Hayat devam ederken, ne çok konu da ne çok serzenişte bulunuruz. Serzenişlerimizi ona buna bazen kendimize defaten tekrarlarken, kaybolduğunu düşündüğümüz kavram değerlerin var olması ve devam etmesi, devamlılığı için ne yaptık, gayretimiz çabamız ne oldu. Samimi cevaplarımızı kendi kendimize dahi tüm gerçekliğiyle verebilir isek olayın hep iyiye ve güzele gitmesine dair mücadelenin için de olur, devamını sağlar, huzur buluruz. Kendimiz için bahaneler yumağından gerekçeler üretirken, karşımızda ki kişi ya da kişilere sıfır toleranslı eleştiriler oluşturmak adil ve etik değil. Düşünsel halde dahi değil, düşünürken kendi gerekçelerini yanında bilerek düşünüyorsun. Gözlemlerimizde, şahit olduklarımız da negatif hali görsek dahi gerekçelerini bilme şansımız yok.

Merhamet, dayanışma, iyi ve yardımsever olma halleri insanın sahip olduğu yüksek değerlerinden sadece bir kaçıdır. Her insan bir şekilde her doğrunun farkın da, her güzelliğe müdahil olarak hayata başlar. Bazılarımız zaman içinde güzel ama zor olan daire içinden kendimizi dışarı atar, sadece eleştiren olmayı tercih ederiz. Bir kısım insan ise iyi ve güzel davranış çemberinin içinde ki varlığını devam ettirir, soyut ve somut kazanımlarını, insanları yormadan, kırmadan,

İncitmeden paylaşmaya devam eder, doğru ve güzele dair sözler söyler, davranışlar sergiler. Diğer bir tür vardır ki, en tehlikelisidir, iyi güzel eğilimleri olmadığı gibi, defaten kaybolan insanlıktan, merhamet ve dayanışma örneklerinden, serzenişlerinden dem tutar. Kaybolan bir şey yoktur, insan sadece gözleri ile görmez, gönül gözü vardır. Gönül gözünü kullanmak için, güzel olan her oluşumun için de olmak ya da yürekle irdelemek gerekliliği vardır.

Toplu ulaşım da seyahat ederken, yaşı kendinden küçük ama ayakta olmaktan eziyet duyanı hissedip “gel otur evladım, doktor bana çok oturmayı yasakladı” diyenimiz de var, aman birisiyle göz göze gelmeyeyim diye cep telefonu ekranı dışına bakmadan, kulakların da kulaklık ile içine dönmüş, diğer insanlar umurum da değil halin de yaşayanlarımız da. Türk, kürt, gürcü, boşnak, çerkez, arap, arnavut, laz, hemşin, pomak, çingene, etnik kimlik tanım kelimeleridir. Bu tanımlar içlerin de güzellik, fevkaladelik barındırmadıkları gibi, çirkinlik ve kötülük de barındırmazlar. Bu eğilim ve savlar sadece sığınmadır, realiteden kaçıştır. İyi olan insandır, kötü olan yine insandır. İnsanları etnik kimlikleriyle bir yana, tek, yalın haliyle dahi övmeye ya da yerme eylemine girmekten endişe eder olduk. Kişi tek haliyle, bireyliğiyle uzun yıllar övgü dolu bir hayatta devam ederken, tek eylemi ile tüm güzellikleri berbata çevirebilmektedir. İnsan, yine insan uzun yıllarını tek düze bir hayat içerisin de yaşarken, tek eylem ya da davranışı ile harika, bravo övgülerine müdahil olabiliyor. Kişilerin inanç, mezhep, prensip, yetenek, eğitim, öğretim, kariyer, mevki, birikim, etiket halleri sadece küçücük bir öngörüdür. Milattan öncesi bir yana milattan sonra dahi tam iki bin on beş yılı geride bıraktık. Baba oğul, anne kız, kız ablası, erkek abisi vs vs artık hiç ama hiçbir şey temel dayanak değil, doğru karar vermemize etken değil. Öngörülerimizde faydalansak dahi yargılama, önyargı sahibi olmamızı gerektirmez. İyi güzel her kavram her toplum da ve bizde de yaşıyor, kaybolan bir şey yok, kaybolduğunu düşünüyorsan, iyi ve güzel olan davranışlardan uzun süredir ayrı kalmışsındır belki !

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.