Muhsin BOZKURT
Muhsin BOZKURT
Yazarın Makaleleri
CENNETİN CENNETİ (2)
     Demek  hûriler cennetin süs aksamından yetmiş tarzını, bir tek cinsten olmadığından birbirini örtmeyecek sûrette giyecekler. Kendi vücutlarından, nefis ve cisimlerinden, belki yetmiş mertebeden ziyâde ayrı ayrı...
Türkiye’siz olmuyor
     Türkiyesiz üç kıtada olmuyor işler düzgün beyler      Türkiyesiz koca Amerika bile acaba neyler      Türkiyesiz inanın her bir devleti tutan hey heyler      Olmuyor, olamaz zaten Türkiyesiz...
Asıl lezzet değil cennet (14)
     Kâinatın büyük küçük her bir parçası;       Suyu, havası her bir maddesi,       Canlısı cansızı her bir ferdi;       Çiçeği, ormanı, karıncası, parsı...   ...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (13)
Okumak aynı zamanda bir şeyin üzerinde durmak, düşünmek ve tefekkür etmektir. Eserde ustayı, fiilde fâili, nakışta nakkâşı, eylemde yapanı görmek, yapılanda yapanı sezmektir. Bu, kişiyi erdemliğe götürür. İnsanı 'Müsebbibü'l-Esbâb”...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (12)
     'Rahmet zahmette, zahmet rahattadır.”      Bir başka çeşit rahat da, okuyup araştırmaktadır. Bulduğumuzu, bildiğimizi taklitten tahkike geçirmektedir.      Bunun için okumakta,...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (11)
     Mâna öyle bir ışıktır ki aydınlatır her yeri      Mânasızlık öyle bir zulmettir ki karartır her şeyi      Nasıl ki doğan güneş gösterir her yeri      İşte...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (10)
     Aklı olmayan insan; nasıl insan oluştan düşüyorsa, mânası olmayan şeyler de var oluştan düşüyor, yok hükmüne geçiyor.      Öyleyse mâna varlık sebebi. Öyleyse mâna yokluğu, yokluk delili....
Asıl lezzet değil cennet (9)
     Çünkü mâna, inayettir. Çünkü mâna inayetten gelir. İnayet ise Allah'ın mânevî bir yardımıdır. Emir âleminden olup, 'Kün feyekün.” sırrına mazhardır.      Yüce Rabbin kendisinden kuluna bahşeylediği,...
Asıl lezzet değil cennet (8)
     Herkes dünyada bulur kendini      Düşünmez ki, burada neydi işi?      Doğmuş, büyümüş yaşıyor işte      Ne var n'olmuş bu gidişte?      Derken bir gün, düşünür...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (7)
     Mâna      Mânevî tartıdır sanki      Nasıl ki      Maddî şeylerin miktar ve değeri      Tartıyla anlaşılır, metreyle ölçülür, litreyle...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (6)
     Yüce Allah fehim ve anlama yeti ve istidadını cennette yeniden bahşedecek insana. Lâkin dünyadakiyle kabil-i kıyas olmayacak / kıyas edilemeyecek şekilde.      Zaten kâinat, bugünkü dünyası ve yarınki...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (5)
     Cennetin var oluş sebebi nasıl ki, taşıdığı taşıyacağı çok üstün mâna, keyfiyet ve içeriğinden ileri  geliyorsa, cennetteki insanın cennetten ve cennetin içindekilerden üstün oluşu da; oradaki mânanın...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (4)
     Cennetin sayısız, benzersiz, binbir cismanî lezzetleri bir tarafa; aslında cennet, özellikle mânası için yaratılmıştır demek, çok daha doğrudur.      Görülmeyen güzellik neye yarar?     ...
Asıl lezzet değil Cennet (3)
     Görülen maddenin, bakılan şeylerin kendisini bir kere görmek; delâlet ettiği, ulaştırdığı sonucu yani varlık sebebini bin defa görmektir. Varlığa, var oluşa getiren irade, istek ve istencin asıl amacının farkına varmaktır....
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (2)
     Allah Nebîsi'nden böyle bir okuma, daha doğrusu; gördüğünden çıkartılması gereken işarî mânayı okuması, kavraması ve gerekeni yapması istenmişti. Yoksa zâhiren Hz. Peygamber ümmî idi. Yâni âlimdi fakat...
ASIL LEZZET DEĞİL CENNET (1)
Dünya ne ki Asıl içindeki Mânadır dünya Cennet ne ki Asıl içindeki Anlamdır cennet Dünyadan cennet Çok güzel elbet Mânası ise cennetin Dünyadakinden a'lâ Daha büyük cennet Cennet cennet dedikleri Gelmez hiç söze Cennetteki mânanın...
ZÂLİMLERİ AFFETMEK MAZLÛMLARA ZULMETMEKTİR (2)
Eski şairlerimizden biri: 'Unut felâket-i şahsiyyenin müsebbibini, Fakat, hakareti affetme vâliden vatana!” demiştir. Yâni: 'Şahsına yapılan kötülükleri affet fakat, anan gibi olan vatanına yapılan hakareti affetme!” Süleyman...
ZÂLİMLERİ AFFETMEK MAZLUMLARA ZULMETMEKTİR (1)
Cezaevleri büyük ölçüde boşaltılmıştı! Bir sürü insan tahliye edilmişti. Sonra bunların bir kısmı yeniden suç işleyip yeniden içeri alınmaya başlanmıştı. (Bu hususta) İstanbul Emniyet Müdürü, son bir ay içerisinde İstanbul'da...
YOLSUZLUKLARIN TEMELİNDEKİ GERÇEK
Son zamanlarda bazı büyük iş sahiplerinin, kimi yüksek bürokratların ve bir kısım memurların kanunsuzlukları ayyuka çıktı. Bunların rüşvet ve yolsuzluklara bulaşması, büyük vurgunlar yapmaları herkesin dilinde. Devleti dolayısiyle halkı...
EĞER...YANAYSANIZ (1)
Eğer, Cumhuriyet ve Demokrasi'den yanaysanız. Eğer, Anayasa'nın gereği olan; bütün kuvvetin kanunda olmasından, yâni hak kuvvette değil; kuvvet hakta olmasından, yâni bir kimse kuvvetli olduğu için değil; haklı olduğu için kuvvetli...
OĞLUNUN BABASI DEVRİN SULTANÜ’L-ULEMASI (3)
Söyledikleri halka; inci, yakut türünden cevherdi. Kalırsa burda şayet; halka karşı acaba ne derdi? Sanırdı ki, halk; bu sözleri Bahaeddin Veled, Söylemiş demek, kalmak için tahtta ilelebet! Denirdi bu takdirde, cevher gibi hak sözlere; Sayılırdı...
OĞLUNUN BABASI DEVRİN SULTANÜ’L-ULEMASI (2)
Ne yapmalı, ne etmeliydiler? Varlığından nasıl kurtulmalıydılar? Sonunda en etkin silâhı buldular. Baş başa vererek berkarar oldular. Vakt azîzinin dürülsün defteri! Bulamaz olsun, söz edecek yeri. Kalktılar, vardılar ayağına Sultan'ın,...
OĞLUNUN BABASI DEVRİN SULTANÜ’L-ULEMASI (1)
     Mevlânâ gibi dünya çapında bir oğul sahibiydi Âlimler Sultanı Bahaeddin Veled (Belh 1151 – Konya 1231). Hani babasının oğlu derler ya! Biz de, oğul babasını fersah fersah geçtiği için 'Oğlunun Babası” desek...
MEVLÂNÂ - ŞEMS İKİLİSİ (3)
     Mevlânâ'yı mânen tutuşturan Şems; dönüp, mânen tutuşturduğu Mevlânâ'nın mânevî sıcaklığından, kendisi de istifade etmiştir, diyebiliriz.      Tıpkı biraz önce söylediğimiz gibi,...
MEVLÂNÂ - ŞEMS İKİLİSİ (2)
     Zaten Şems de arayış içindeydi. Allah'a yalvarıp durmuştu. Allah'ın kendisini velîleri arasına katmasını istemiş. Duası kabul olmuştu.      Ama aradığı kimsenin Anadolu'da olduğu...
MEVLÂNÂ - ŞEMS İKİLİSİ (1)
     'Kişi refikinden (arkadaşından) azar.” diye bir atasözümüz var. Tabii bu söz aksi yönde de geçerlidir. Bu sözü genelleştirirsek 'Kişi arkadaşı sayesinde azar da, yolunu bulur da.” diyebiliriz.     ...
Can Mevlânâ
     Yeniden ah Mevlâna      Götürün beni O'na      Seveyim kana kana      Yeniden gel cihana      Güzelim ah Mevlânâ      Gezelim çık deryaya   ...