Ece Pirim ile Medya Dünyası ve Oyunculuk Üzerine

Cengizhan KAYA'nın röportajı için tıklayınız...

Ece Pirim ile Medya Dünyası ve Oyunculuk Üzerine

Cengizhan KAYA'nın röportajı için tıklayınız...

04 Nisan 2018 Çarşamba 11:48
342 Okunma
Ece Pirim ile Medya Dünyası ve Oyunculuk Üzerine

Öncelikle bize  kendinizden  bahseder misiniz?

Tüm okuyuculara merhaba, Ankara’da da doğdum ve eğitimimi yine aynı şehirde tamamladım. Boşnak kökenli bir ailenin kızıyım. Sunucu, haber spikeri ve oyuncuyum. Bunların yanında yaptığım medya odaklı başka işler de var. Türkiye ve Avrupa güzeliyim. 24 yıldır bu sektör de kendimce kalıcı bir çizgi de ilerlediğimi düşünüyorum. Fakat işimi hala ilk gün heyecanıyla severek ve disiplin ile yapıyorum. İş ciddiyeti vazgeçilmezimdir. Çünkü sevdiğim işi yapıyorum.

Neden Medya ?

Küçük yaşlardan itibaren medyaya karşı merakım vardı. Televizyon dünyasına çok meraklıydım. Yani bu merak spikerleri, sunucuları hayranlıkla izlemekle pekişti. Babamda bir dönem TRT radyosunda seslendirme sanatçısı olarak görev yapmıştır. Türkçeyi muazzam konuşur. Yani aslında genlerde de varmış. Ve ben sonuç olarak hayallerimin peşinden gittim. Şartlar, eğitim, doğru kişilerle birleşince bu meslekte kalıcı yerler edinmemi sağladı. Ben de bu şansıma her zaman sahip çıkıp, mesleğime dört elle sarıldım.

Oyunculuğa  ilk adımı nasıl attınız?

Oyunculuk kendiliğinden geldi. İlk Tv dizimi TRT için gelen bir teklifi gururla kabul ederek başladım. 20 yıldır hala ramazan aylarında gösterilir. Hatırlayanlar için  “Türkmen düğünü” güzel şeyler ifade edecektir. O dizi de dönemin en iyi isimleri ile çalışma şansım oldu. Çok iyi gözlemledim, öğrenebileceğim her şeyi kendime katkı olarak almaya çalıştım. Çok başarılı ve tutulan bir dizi oldu. Sonrasında yine oldukça güzel dizi teklifleri geldi. Fakat bir taraftan sunuculuk, bir taraftan modellik-fotomodellik yoğun şekilde devam ettiği için dizi setlerine çok vakit ayırma şansım olmadı. Yurt dışına da sık sık gittiğim için devam edemedim. Fakat yine de  içimde oyunculuk sevdası  olduğu için bazı diziler de bölüm oyunculukları ile devam ettim. Oyunculuk eğitimi de aldım. Pek çok reklam filmi çektim. Bir uzun- bir kısa metrajlı olmak üzere iki filmde oynadım. Tiyatro oyunlarında rol aldım ki tiyatro gerçekten bambaşka bir dünya. Bu anlamda da kendimi çok şanslı hissediyorum. Bundan sonra da zaman ve şartlar uyduğu sürece yine bu tarz projeler de rol alabilirim. Her şeyin hayırlısı tabii ki.

Mesleğinizde bir rekabet baskısı/etkisi hissediyor musunuz? Eğer hissediyorsanız bu mesleğinize nasıl yansıyor? Bu rekabet ortamının size ve mesleğe olumlu olumsuz etkileri nelerdir?

Her  meslekte rekabet mutlaka vardır. Ve sizi,  destekleyici anlamda gözlemlerseniz daha da başarılı olmak için teşvik eder. Fakat şartlar ve bulunulan koşullar eşit olmalı. Son yıllar da ekranlar da kendi çizgimde rekabet edecek birini zaten görmüyorum. Benim saygı duyduğum  meslektaşlarım ya ekranda çok fazla yoklar ki ben de bir süre ara vermiştim ya da  bu işi o kadar başarılı yapıyorlar ki zaten parmakla gösterilecek  kadar belirli kişiler. Biz doğru isimler birbirimizi biliriz. Televizyon dünyasında bir karmaşa bir dönemdi bu bizim aslında neler olduğunu anladığımız ! Ama sadece beklememiz gereken bir dönem. Sonuçta  sular bulanmadan durulmaz. Bazılarımız o bulanıklığın biraz durulmasını bekledik. Eğer yıllarca  dikkatle edindiğiniz belli bir çizginiz varsa bundan sonra da o çizgi sizi aynı kalite de işlerle onore edecektir.

Oyunculuk dünyasında bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Dizi ve sinema sektörünün bu kadar hareketli olması tabii ki çok sevindirici. Çünkü ben sadece kamera önünde olanları değil, bu işlerin ortaya çıkmasında emeği geçen kamera arkasında ki pek çok kişi adına da kalıcılığa bakıyorum. Başarılı işleri her zaman destekliyoruz. Ama anlayamadığım devamlı bir dizi furyası olup, o kadar emekle başlayıp birdenbire herkesin sıfırlanması. Ayrıca bu konuda ki en büyük veryansınım eski oyunculara neden yer verilmediği? Kimse yanlış anlamasın ama 2 günlük daha yeni  yetme isimler ne oldum delisi oluveriyorlar. Neden herkese bu paye bu kadar kolay veriliyor. Ondan sonra ne sektörün, ne yaptıkları işin kıymetini biliyorlar. Kendini yetiştirmek, önceki kuşaklara saygı maalesef çok azında var sanırım. Benim bir sözüm var. “çağımızın vebası, şımarıklığı özgüven zannetmek” işte bu sektörde buna yol açacak düzenlerin olmasına gerçekten karşıyım. Sonuçta medya sektöründe olduğum ve tanıdığımda çok olduğu için biz de bazı şeyleri duyuyoruz. Şunu hiç unutmamak lazım şarkıda da söyler; kimler geldi, kimler geçti. Kalıcı olmak için vizyonu geliştirip, hareket etmek lazım. Ben bu anlamda bir şeylere müdahale edebilsem öncelikle yaptıkları işin ciddiyetinin farkında olan bir ortam yaratmak isterdim. Saygı, disiplin  ve başarı üzerine kurulu bir sektör. Başarı kolay geldiyse aynen o şekilde de gider. Bazılarını biraz zorlardım herhalde. İşe saygı çok önemli benim için.  

Yaptığınız iş için kurs eğitimi şart mı  ya da bu işi yapabilmek için sizce sinema tv mezunu olmak gerekli midir ?

Tavsiyem tabii ki herkesin yapmak istediği mesleğin eğitimini alması. Fakat bu her zaman her şartta mümkün olmuyor. Ya da eğitimini alsa bile başarı kesin değil. Sevmek, yapmak istemek ile başarmak çok farklı. Öncelikle zaten yetenek şart. Günümüzde bu meziyetle uzaktan yakından ilgisi olmayanları da görüyoruz ama bilinçli kişiler onları örnek almıyor. İstendiği ve imkanlar yettiği sürece işi yapıyor olsanız bile yine de eğitim almanın çok faydası olur. Ben de yıllarca mesleğimi yaptığım ve okulundan mezun olduğum halde bana katkısı olacağına inandığım pek çok eğitime devam ettim.

Kendinizde bir şeyleri değiştirme imkanınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Kendimle ilgili değiştirmek değil ama daha fazla katkı da bulunacak çalışmalar yapmak isterdim. Değerlendirmediğim konuları kesinlikle şimdiki aklımla hiç kaçırmazdım. Onun için aslında bu akıl ile 15 yıl geri gitsem hiç fena olmaz.

Medya ile aranız nasıl? Televizyon, internet, gazete, dergi gibi iletişim araçlarından ne şekilde faydalanıyorsunuz? Sosyal medya ile aranız nasıl?

Zaten işim bu olduğu için kesinlikle çok iyi. İletişim araçlarının hepsinden bulunduğum ortam ve şartlara göre faydalanıyorum. Tabii bu konu da internetin önceliği ve hızı tartışılamaz. Sadece Türkiye değil dış basını ve programları da takip ediyorum. Her dakika bir şey paylaşmak yerine takip etmeyi de çok seviyorum.

Tiyatrodaki  çalışmalarınızdan bahseder misiniz ?

Tiyatro çalışmalarım gayet güzel gitti. Gitti diyorum çünkü şu an herhangi bir oyunda değilim.  En son “Tiyatrotek” bünyesinde “dönme dolap” oyununda rol aldım. Tiyatro kulvarında da 3 ödülüm var. Bu benim için son derece gurur verici. Ara vermemin sebebi ise yeni bir televizyon programına hazırlanıyorum. Canlı yayın olacağı için hazırlıklarım ve sorumluluklarım farklı olacak. Ayrıca turne olayı da bu nedenle zor,  o yüzden şimdilik tiyatro tatilde.

Şu ana kadar oynadığınız rollerden en çok sevdiğiniz hangisiydi ?

Tabii ki ilk oynadığım  “Türkmen düğünü” dizisinde ki başrol “Haskız” rolü benim için çok önemli. Hem ilk deneyimim hem ilk kazanımım. Bana çok uğurlu gelmişti. Ama hayalim bir dönem filmi veya dizisinde rol almak. Her ikisi olursa daha da güzel olur.

Dizi dünyasında dram sinema dünyasında komedi eksenli bir yol izleniyor bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Evet, kesinlikle öyle. Seyirci biraz bu tarz filmlere de alıştı. Sinema da çok fazla kafa yormak istemiyor sanırım. Aslında komedi tarzı dışında kişileri izlemeye gidiliyor. Çok film çekiliyor ama başı çekenler belli. Bir de diğer tarz filmler de gereğinden fazla uzun sahneler söz konusu olunca seyirci sıkılıyor. Hareketlilik her zaman daha enerji veriyor. En önemlisi demek gülmeye çok ihtiyacımız var.

Dizi ve sinemada belli kalıp bir cast oyuncu grubunun sürekli yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok doğru bir tespit. Tabii ki şaşkınlıkla karşılıyorum. Karşılıklı ilişkiler sonucu ortaya çıkan castlar. Başarılı bir oyuncu yanına bizim oğlanı veya kızı koyalım taşısın düşünceleri. Fakat o kadar çok oyuncu var ki artık Türkiye’nin yarısı oyuncu galiba  diye düşünmeye başladım. Ben yine de bu sektöre yıllarını vermiş oyuncuları görmek isterim. Seyirci de memnun olacaktır.

Gelecekte ne tür projeler olacak ?

21  Nisan’da Fulya Sanat Merkezinde saat 20:00 de tüm geliri kapalı ceza infaz kurumunda mahkum olan tutsak çocukların eğitimine bağışlanacak gecenin sunumunu yapacağım. Murat Günhan defilesi ve sürpriz sanatçılar da sahne alacaklar. Çok önemli bir sosyal sorumluluk projesi.. Gelecekte aklımda hep güzel işler yapmak var. İnşallah diyorum. Şu an da yeni bir kanal da gündüz kuşağı için hayırlısıyla anlaştık. Öncelikle bu yeniliğin heyecanını yaşıyorum. Gündüz kuşaklarının bu kadar harcandığı ve tüketildiği bir dönem de seyirciye yıllardır bu sektörde olan biri olarak daha nitelikli bir program sunacağım. Sürprizler de olacak. Yani çok az bir zaman sonra inşallah beraberiz.

Sizce ekranda olmak için güzellik şart mı ?

Güzellik göreceli bir kavram. Fakat ekran önünde olan kişinin ne programı veya sunumu yaptığı ile de alakalı. Görsel olarak kadının da erkeğin de yaptığı işe katkı sağladığı muhakkak. Fakat güzel veya yakışıklı diye anlamsız insanlarında ekrana çıkarılmasına karşıyım.

Yeni Medyanın ( Sosyal Medya ve İnternet ) Geleneksel Medyayı ( Radyo – tv gazete ) Yok edeceği söyleniyor siz buna ne dersiniz ? Yeni Medya sizce ne yönde ilerleyecek ?

Malum uzay çağındayız. Şimdiden gazete okumayı bırakan pek çok kişi tanıyorum. Bence radyo vazgeçilmez bir sektör . Gazete olayından ise vazgeçilmemeli çünkü yazılı medya da bir şeyleri takip etmenin hazzı başkadır. Gazete okumanın zevki ayrıdır. Ayrıca bu sektörde de ekmek kazanan insanlar var. Okuyucu kitlesinin kaybolmayacağını ümit ediyorum.  Teknoloji çağında olduğumuzu da düşünürsek mutlaka internetin hızına yetişilmez. Zaten bu kadar hızlı değişen Dünya ve Türkiye gündeminde tabii ki sosyal medya mutlaka çok önemli.

Sizce oyunculuk stresli bir iş mi ?

Ciddiyet ve disiplinle yapılan her işte stres vardır. Oyunculuk kesinlikle basit bir iş değil. Günümüzde ki pek çok örneği bu konu da baz almamak gerektiğini düşünüyorum. Tabii ben çok önemli isimlerle bir araya gelip, onlardan bu konuları dinlemiş biri olarak düşüncelerimi paylaşıyorum. Stresin derecesi oyuncuya, oyuna ve ortama göre de değişir tabii.  

Boş zamanlarınız nasıl değerlendiriyorsunuz?

Boş zamanlar benim için pek yok. Öncelikle sosyal ilişkilerim konusunda sevdiklerimle birlikte olmayı çok severim. Ama bazen yalnız kalmak istediğimde evim benim en mutlu olduğum yerdir. Zamanın nasıl geçtiğini anlamam. Sinemayı çok severim. Okuyabildiğimce kitap okurum. Yaz mevsiminde spor salonu dışında yapılan sporları seviyorum. Yani salonlar konusunda pek uyumlu değilim. Nitelikli zaman geçirebilmek için içimden ne geliyorsa onunla uğraşıyorum.

Hayatımın Kitabı/Filmi diyebileceğiniz bir kitap/film var mı?

Sinema seyretmeyi çok sevdiğimi söylemiştim. Özellikle tarihi filmler beni çok etkiler. “Breave Heart” bu anlamda çok sevdiğim bir filmdi. “Green Mıle” “Frida” “kuzuların sessizliği” “Shındler’s List” şu an aklıma gelenler. Kitaplara gelince anlatımı akıcı olan kitapları okumayı seviyorum. Dan Brown kitapları, tarihi kitaplar, kişisel gelişim kitapları en çok okuduklarım. Okuduğum kitabı film şeridi gibi gözümün önünde canlandırabilmeliyim.  

KırmızıTürk hakkında neler söylersiniz ?

İlk  duyduğumda  medya dünyası ile ilgili yeni bir oluşum beni çok memnun etti. Ve hemen akabinde sizinle bağlantı kurup, röportaj yaptığımda bu işe ne kadar ciddiyetle girdiğinizi gördüm. Çok kısa sürede nitelikli yol alıp medya ödülleri de yapmaya başladığınızda hak edilen yerlere geliniyor diye sevindim. Her konu da çok daha büyük başarılar ve destekler diliyorum.

Gelecek planlarınız nelerdir? Şu an bulunduğunuz konumdan memnun musunuz ve gelecekte kendinizi nerelerde görmek istersiniz?

Ne kadar memnunuz desek de heyecanlarımız ve beklentilerimiz var. Bunun içinde çalışma içerisindeyim. Başarı, saygınlık ve nitelikli işler devam etmeli. En önce dilediğim ise sağlık.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, takipçilerinize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Sevgili Cengizhan, öncelikle bu nitelikli röportaj için teşekkür ederim. Kendimi her soruda okuyucuyu fazla yormayacak şekilde ifade edebilmişimdir sanırım. Tüm okuyuculara, beni tanıyanlara, yeni tanıyacak olanlara sevgilerimi iletiyorum.  Güzel projelerimle tekrar bir araya gelmek ümidiyle… sevgiler

Röportaj : Cengizhan KAYA

Önce Vatan Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
Ece Pirim
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.