Bezm-i Âlem Vâlide Sultan, Sultan 2. Mahmud, Mahmud-u Adlî’nin zevcesi, Sultan Abdülmecid’in Vâlidesidir. Sultan Abdülmecid oğullarından 4 Pâdişah’ın da Büyükannesidir. Sultan 2. Mahmud’un vefatından sonra, on altı yaşını henüz bitirmiş, oğlu, Sultan Abdülmecid tahta geçince, Bezm-iâlem de Vâlide Sultan ve Mehd-i Ulyâ-yi Saltanat unvanını kazanmıştı. (30 Haziran 1839) fakat daha çok Bezm-iâlem Vâlide Sultan adıyla tanındı. 

Taht’a çıktığında Sultan Abdülmecid’in, henüz, çocuk denilecek bir yaşta olması ve devlet işlerinde tecrübesiz oluşu, annesi’nin devlet ve hükûmet işlerinde bizzat yol gösterici ve müessir rol oynamasına yol açtı. Vâlide Sultan, hayatı boyunca da bu rolünü büyük bir muvaffakıyetle yerine getirdi. Pâdişah’ın memleket dahilindeki seyahatleri sırasında, gerektiğinde, hükûmet ve devlet erkânı’na emirler verdi. Hattâ, resmikabul ve ziyâfetler tertip etti. Vâlide Sultan, yakalandığı umarsız bir hastalık neticesinde, 03 Mayıs 1853 tarihinde Beşiktaş Sarayı’nda vefat etmiş olup, aynı gün Sultan 2.Mahmud Türbesinde defnedildi. 

Bezm-iâlem Vâlide Sultan, akıllı, tedbirli, şefkatli ve cömert bir kadın. Dünyevî hırs ve gösterişlerden kendisini alıkoymaya muvaffak olmuş, mümtâze bir şahsiyetti. Bu hususiyyetleriyle Osmanoğulları tarihinde bir kısım entrika hile ve desîseler yüzünden fecaate sebep olan diğer ba’zı kadınlardan tamamen ayrı bir şahsiyete sahipti. Oğlu Sultan Abdülmecid’in israf ve gösteriş iptilasına bir ölçüde engel olabilmiş, gerektiğinde, devlet işlerinde kendisine her türlü yardımda bulunmuş ve fakat mevki’ini hiçbir zaman kötüye kullanmamıştır. 

Oğlu’nun Pâdişahlığı sırasında devletin kendisine tahsis etmiş olduğu maaş ve diğer gelirlerini fakirleri doyurmak, ihtiyaçlarını gidermek, rahmet ve şükranla yâd edilmesine vesiyle olacak pek çok hayır eserler yaptırmak yolunda sarfetmiştir. 

Vâlide Sultan Saray’da oturmaz, sık sık, fakirlerin ikâmet ettikleri mahalle’ler arasında dolaşır, fakir ve ihtiyaç sahiplerine elini uzatır, yetim ve kimsesiz kızların çeyizlerini te’min eder ve onları evlendirir, borcunu ödemeye gücü yetmeyenlerin borç’larını öderdi. Ayrıca, hapse düşmüş kimselere aynî, mâli ve nakdi yardımlarda bulunurdu. İnce ruhlu, geniş şefkat ve merhamet sahibi bir hanımefendiydi. 

Bezm-iâlem Vâlide Sultan Memâlik-i Osmaniyye’nin muhtelif yerlerinde pek çok vakıf eseri ve hayır kurumu meydana getirmiş, bunların devamlılığını te’min maksadıyla da, gelir getiren çok sayıda emlâk ve “Nukud-ü Mevkûfe” bırakmıştır. Vakıf’ların bir kısmı ile bunların akarları 1256-1267 (1840-1851) yılları arasında tanzim edilen ve on dört vakfiyeyi ihtivâ eden 400 sahifelik bir vakıfnâme’de tesbit ve tescil edilmiştir. (Vakıfnâme’nin aslı ile bir sureti Ankara’da, Vakıflar Umum Müdürlüğü Arşivlerindedir.) 

Bu Vakıfnâmelerdekinin dışında Vâlide Sultan’ın daha pek çok hayratı vardır. Ayrıca, harap hâle gelmiş veya tamamen ortadan kalkmış pek çok eseri de ta’mir ve ihya etmiştir. 

Bezm-iâlem Vâlide Sultan’ın bıraktığı muhalled eser’leri, camiî’ler, hastahâne’ler, köprü, mektepler ve Abidevî çeşmeler olarak sıralanabilir. 

CAMİÎ’LER: Dolmabahçe Camii, (1853) İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nın yanında empire tarzında inşâ ettirilen, Boğaziçi’nin incilerinden birisi olan Yakuttan bir yüzük kaşı kadar güzel bir Muhteşem Cami, Bezm-iâlem Vâlide Sultan’ın vefatından sonra, oğlu, Abdülmecid tarafından ikmal edilmiştir. Cami, iç aydınlığı ve ferahlığı bakımından da İstanbul’un en müstesnâ cami’lerinden birisidir. 

GUREBÂ HASTAHANESİ CAMİİ: 

1845’de, Gurebâ-i Müslimîn Hastahanesinin hemen yanında ve ahşap çatılı olarak inşa ettirilen bu Cami, 1845 yılında Hastahane ile birlikte aynı gün ibâdete açılmıştır. 

KÖPRÜ: 

Cisr-i Cedid veya Vâlide Köprüsü olarak adlandırılan bu köprü İstanbul Halkı’nın, “Galata Köprüsü” olarak bildikleri, Eminönü ve Karaköy’ü birbirine bağlayan bugünü Galata Köprüsü’nün ilk bâniyesi, Vâlide Sultandır. Köprü, 1844’de ahşap dubalar üzerine “Sabih”, yüzer olarak yaptırılmış bu haliyle on sekiz yıl hizmet verdikten sonra, günümüze kadar muhtelif tarihlerde yenilenmiştir. 

MEKTEP’LER: 

a) Dârulmaarif (Vâlide Mektebi), Osmanlı Devletinde plânlı mektep olarak çizilip-inşa ettirilen ilk büyük mekteptir. Rüşdiye’den daha üst seviye’de üç yıllık tahsil veren ve değişik programla 20 Nisan 1850’de hizmete açılan bu mektep, hem devlet dâirelerine me’mur hazırlayan hem de Dârulfünûn’a, “Mukaddime ve mahraç,” olmak üzere talebe yetiştiren bir müessese idi. Vâlide Sultan ayrıca bu mektep içinde bir Litografya Matbaası kurdurmuş ve Kütüphane’sine de, 546 cild değerli yazma eserler bağışlamıştır. İstanbul-Cağaloğlu’nda, Sultan 2. Mahmud türbesi yanında bulunan ve günümüzde hâlâ ayakta olan bu mektep Maarif Vekâletine devredilmiş olup, 1933’den i’tibâren önceleri, İstanbul Kız Lisesi, hâlen, Cağaloğlu Anadolu Lisesi olarak kullanılmaktadır. 

b) Bezm-iâlem Vâlide Mektebi Beykoz Çubuklu’daki bu mektebin âkibeti günümüzde bilinmemektedir. 

c) Bezm-iâlem Sıbyan Mektebi, İstanbul’da Edirnekapısı, Molla Aşkî Mahallesinde, 1844’de üstü ahşap ve bir dershane ile bir hoca odasından müteşekkil inşa ettirilmiştir. 

d) Bezm-iâlem Sıbyan Mektebi (Yeşil Mektep) Dârulmaarif Mektebi yanında ve onunla birlikte, 20 Nisan 1850 yılında açılmıştır. Dârulmaarif İdâdisi olarak kurulan bu mektebin asıl adı Yeşil Mektep’tir. 

ÇEŞMELER VE SEBİLLER: 

Bezm-iâlem Vâlide Sultan’ın yaptırdığı veya ta’mir ettirdiği Çeşme ve Sebiller, geç devir Osmanlı hayır eserleri arasında çok mühim bir yer tutar. Bunlar’dan tesbit edilebilen on iki çeşme, İstanbul’da, üç sebil’den ikisi Medine’de, birisi de Kerbelâ’da bulunmaktadır. 

İstanbul’da, tesbit edilebilen on iki çeşme, Beşiktaş Maçka’da, Spor Caddesinde bulunan, Vâlide Çeşmesi, (1839), Silivrikapısı, Uzunyusuf Mahallesi, Bezm-iâlem Çeşmesi, (1841), Sultanahmed’de Üçler Çeşmesi, (1843), Üçler Mahallesine adını veren ve bugün artık yerinde bulunmayan Üçler Çeşmesinin de bâniyesi Vâlide Sultan’dır. Kitabesinden anlaşılacağı üzere, Bezm-iâlem Vâlide Sultan, Abdülmecid’den önce dünya’ya gelen küçük yaşlarda vefat eden Ahmed ve Mehmed adındaki iki oğlu ile on üç yaşında vefat eden Abdülhamîd adındaki üçüncü oğlunun ruhlarını şâd etmek üzere bu çeşmeyi yaptırmış ve adını bu sebeple Üçler Çeşmesi koydurtmuştur. Çeşme’nin alnında, tarih düşen Zîver Paşa’nın on beyitlik Kitabe’nin son üç beyti şöyledir: “Bu aynı yaptı nâmın kıldı üçler çeşmesi zîra / zülâl-i cüdûn üç taksim edip evlâda ol Sultan / O üç şehzâdeye ey teşne-leb bu ayn-ı vâlâdan / içip su oku üç İhlasla bir Fâtiha ol ân / Dedi Zîver Kulu bu hayr-i Câriyi görüp târih / Bu zîbâ çeşmeden âb etti icra Vâlide Sultan”. Topkapısında Bezm-iâlem Çeşmesi, (1843). 

Gurebâ-i Müslimîn Hastahanesi Çeşmesi (1845), Beşiktaş Cihannümâ Mahallesinde Bezm-iâlem Çeşmesi, (1846), Tarabya Bezm-iâlem Çeşmesi, (1852), Alibey Köyünde, Bezm-iâlem Çeşmesi, Silivri Kapısında Abdullah Ağa Bezm-iâlem Çeşmesi, (1841) Kasımpaşa Bezm-iâlem Çeşmesi, (1841). Topkapısında, Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı Çukur Çeşme veya Çarşı Çeşmesi olarak meşhûr olmuş Çeşme’nin ta’miri. 

Galata Kulesi yanında bulunan Bereketzâde Çeşme’si’nin ta’miri... 

SEBİLLER: 

Medine’de Bezm-iâlem Sebili, Haz.Hamza Türbesine giden yol üzerinde satın aldığı bir arsa’ya, hususiyle, hacılar için on adet bakır maşrapası bulunan bir Sebil, yine bu Sebil’in yanında ve Şam Kapısı’nın dışında, Sebil Bahçesi diye bilinen Bostan duvarında, daha önce Vehhâbî istilası sırasında yıkılmış olan başka bir sebil’in yeni tarz daha büyük bir Sebil yaptırdığı, Zîver Paşa’ya aid iki beyitlik kitabesinin tarih beyti şöyledir: “Eylesin Huccac tarihim görüp zîver du’a / Medâr-ı Abdülmecid Hân yaptı zîbende Sebil.” 

Kerbelâ’da, Haz.Hüseyin Türbesinin Avlusunda çok güzel bir sebil yaptırmış olduğu yine Zîver Paşa’nın uzunca bir tarih kitabesinden anlaşılmaktadır. 

(Gelecek yazı, Gurebâ-i Müslimîn Hastahânesi.) 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bilal 1 ay önce

samsunlu müftü merhum fahri gül hakkında makale yazarmısınız? makalelerinize fotoğraf koyarsanız daha güzel olur...

Avatar
Hasan Güneş emekli 1 ay önce

tüm yazılarınız okuduklarımız ile be hakkın bağdaşmak tadır. yazılarınızın hakıkat ve ger çekliğ*ine tamamen iştirak ediyorum. saygı ve hürmetlerimi arz ediyorum.