"İhvan'ı doğru okusunlar"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Katar ile bazı Arap ülkeleri arasında yaşanan krize ilişkin, "Burada İhvan'ı göstererek bölge ülkelerinden herhangi birisini şunu ya da bunu terörize etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. İhvan'ı doğru okusunlar" dedi.

"İhvan'ı doğru okusunlar"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Katar ile bazı Arap ülkeleri arasında yaşanan krize ilişkin, "Burada İhvan'ı göstererek bölge ülkelerinden herhangi birisini şunu ya da bunu terörize etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. İhvan'ı doğru okusunlar" dedi.

14 Haziran 2017 Çarşamba 16:42
32 Okunma
"İhvan'ı doğru okusunlar"

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği iftarda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Katar’daki gelişmelere ilişkin Kurtulmuş, Türkiye’nin baştan beri tavrının, “Katar krizinin bir an evvel çözülmesi için ilgili tarafların mutlaka samimi bir şekilde gayret sarf etmesi” olduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığı dolayısıyla da Türkiye’nin ayrı bir sorumluluğunun bulunduğunu kaydeden Kurtulmuş, Türkiye olarak bu sorumluluğun da farkında olduklarını bildirdi.

"Görüşlerimizi dile getirerek, aradaki farklılıkların bir an evvel diplomasi yoluyla çözülmesi, sorunun geride bırakılması için çaba sarf ediyoruz, sonuç almayı da ümit ediyoruz." diyen Kurtulmuş, ambargoların, Körfez İşbirliği ülkelerinin genel standardına da aykırı olduğunu ifade etti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, bölge halkları tarafından yakından tanınan bazı din adamlarının, bazı yardım ve hayır kuruluşlarının da terörist listesine dahil edilmesini de çok anlamsız bir çaba olarak gördüklerini bildirdi.

“Burada taraf olmayacağımızı görüyorum”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, konuşmasının sonunda gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bir gazetecinin, “Türkiye’nin Katar’ın yanında hızlıca yer almasıyla karşı blokta yer alan Körfez ülkelerinin Türkiye’ye karşı çok öfkeli oldukları anlaşılıyor. Türkiye’nin aleyhinde bazı oluşumlara destek verebilirler mi?” sorusuna karşılık Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Ben bu krizin çok aşırı noktalara uzanmadan bir türlü dengeleneceğini düşünüyorum. Türkiye’nin tavrı ise son derece normaldir. Sadece Katar ile olan ilişkilerimizin iyi olması dolayısıyla değil. Ama birisinin de bunu söylemesi lazımdı. Burada taraf olmayacağımızı görüyorum. Suudi Arabistan için Türkiye önemli, Türkiye için Suudi Arabistan önemli. Bu krizin müşterek ortadan kaldırılabilmesi için Suudi Arabistan ile de gerekli görüşmeler yapılmıştır, gerekli fikirler müzakere edilmiştir.” 

“Arabuluculuk meselesi şu anda geldiğimiz bir nokta değil”

Kurtulmuş, “Türkiye, girişimlerde bulunuyor ama bunun adını bir arabuluculuk noktasında koyabileceğimiz bir şey, bir bağlamı olacak mı?” sorusuna da “İleride bir arabulucuya ihtiyaç olacaksa zannediyorum, bölgede en kuvvetli arabulucu adayı Türkiye’dir. Hem taşıdığı potansiyel dolayısıyla hem bütün bölge ülkeleriyle şimdiye kadar geliştirdiği güçlü ilişkiler dolayısıyla..." diye yanıt verdi. 

Özellikle son dönemde Suudi Arabistan ile olan ilişkilerin çok olumlu bir eksende seyrettiği düşünüldüğünde psikolojik bir rahatlık bulunduğunu, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Dönem Başkanı olduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Arabuluculuk meselesi şu anda geldiğimiz bir nokta değil, ama ilerde şartlar ortaya çıkarsa, Türkiye buna aday olan ülkelerin başında gelir.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Katar’a bir ziyaretinin beklenip beklenmediği sorusu üzerine Kurtulmuş, her an Katar’ın ziyaret edilebileceğini ancak bunun şartlarının, zamanlamasının siyasi gelişmelere göre değerlendirileceğini kaydetti.

FETÖ davasındaki bazı tahliyeler

FETÖ davaları kapsamındaki bazı tahliyelere ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, FETÖ ile mücadele edilirken, “Kontrollü darbe” ifadesinin çok yaralayıcı bir söz olduğunu, bunun kabul edilmeyeceğini bildirdi.

“Ortada bu kadar şehidimizin olduğu, bu kadar yaralımızın olduğu insanların üzerinden tanklarla geçildiği, arabaların iş yerlerinin bombalandığı milyonlarca insanın ciddi risk altında bulunduğu bir darbe teşebbüsünden sonra bunu söylemek millete haksızlıktır, insafsızlıktır.” diyen Kurtulmuş, yargılama süreçlerinin devam ettiğini kaydetti.

Söz konusu kişiler tahliye edilmiş olsalar da yargılamalarının devam ettiğine işaret eden Kurtulmuş, “Mahkemelerin objektif bir şekilde sonuçlandırılarak, karar almalarını temenni ederiz.” dedi. 

“Darbenin siyasi ayağı” tartışmaları

“Darbenin siyasi ayağı” tartışmaları konusunda da değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, şu görüşlerini paylaştı:

“Ben ilk günden itibaren, 17 Temmuz'dan itibaren söylemiş birisi olarak konuşuyorum, bu kadar hazırlanmış bir darbe teşebbüsünün mutlaka çok farklı yerlerde ayaklarının olması muhtemeldir. Yargıda, emniyette, üniversitelerde, şurada, burada onun gibi siyasetin içerisinde de bunların olması muhtemeldir. Biz üzerimize düşen şimdi kamuoyunun da bu hassasiyetlerini dikkate alarak üzerimize düşen 15 Temmuz’daki o darbe teşebbüsünün arkasındaki bütün unsurların ortaya çıkarılmasına gayret etmektir. Burada iktidar da muhalefet de ümit ederim ki millete, ‘Tamam bu mücadele yapıldı, bu mücadele sonucunda gerçekten suçlular ortaya çıkarıldı’ diyecek bir çaba ortaya koyabilir. Bu mahkemeler ve diğer bütün mahkemelerin hepsini kamuoyu yakından izliyor. Amacımız sulandırılmadan, niteliği değiştirilmeden, özellikle çatı davalarının sulandırılmadan sonuçlandırılması sonuç alınabilmesidir.”

Kamuoyunun, FETÖ konusundaki bütün davaları yakından izlediğini bildiren Kurtulmuş, “Amacımız, sulandırılmadan, niteliği değiştirilmeden özellikle çatı davalarının, Akıncı davasının, diğer davaların ve saire, bunların sulandırılmadan sonuçlandırılması, sonuç alınabilmesidir.” diye konuştu.

OHAL Komisyonu

OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun üzerinde çok ağır yükün olduğu belirtilerek, "Bir yandan da alttan alttan bir muhalif kitlenin bir şekilde örgütlendiği söyleniyor. Yani bir takım kişilerin mağduriyet algısını artırmak için. Bu komisyon bunun altından kalkabilecek mi? Bu komisyon inceleyip sağlıklı kararlar verecek, mağdur etmeyecek ama FETÖ'cüleri de kurtarmayacak bir şey tutturabilecek mi" sorusu yöneltilen Kurtulmuş, ortada bazen kendilerine de gelen tek tek "yani bu olmaz artık" dedikleri örneklerin bulunduğuna işaret etti.

"Yani hiç olmayan adamı FETÖ'cü diye alıp işte onların adamını da bir türlü görmemek ya da onu bir şekilde kenara koymak." ifadelerini kullanan Kurtulmuş, "Bu tür şeyler var ama geçen son rakam, yani devletten bir şekilde devlet memuru olarak ihraç edilen, hakkında soruşturma başlatılan vesaire toplam devlet memurlarının yüzde 2,4'ü. Rakam olarak sanıldığı kadar çok büyük kabarık bir liste ile karşı karşıya değiliz." diye konuştu.

"OHAL Komisyonu doğru bir adım"

Kurtulmuş, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun kurulmasının doğru bir adım olduğunun altını çizdi. Bu komisyonun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmeden evvel bir ara hukuk kademesi oluşturduğunu dile getiren Kurtulmuş, komisyonun hızla dosya üzerinden çalışacağı için çok sayıda hukukçu aldığını aktardı.

Numan Kurtulmuş, "Dosyalar incelenecek, tek tek her dosya hakkında karar verilecek. Yönetmeliği hazırlanıyor, nasıl çalışacağına ilişkin yönetmelik hazırlanıyor. Hangi kriterler üzerinden kişilerin başvurularının değerlendirileceği." diye konuştu. 

Kurtulmuş, bir soru üzerine komisyonun büyük ihtimalle temmuz başından itibaren çalışmalarına başlayacağını, müracaatları alacağını dosyaları incelemeye başlayacağını bildirdi. Kriterler üzerinde çalışıldığını aktaran Kurtulmuş, 15 Temmuz'un hemen akabinden başlayan mücadeleyle ilgili bir birikimin oluştuğunu, mahkeme kararları, sorgulamalar, bakanlıkların uygulamaları, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, emniyet istihbaratının kriterleri gibi çok sayıda uygulama olduğunu hatırlattı.

Kurtulmuş, "Bunlardan herhalde bu komisyon kendisine bir şablon oluşturacak. O şablona göre, en objektif ölçüler içerisinde kim nasıl FETÖ'cü kabul edilebilir, onu ortaya koyacak." ifadesini kullandı.

"Katar'da Türk askeri bulunacak"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Katar'a gönderilecek asker sayısına ilişkin bir soru üzerine, "Şu anda biz de bilmiyoruz, karar verilecek." dedi.

Türkiye'nin daha önce de Afganistan, Somali, Bosna Hersek, Kuzey Irak, Kosova gibi ülkelerde de yurt dışında askeri varlığının olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "İhtiyaca göre, zamanın şartlarına göre orada Türk askeri bulunacak. Bu karşılıklı mutabakatla yani oranın yerel yetkilileri ile varılacak mutabakatla bizim Genelkurmay da o şartlar içerisinde kaç kişinin gitmesini uygun görecek, ona göre gidecek." açıklamasını yaptı.

"İhvan'ı doğru okusunlar"

Türkiye'de ise demokratik tecrübe içinden gelen bir siyasi gelenek bulunduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Demokrat Parti'den başlamak üzere. Dolayısıyla bunların ikisini birbirine benzetmemek lazım. Bölgedeki diğer aşırı formlardaki siyasi oluşumlara baktığınız zaman İhvan, bu aşırı formlar içinde demokrasiye çabuk geçebilme yeteneğine sahip neredeyse tek harekettir. Böyle bir imkanı vardı, bunu Mısır'da gösterdi, gösteremedi. Suriye'de, Irak'ta, diğer Libya'da Tunus'ta. Tunus'ta kısmen biraz daha başarılı oldu.

Bunların hiçbirisinin demokratik forma dönüşmesine müsaade edilen siyasi ortam olmadı. Burada İhvan'ı göstererek bölge ülkelerinden herhangi birisini şunu ya da bunu terörize etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. İhvan'ı doğru okusunlar. Keşke önlerine yıllar evvel siyaset yapma imkanları verilseydi. En azından son dönemde Tunus, Mısır, Cezayir başta olmak üzere bu mücadeleye katılma potansiyeli olan ülkelere bu imkan verilseydi. Bu söylediklerimiz kitlesel hareketler. Arkalarında milyonlarca halklarının büyük çoğunluğu olan gruplar. Kendilerini tekfirci ve aşırı selefici hareketler başta olmak üzere onlardan tecrit ederek kendilerini korumaya gayret ediyorlar.

Böyle bir ortamda akıl, bunların demokratik süreçlere katılmasını temin etmekten geçiyor. Siz El Cezire'yi teröre destek veren bir radyo televizyon kurumu haline getirirseniz bu, tam tersi amaca hizmet eder. Üç beş hayır kurumuna terör örgütü listesinde derseniz tam tersine şey yapar. Ben hiçbir şekilde İhvan hareketinin şartları, çıkışı, gelişmesi ile Türkiye'deki siyasi zeminin hiçbir benzerliği olmadığını biliyorum. Söylemesi ayıp biraz da iyi bilen biri olarak, bu benzetme doğru değildir. Birileri bu amaçlarla Türkiye'ye aba altından sopa göstermeye çalışıyorsa biraz Türkiye'yi çalışsınlar yani. Onlara diyecek başka bir şey yok."

"Şark geleneği, konuş konuş, dağıl"

"İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) dönem başkanıyız ama 'din adamları' diyebileceğiniz insanlar, terör listesine dahil ediliyor. Haremeyni şerifin hizmetkarı olması gereken yöneticiler yine Müslümanların yaşadığı topraklara gıda ambargosuna varan ambargolar uyguluyor. Böyle bir süreçte İİT başkanı olmak Türkiye'ye bir şey kazandırıyor mu? Bu teşkilat fiiliyatta bir işe yarıyor mu, coğrafyamıza bir faydası var mı?" sorusu üzerine, Kurtulmuş şöyle konuştu:

"Şimdi 'faydası yok' deyip bir kenara atamayız. Ortada böyle bir kuruluş var. Yeterince fonksiyonel mi? Değil. Eyvallah, onu biliyoruz. Ben de bazı toplantılarına katılmış biri olarak söylüyorum. Biraz da maalesef şark geleneği, konuş konuş, dağıl. Maalesef İslam ülkelerinin temel problemlerinden birisi ortak siyasi irade yoksunluğu. Her şey var ama ortak siyasi irade yok. İİT, etkin değil ama hiç yoktan iyidir. Bu teşkilat güçlendirilebilir, fonksiyonel hale getirilebilir, en azından Müslüman ülkelerin bir araya gelerek ortak meselelerini tartışabileceği bir zemin olarak kullanılabilir. Yeterince fonksiyonel değil diyebiliriz ama faydasız diyemeyiz."

"Ümit ederim ki böyle bir adım atılmaz"

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) bağımsızlık referandumu açıklaması ve terörle mücadeleye ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, IKBY ile her alanda fevkalade iyi ilişkilere sahip olunduğunu dile getirdi.

Birçok konuda da karşılıklı istişare mekanizmalarını kullanarak ilişkilerde bugünlere gelindiğinin altını çizen Numan Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Bu referandum meselesi sürekli kullanılıyordu ama bu süreçte Kuzey Irak yönetimi Türkiye ile danışmadan bir adım atacağını ortaya koyuyor. Bizim şu aşamada söyleyeceğimiz, Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğü konusundaki tavrı açıktır. Irak'ın toprak bütünlüğü sadece Irak'ın toprak bütünlüğü değil aynı zamanda bölgenin daha fazla bölünmemesi için önemli bir tezdir. Burada bu kadar değişkenin, anlaşmazlığın olduğu dönemde yeni bir referandumla başka bir anlaşmazlık kapısının açılmasını doğru bulmadığımızı, bunun bölge barışına ve Irak'taki mikro ölçekteki sorunların bile çözülmesine katkıda bulunmayacağını ifade ediyoruz. Irak merkezi hükümeti ile Kuzey Irak yönetimi arasındaki sorunları, başta petrol olmak üzere, bütün bunlarda zaman zaman Türkiye devreye girmiştir. Merkezi hükümet ile Kuzey Irak yönetiminin iyi bir anayasal çerçevede, ilişkilerini olgunlaştırarak pratikten kaynaklanan sorunlarını da çözerek bölgede daha fazla istikrarsızlık unsuru olacak adım atılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ümit ederim ki böyle bir adım atılmaz."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, son dönemde terörle mücadelede, üç alanda çok ciddi bir çalışma yapıldığı için belli bir sonuç alındığını, bu üç alanın şehirler, Irak ve Suriye'den kaynaklanan terör faaliyetleri ve kırsal alandaki faaliyetler olduğunu aktardı.

Öncelik sıralamasına göre, bu alanlarda mücadele sürdürüldüğünü ancak sonraki dönemde eş zamanlı olarak hepsiyle mücadele edildiğine dikkati çeken Kurtulmuş, ilk önce hendeklerin kaldırıldığını ve arkasından her alanda bu mücadelenin sürdürüldüğünü kaydetti.

"Amerikalılar hala bir tereddüt halinde"

"Türkiye için şu andaki en önemli şey, PKK'nın bir daha hareket edemez hale getirilmesidir. Bunun için de bütün gücümüzle mücadele ediyoruz." diyen Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:

"Irak'ın kuzey bölgelerinde ise yeni bir durum ortaya çıkıyor. Türkiye'yi terör bakımından istikrarsızlaştırma potansiyeli taşıyan. O da PYD ve YPG'ye verilen destektir. Şimdi, Ortadoğu'da bu kadar çok silah bir yere gidecek. Şimdiye kadar 'PYD, YPG' dediğimiz, nihayetinde Ortadoğu'daki terör örgütlerinden birisiydi ama son zamanlarda verilen bu açık fiili askeri desteklerle neredeyse küçük bir ordu niteliği kazanmaya başlamıştır. Bu, Türkiye için tehlikeli bir durumdur. Hiç kimse bu silahların Rakka'da DEAŞ ile mücadelede kullanılacağını garanti edemez. Bırakın o silahları, şimdiden Türkiye'nin doğu ve güneydoğuda yaptığı operasyonlarda çok farklı ülkelerin sadece kendi ordularının envanterinde bulunan silahlarla karşı karşıya kalmıştır. Dolayısıyla bu Türkiye tarafından kabul edilemez bir durumdur. Müttefiklik ilişkisine sığmaz. Defaatle bunlar kendilerine söylenmiştir. DEAŞ'ı başka bir terör örgütü ile bertaraf etmek Amerikalılara da bir fayda sağlamaz. Son derece sakıncalı, yanlış olduğunu söylüyoruz. Amerikalılar hala bir tereddüt halinde. Tamam bu işi yapıyorlar ama buradan nasıl bir sonuç alacaklar ve bölgede daha fazla karışıklığa sebep olmadan DEAŞ'ı nasıl bitirecekler? Dolayısıyla Türkiye'nin bu noktada son derece hassas olması normaldir."

Kurtulmuş, hem Kuzey Irak hükümetinin atacağı adımı hem de bölgedeki diğer gelişmeleri yakından takip ettiklerini, bunların Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili gelişmeler olduğunu belirtti.

"Devlet adım atınca bölge halkı iki adım atıyor"

Bölgedeki Kürt meselesinin 4 ülkeyi de ilgilendirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Suriye, Irak, İran ve Türkiye. Bu bölgedeki Kürt nüfusunun yaşadığı en fazla ülke ise Türkiye'dir. Bizim PKK'yı tamamen bitirip, eş zamanlı olarak, eşit hak ve özgürlükler temelinde bir çok şey yapıldı son 13-14 yıl içerisinde. Son seçim bunu gösteriyor. Biraz devlet adım atınca bölge halkı iki adım atıyor. Bölge halkını, 'bu devlet benim devletim, bu ülke benim vatanım' diyebileceği bir atmosfere getirmek, kurulmuş olan köprülerin kalıcı bir gönül köprüsü haline dönmesini temin etmek. Bu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da da tam bir şekilde devlet millet kaynaşmasını sağlamaktan geçiyor."

AA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.