BU HİKÂYENİN EN GİZLİ SIRLARI ‘İÇİMDE SAKLI’

Aziz Karataş'ın röportajı için tıklayınız...

BU HİKÂYENİN EN GİZLİ SIRLARI ‘İÇİMDE SAKLI’

Aziz Karataş'ın röportajı için tıklayınız...

11 Eylül 2017 Pazartesi 15:13
174 Okunma
BU HİKÂYENİN EN GİZLİ SIRLARI ‘İÇİMDE SAKLI’

"Bazen bir şiir, bazen evlada yazılmış bir mektup ya da hiç sebepsiz yazılmış satırlar hayatınız boyunca size eşlik eder. Fakat hayat her zaman güzel yönlerini göstermez bizlere. İşte böyle hallerde kendimizi en çaresiz anlardan birinde yazdıklarımız uzar. Öyle uzar ki bir hikâyeye hatta bir romana dönüşür. “İçimde Saklı” ile benim için de öyle oldu. Garip bir şekilde derin mavi bir denizde yüzüyor buldum kendimi. Dalgalar cümlelerimdi…"


Bize kendinizden bahseder misiniz? Meltem kurtulan kimdir?

1968 yılında doğdum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Hukukçu bir aileden gelmem tahsilimde etkili oldu. Mezun olup stajımı tamamladıktan sonra evliliğim nedeniyle mesleğimi yapamadım. Koşullar beni eşimle birlikte başka bir iş yapmaya yönlendirdi. Zira hayatım boyunca en değer verdiğim müessese aile olmuştur. Aile için fedakârlık yapmak ise örflerimize göre kadınlara düşer. Lakin bu durumdan hiç üzüntü duymadım. Önüme açılan başka bir kapıyı açmış oldum yalnızca. Eşim kuyumculuk yapıyordu ben de onunla birlikte bu yolda ilerlemeye çalıştım. Tasarım dünyası ile tanışmam bu nedenledir. 25 yıl bu mesleği yapmaya çalıştım. Mesleğimle ilgili birçok yarışmaya katıldım. Uluslararası yarışmalarda ülkemi temsil ettim ve ödüller kazandım. Aldığım birincilik ödülleri hem beni daha iyisini yapmaya teşvik etti hem de mesleğimde iyi bir yere gelmemi sağladı. Emek vererek en iyiye ulaşmaya çalışmanın, tecrübe demek olduğunu öğrendim. Yaşayarak öğrenmek öğrenmenin en iyi yoluymuş gerçekten.

Yazmaya ne zaman başladınız? İlkyazın anınızı paylaşır mısınız?

Yazmaya başlamak sözü ne kadar doğru bilemiyorum. Çünkü bu insanın içinde varsa, hep yazar. Bazen bir şiir bazen evlada yazılmış bir mektup ya da hiç sebepsiz yazılmış satırlar hayatınız boyunca size eşlik eder. Fakat hayat her zaman güzel yönlerini göstermez bizlere. “İçimde Saklı” ile benim için de öyle oldu. Garip bir şekilde derin mavi bir denizde yüzüyor buldum kendimi. Dalgalar cümlelerimdi.

Hayatınızda aldığınız en iyi karar?

Hukuk Fakültesine devam etmem olsa gerek. Çünkü hukuk tahsili insana mükemmel bir nosyon kazandırır. Çoğu insanın düşündüğünün aksine ezberden uzak ve tamamen muhakemeye dayalı bir düşünce yapısı kazanır öğrenciler. Güzel söz söylemeyi öğrenir farkında olmadan. Adalet ise vicdanı çiçek bahçesine döndürürken iyi insan olma vasfını kazandırır. Bu tüm yaşamı kapsayan en güzel şeydir. 

Aldığınız en iyi tavsiye?

Çok sevdiğim bir doktorum bana 2005 yılında bugüne dek ne yaptıysam değiştirmem gerektiğini tavsiye etmişti. Bir süre onu dinlememe rağmen sonra yine eski eski yoğun ve stresli iş yaşamıma dönmek zorunda kaldım. Sonra başıma gelenler bana doktorumun ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Dedim ya en iyi tecrübe yaşanılarak edinilendir.

Yazarların toplumda ki görevleri nelerdir?

Bu konuda birçok söylem olsa da ben birçoğunu es geçeceğim. Bir yazarın tek görevi vardır: Yazmak. Yazmak başlı başına öyle özveri gerektiren bir iş ki; bence yazarlardan daha başka şeyler istemek haksızlık olur. Düşünün ki bir kitabı okumak için bile ne kadar zaman harcıyorsunuz; şimdi bir de yazarın verdiği emeği düşünün. Bunun dışındaki her şey toplumsal mesajlar vs. zaten kayda değer eser yazarlarının dikkate aldığına emin olduğum şeyler. Kalanlar ise benim konumun dışında oldukları için yorum yapmak istemem.

Siz ne tür kitaplar yazıyorsunuz?

Önce şiir ve kısa hikâyeler ve masallarla başladığım yazı hayatımı bir roman ile somutlaştırdım. Bu benim ilk romanım. Heyecanı hala içimde. Meslek hayatında başarılar tatma şansı yakalamış biri olarak, hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu ve heyecanlıyım. Çocuğumu kucağımda tutuyor gibiyim. Bu yüzden yeni bir kitaba başladım. Bu büyü hiç bitmesin istiyorum

Biraz kitaplarınızdan bahsedelim… Bize kitaplarınızın içeriğini anlatır mısınız?

İlk kitabım “İçimde Saklı ”da Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşamış bir ailenin yaşamını anlattım. Olaylar bir savcının hayatı ve duygu dünyası etrafında şekilleniyor. Bunun yanında yaşadıkları dönem Türkiye’sine ait gözlemler var. Başka yörelerin, mahrumiyetin, savcılık mesleğinin doğasında mevcut olan çarpıcı olayların da anlatıldığı gerçek ve kurgulardan oluşan bir roman. Yeni romanım ise tamamen kurgu. Olaylar ve kahramanlar benim yarattığım kurgu içinde şekilleniyor. İlk romandan oldukça farklı ama okuyanlar, ilkinde olduğu gibi benim kalemimden çıkmış olduğunu hemen anlayacaklar. Kendime özgü bir tarz yaratmayı hedefliyorum. Sanırım bu tasarımcı kimliğimin bir yansıması.

Kitaplarınıza ilgi nasıl oldu. Beklenen ilgiyi bulabildiniz mi?

İlk romanı çıkmış yazarların herkesin de bildiği gibi bir süre beklemeleri gerekiyor. Ancak şimdiden söyleyebilirim ki iki ay gibi kısa bir sürede 2000 adet basılmış olan kitabımın 1500 adet civarında bir satış yakaladığını ve çok yakında kitabımın 2. Baskıya gireceğini bilmek beni çok mutlu ediyor. Sosyal medyanın çok geliştiği günümüzde, hiç tanımadığımız kişilerin bize ulaşmaları çok kolay. Öyle güzel geri dönüşler alıyorum ki… Demek ki insanlarımız okuyor ve bu gelecek için umut demek.

İmza günleri ve etkinlikler düzenliyor musunuz?

Kitabım yeni çıktı ve ilk imza günüm Kasım ayında Tüyap Kitap Fuarında Mendirek Yayınları standında olacak.

Okuyucularınız kitaplarınızı nereden bulabilirler?

Kitapçılarda mevcut. Bunun yanında internet üzerinden satış yapan sitelerden sipariş etmek de mümkün.

Bundan sonraki hedefleriniz neler?

Belli bir yaşa geldikten sonra insan sadece istediği şeyi yapmalı bence. Tabii koşullar izin verdiğince. Ben kitap yazmaya devam etmek istiyorum. Umarım okurlar bu konuda bana ihtiyacım olan desteği verip kitaplarımı okurlar da ben de yazmaya devam edebilirim.
Aileniz, sizin yazar olma yolculuğunuzda yer aldı mı? Onların bu konuda size yansıyan fikirlerini öğrenebilir miyiz?
Kesinlikle büyük desteklerini gördüm. Çünkü bu çok uzun soluklu bir yolculuk. Yazarken mutlaka onları ihmal ettiğim zamanlar olmuştur. Eğer bana fırsat vermeseler kesinlikle yapamazdım.

Yazar olmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında bir karar vermedim. Yazar olmak için de yazmadığımdan eminim. Ancak yazıp bitirdiğimde bir kitap olduğunu anladım ve basılması gerektiğini düşündüm. Bazen yaşadıklarımız biri bir yere getirir ama tahmin edersiniz ki yazarın kararı yeterli değil. Bir kitabın kabul görüp basılmaya değer görülmesi belli aşamalardan sonra mümkün oluyor.

Sizi yazmaya özendiren şeyler nedir?

İnsanın yapabilme duygusu azmidir ve azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz.

Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

Çok yazdım. Yıllarca hiç kimsenin okumayacağını bilerek yazdım. Sonra oğluma ben öldükten sonra okuması için her yıl doğum gününde belli hikâyeler yazmaya başladım. Kimi geçmişe ait anılar, kimi geleceğe mektuplar ama hepsi bana ait yazılar. Oğlumun yıllar içinde doğum günlerini maddi değeri olan bir hediye almak için değil, ona hangi yazı ile geleceğimi görmek için beklediğini görmek beni çok mutlu etmeye başladı. Artık birisi okuyordu yazdıklarımı ve hatta bekliyordu. Sanırım beni en yüreklendiren şey de bu oldu.

İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz? Bunu gerçekleştirmek sizin hayaliniz miydi?

Bundan yaklaşık olarak 2 yıl önce karar verdim. Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir? Herkes gibi benim de çok beğenerek okuduğum yazarlar ve eserler var. Fakat genellikle isimleri anmak, hafızanın o anki oyunuyla bazılarını unutmakla sonuçlanıyor. Bu da unutulanlara haksızlık bence. Bu yüzden yazma cesareti göstermiş, ekonomik kaygılardan bağımsız olarak, edebiyata kazanım sağlamak adına yazılmış tüm kitapları takdir ile karşılar ve okumaya gayret ederim demek en doğrusu bence.

Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir coğrafyada yazmayı tercih ediyorsunuz?

Genellikle ofisimde yazmaya alışığım. Kocaman bir masam, etrafında sevdiğim eşyalar ve anılarım bulunan bu mekân en başta bana aidiyet ve huzur veriyor. Klasik müzik dinlerim yazarken. Bunun zihnimi ve duyularımı açtığına inanıyorum. Bazı zamanlarda ise tamamen sessizlik gerekir. Bu yüzden akşamları veya pazar günleri yazmak için ideal zamanlarımdır. 

Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

Yazmak bence vazgeçilecek bir serüven değil ama basılı bir eser yapmak iyi düşünülüp karar verilmesi gereken uzun soluklu bir iş. Zamana bırakmak lazım.

Sanat adına başka ne tür çalışmalarınız var?

Ben 25 yılını mücevher tasarımı yaparak geçirdim. Bunu bir sanat olarak değerlendirmek doğru ise yıllarım sanatla geçti demektir. Bunun dışında şiir yazmayı severim. Şiir yazmak beni yıllar sonra şarkı sözü yazmakla buluşturdu. Oğlum Kerem Kurtulan’ın bestelediği şarkılara söz yazmayı seviyorum. Birlikte can verdiğimiz birçok şarkı var. İlk albümü 2018 yılında müzik marketlerde olacak. Bunun dışında son 1 yıldır heykel çalışmaya başladım. Amacım, kendi mücevherlerimi kendi yaptığım büstlerin ya da heykellerin üzerinde sergilemek. Üç boyutlu düşünce ve görüşü son derece geliştiren heykel hayran kaldığım bir sanat dalı. Buna daha fazla vakit ayıracağım zamanların gelmesini iple çekiyorum.

Zamanı geçmişe alma imkânınız olsa tekrardan yazar olmak ister miydiniz? Neden?

Çok isterdim. Zamanın gençlik yıllarıma dönmesini ve ta o zamandan romancı olmayı isterdim üstelik. Bunun verdiği hazzı öyle sevdim ki… Ancak zamanı geri alamıyorsak o zaman bundan sonra kalan zamanımı iyi değerlendirmem gerekiyor.

Edebiyat dünyasında bir şeyleri değiştirme şansınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Sadece okuyucu olduğum zamanlarda, edebiyat dünyasının, basım, yayın, dağıtım ve pazarlama kısımlarının ne zorluklar yaşadığını hiç anlayamamışım. Bir yazarın adeta çocuğu gibi sevdiği eserini, bastırmak için ne kadar beklemesi gerektiğini, her şey yolunda gitse bile basıldıktan sonra dağıtım işinin eser sahibi ve hatta yayınevinin neredeyse kontrolü dışında oluşunu hep sonradan öğrendim. Kitap satış reyonlarında kalifiye çalışanların bulunmamasından tutun da internet üzerinden yapılan siparişlerde bile dağıtımın geç oluşuna ya da bulunmayan ve sorulan bir kitabın yine de kitabevi tarafından tedarik edilmeyişine kadar uzun uzadıya anlatacağım birçok sorunla karşılaştım. Bu şartlar altında sesini duyurabilmek bir ilk roman yazarı için neredeyse imkânsız. Geçimini bu yolla kazanmayı hedef seçen genç yazarların çok şansa ihtiyacı var. Bazen umudunuzu kıracak öyle şeylerle karşılaşıyorsunuz ki… Tüm bunlara rağmen tekrar yazmak için bilgisayarınızın başına oturabiliyorsanız bu sizin yazmayı çok sevdiğinizi gösteriyor.

Türkiye de kitap yayınlatmak zor mudur?

Oldukça zor olduğunu tekrar edeyim. Edebi eserleri basmaları için yayınevlerine ulaşmak çok çok zor. Yayınevleri ya zaten çok bilinir olan yazarların kitaplarını basıyor ya sadece yabancı eser tercümeleri basılıyor ya da wattpad türü satış rakamı önceden tahmin edilen kitaplar basılıyor. Tüm bunların arasından ve ticari kaygıları aşıp kendinizi kabul ettirmeniz epey zor. Hedefinizi nasıl daha açık, net ve ölçülebilir hale getirebilirsiniz? Mutlu bir insan olarak ölmeyi istiyorum. Bunun için yapmam gereken şey, beni mutlu eden işlerle zamanımı doldurmak. Öldüğüm zaman geride bırakacağım oğlumun ve sevdiklerimin beni özlediklerinde sözlerimle buluşmasını istiyorum. Tıpkı ben konuşuyormuşum gibi, her cümlesi ile beni yansıtan yazılar yazmak istiyorum.

Hedeflerinize ulaşmanın yaratacağı en büyük etki ne olurdu?

Önce ulaşayım, inanın en net şekilde bu etkinin ne olduğunu tanımlayacağım…

Düzenli olarak yaptığınız halde size bir şey katmayan 3 şey nedir?

Çok seyahat etmek zorunda kaldığım bir işim var. İlk sırada “bavul hazırlamak” geliyor. İkincisi “aynı işi durmadan yaptıkları halde bazı insanlara bunu tekrar anlatmak zorunda kalmak”. Üçüncüsü “kırılgan olmak”
Son olarak, yazar olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir? Kendi yol felsefenizden önerileriniz var mı?
Başkaları okusun diye değil, kendilerini geliştirmek ve güzele ulaşana dek yazmayı sürdürmelerini öneririm. Yaratıcı düşünce önünde saygılı olmayı, özgün olmayı akıldan çıkarmadan yazmayı hep birlikte denemeye devam etmeliyiz. Teşekkürlerimle…

Röportaj: Aziz Karataş


Meltem Kurtulan
Meltem24k@gmail.com
meltem@kurtulan.com
Instagram: meltem.kurtulan
Facebook: Meltem Kurtulan

Biz de Önce Vatan Gazetesi ailesi olarak bizimle yaptığınız bu özel ve içten röportajdan ötürü değerli sanat yüreğinize şükranlarımızı sunar, gelecek çalışmalarınızda başarılar diliyoruz… 

Önce Vatan Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.