Bu ülke, acayip bir ülkedir. Demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerden, hür düşünceden her yerde bahsedilse de hiç kimsenin bunlara riayet etme iradesi yoktur. Bunlar kimsenin gerçekte derdi de değildir. Eğitim düzeyi arttıkça tahammülsüzlük daha da artmaktadır.
Geçtiğimiz haftalarda bunun en somut örneğini Orduspor Kulübü başkanı Dr. Nedim Türkmen’e yaşattılar. Nedim Türkmen’in görüşlerini engellemek için her türlü psikolojik, sosyolojik ve medyatik baskı uygulandı. Hatta fiili saldırıya da maruz kaldı.
Dr. Nedim Türkmen ne söylemiştir?
Dr. Nedim Türkmen’in söyledikleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Atatürk’ün; “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözünden başka bir şey değildir. Türkmen; Türk futboluna ve futbolcusuna bu vatanın sorumlu bir evladı olarak gerçek anlamda sahip çıkmaktadır.
Türkmen söyledikleri; “Aylardır Türkiye gündemini meşgul eden şike soruşturması karşısında, Orduspor Kulübü olarak, "Bu ligde yeniyiz, susalım, uyum sağlayalım" demedik. Bu güzel oyunun arınması, güzel olarak kalması adına, doğru bildiklerimizi, kendimizi içinde bulduğumuz düzenin inadına yüksek sesle dile getirdik. Bir "Orduspor Kulübü duruşu" sergiledik. Temsil ettiğimiz kulübe, şehre ve o şehrin insanlarına yakışır bir biçimde sergilediğimiz bu duruşla, Anadolu Kulüplerinin de Türk futbolunda söz sahibi olabileceğini, görüşlerini bağımsız bir biçimde dile getirebileceğini gösterdik.
Futbolumuzdaki kirlenmenin acilen temizlenmesi gerekiyor. Temizlemek için UEFA'yı beklemeden kendi işimizi kendimiz görmemiz gerekirdi. Bir yılı kurtaracağız diye Türk futbolunun 10 yılını çöpe atamayız. Şu anda ciddi problemler var. Yakında Türk takımlarına Avrupa kapıları kapanırsa kimse şaşırmasın. Bana göre UEFA Türk takımlarına asgari 3 yıl Avrupa Kupaları'na katılmama cezası verecektir. Çünkü UEFA olaylara sıfır toleransla bakıyor. Biz şike olaylarının patladığı gün bu olayı çözseydik bunlara gerek kalmayacaktı. Avrupa kupalarına katılamayınca artık biz kendi çöplüğümüzde kendi başımıza öteceğiz. Türkiye liginde 30 yıl üst üste şampiyon olsan ne yazar. Önemli olan Avrupa'da başarılı olabilmek. Bana göre acilen Türk futbolunun büyük bir temizliğe ihtiyacı var. Bu gemi böyle fazla gitmez. Türkiye'de hiç kimse açık açık düşüncesini söylemiyor, ya da çok az kişi açık konuşuyor. Biz doğruları söylüyoruz. Sadece 3 büyükler yok bu ligde. Bu lig 3 büyüklerden ibaret değil. Önemli olan Türk futbolu, UEFA'dan 5 yıl ceza alırsak ne olacak? O yüzden bizim tavrımız net...58. madde Türk futbolunun geleceği için değişmemeli." Şeklinde özetlenebilir. Peki, bu sözlerin yanlış neresinde? Türkmen’i bir akademisyen duyarlılığı ve sorumluluğuna götüren örnek olaylar dünyada çok yaşanmıştır.
Dünyada şike; bahis, maç satma ve teşvik ile hatır şikesi şeklinde gerçekleşiyor.
En yaygın olanı bahis yöntemidir. Şu ana kadar ki en büyük bahis skandalı 2009 yılında patladı. Tüm Avrupa’da 200 civarı karşılaşma şike şüphesiyle soruşturulmaya başlandı. Almanya, Belçika, İsviçre, Hırvatistan, Slovenya, Macaristan, Bosna ve Avusturya. İşin içinde maalesef Türkiye’de var. Almanya 2005’te hakem Robert Hoyzer’in itiraf ettiği manipülasyonlarla çalkalandı. 2004 yılında Hamburg’un kupada Paderborn’a 4-2 yenilmesini sağlayan Hoyzer 9 karşılaşmayı bir Hırvat çetesinin bahisleri için bilerek etkilediğini itiraf etti ve 29 ay hapis cezası aldı. Brezilya 2005’te FIFA hakemi Carvalho’nun ömür boyu ceza almasıyla gündeme geldi. Birçok 1. lig maçı yeniden oynandı ve şampiyon dahi değişti. Belçika’da dört önemli kulübü birden almaya çalışan Çinlilerin 20 karşılaşmayı etkilediği ve 50 oyuncuyu bu işe karıştırdıkları belirlendi. G. Kore’de 50 oyuncu tutuklandı ve 10 tanesi ömür boyu futboldan men cezası aldı. Sayısız olay arasında en ilginçlerinden biri ise Finlandiya Ligi’nde oynayan iki Zimbabweli kardeşin Asya çetelerinin baskısıyla şike yaptıklarının ortaya çıkmasıydı. İtalyanların ünlü Totonero’su da bahisle ilgiliydi. 1980’de patlayan skandal Milan ve Lazio’nun 2. lige düşürülmesi ve 11 oyuncunun ömür boyu men cezası alması ile sonuçlanmıştı. 82 Dünya Kupası’nın gol kralı Rossi de bu isimler arasındaydı ve cezası 2 yıla düşürülüp son anda tamamlandıktan sonra kadroya 22 numaralı oyuncu olarak girmişti. Çin’de ise aralarında Dünya Kupası'nda görev yapmış ünlü bir hakemin de bulunduğu 60 futbolcu, antrenör ve hakeme iki yıl önce ceza yağdı.
Maç satma ve teşvikte 2006’da yaşananlar malum. Juventus’un efsane yöneticisi Luciano Moggi, hakem atamalarını Juventus lehine yönlendirmekle suçlanır. Ülkenin üç büyüklerinden olan Juventus iki şampiyonluğu kaybetmekle kalmaz. İkinci lige düşürülür, Şampiyonlar Ligi’ne gidemez ve birçok oyuncusunu kaybeder. Marsilya’nın yaşadıkları ise şike tarihinin en küçük kazanç için alınmış en büyük riskidir belki de. Şampiyonlar Ligi finalinden 3 gün önce ligin son karşılaşmasına çıkacaktır Marsilya. Efsane başkan Bernard Tapie, rakipten kendilerine karşı sert oynamamasını ister. Tabii istemekle kalmaz. Rakip oyunculardan birine, bir miktar, kendi savunmasına göre, rakip oyuncunun restoran açması için borç olarak para gönderdi. Sonuç: Marsilya’nın şampiyonluğu geri alındı. Takım 2. lige düşürüldü. Tapie hapis cezası aldı. Marsilya’nın Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu tescil edilir ancak ertesi sene Avrupa kupalarına katılması yasaklanır. Marsilya bu cezalar sonucu yaşadığı mali depremle ertesi sezon 1. lige de kabul edilmez. 1982’de Kupa Galipleri Kupası’nda final oynayan Standart Liege, şampiyonluk için ligin son maçına çıkarken, efsane teknik adam Goethals, oyuncularına primlerini rakibe vermelerini tavsiye eder. Sonuç 13 oyuncu ve Goethals’ın ömür boyu men cezası alması olur.
Hatır şikesi, daha çok büyük turnuvalarda birbirine yakın ülkeler arasında görülse de, ortak çıkarı olan kulüpler de bazen bu duruma başvurabiliyor. Bu konuda da çok sağlam örnekler vardır.
Bu örnekler yazmakla ve saymakla bitmez. Bu noktada UEFA ve FİFA’nın ceza tayin ederken hangi kriterleri uyguladığını Doç. Dr. Mahmut Kaşıkçı’nın 7 ve 9 Ekim 2011 tarihlerinde sitesinde yer alan “UEFA ve FİFA’nın Ceza Verme Yetkisi” başlıklı makalesi çok güzel anlatıyor.
Bu makale ile birlikte değerlendirdiğimizde, Orduspor Kulübü Başkanı Dr. Nedim Türkmen’in açıklamalarının da çok önemli olduğu kanaatindeyiz. Bazı takım ve şahısları kurtarmak için Türk futbolunun cezalandırılmasına razı olamayız.
Bu nedenle Türk futbolunun temiz ve ahlaklı kalması için Dr. Nedim Türkmen’i mutlaka dinlemeliyiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!