgilim ne de ben senden" şeklinde şarkının sözlerini paylaştı. 

Çocukluğunuzda Maria Rita Epik ile tanışıp kendisinden enstrüman dersleri almışsınız. Nasıldı o günler?

Maria Rita Epik benim için yalnızca ders aldığım biri değil, dünyaya ve sanata bakış açımı örnek aldığım rol modelim. Onunla tanışmamış olsaydım hayatı pişmanlıklarla dolu eksik bir insan olurdum. Attığım her adımda, aldığım her kararda, yürümek istediğim yolda bana rehber oldu. Ona sevgim, saygım ve minnetim sonsuz.

90’lar nasıl yıllardı? Günümüzle kıyasladığımızda neler söylersiniz?

Şarkıların da insanlar gibi nerede ve ne zaman doğduğu çok önemli. Bağımsız radyoların başladığı dönemde çıkmış bir şarkı. Kariyerimdeki yeri çok büyüktü. Bazen insanlar soruyorlar Elif, müziği neden bitirdiniz? Yanıtı basit, ben bitmedim dünyada müzik ve müzik algısı bitti. Müzik eskiden ticaretin bir parçasıyken şimdi ticaretin öznesi haline geldi ve en önemli özelliği insan unsurunu kaybetti. İnsanlar artık dinleyeceği müziği seçmiyor, medya bombardımanı ve manipülasyonla dinletiliyor. Bu da başka bir röportaj konusu

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.