Irak’ın kuzeyinde krulması planlanan “2. İsrail” için yapılacak olan halk oylamasına az bir zaman kaldı. “Halk oylamasından geri dönüş yok” diyen Barzani, kararından geri adım atmadığı gibi, Irak, İran ve Türkiye gibi ülkeleri de tehdit etme küstahlığını gösteriyor.

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, 25 Eylül'de yapacakları bağımsızlık referandumunun tüm halkın kararı olduğunu belirterek, "Hiçkimse bizi bağımsızlık ile ödüllendirmeyecek. Biz 100 yıldır bağımsızlığımız için mücadele ediyor ve bekliyoruz. Bağımsızlığımız için bedeller ödemeye hazırız" diyerek ısrarını sürdürüyor.

“REFERANDUM’un” Kerkük’ü de kapsamasıyla Türkiye, Irak ve İran tepki göstererek, bunun kabul edilemez olduğunu derhal vazgeçilmesi gerektiği söyleseler de Barzani “çok kan dökülse de bu karardan dönüş olmayacağını” beyan etmiştir. 

Türkiye, durumdan rahatsızlığını açık dille ifade etmekte, bunun bir bedelinin olacağını hatta çok kan döküleceğini söylese de bugüne kadar değişen bir şey olmadı.

Türkiye, Irak Merkezi Hükümeti ile IKBY arasındaki ilişkilerin TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ, SİYASİ BİRLİK VE KARŞILIKLI FAYDA Temelinde kuvvetlendirilmesinin önemini vurgulayarak, IRAK MECLİSİ'NİN, Kuzey Irak'taki referandumu reddetmesiyle ilgili, "Kararın memnuniyet verici"  olduğunu, "Barzani referandumda ısrar ederse bunun bedelinin ağır olacağını” belirtiyor.

Irak Temsilciler Meclisinin 12 Eylül tarihli kararında Irak'ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün  vurgulanması ve Kerkük Valisinin görevden alınması dikkat çekici olup, Irak Ordusunun müdahelesine yol açacağını düşündürüyor.

Basında yer alan bilgilere göre, referandum inadınını sürdüren Barzani’nin, ABD tarafından “Referandumu şimdilik ertele, Kerkük’ü size verelim” teklifi  yapıldığı iddiası ertesinde “durumu yeniden değerlendireceğiz” açıklamasıyla erteleme sinyali verdiği görülmektedir. Duhok’ta “referanduma evet” mitingine katılan Kürt Lider, “referandumdan daha iyi bir alternatif varsa, halkımız da razı olacaktır.Ancak alternatif yoksa biz referandumu yapacağız.” Şeklinde konuştu. ABD’nin  DEAŞ’la (IŞİD) Mücadele Özel Temsilcisi Brett Mc.Gurk ise, IKYB’nin referandumu ertelemesi için sunulan alternatifleri kabul etmesi temennisinde bulunarak, referandumun riskli bir yol olduğunu belirtmiş.

Referandum kararı, görünüşe göre bir tek İsrail tarafından açık olarak desteklenmektedir.

Her zaman olduğu gibi “tavşana kaç, tazıya tut” misali oyununu ikili oynayan ABD, bölgede IŞİD’e karşı sürdürülen mücadeleyi sekteye uğratacağı için erteleme tavsiyesinde bulunuyor, ama yapamazsın demiyor.

Suriye’de PKK/PYD’ye yaptığı yardımların benzerini Barzani yönetimine de yapan ABD, sadece son 10 günde yüzlerce TIR dolusu cephane ve silahı Kuzey Irak’a teslim etti. Barzani’ye binlerce TIR’dan oluşacak askeri yardımlar ve uçak-helikopter filosu da vadeden McGurk’ün teklifini, IKBY yönetimi “değerlendirmeye aldığı” belirtiliyor.

Bu arada, terör örgütü PKK’ya bağlı güçlerin Kerkük ve ona bağlı Dakuk ilçesiyle Salahaddin’e bağlı Tuzhurmatu çevresine yerleştirildiği iddia ediliyor. Terör örgütlerinin yığınak yaptığı tartışmalı bölgelerde yapılacak referandumun, taraflar arasında kanlı çatışmalara yol açacağı ve kurbanlarının siviller olacağı endişesi yaşanıyor.

Son bin yıldır Türk egemenliği altında olan bölge, 20.nci yüzyılın başında zengin petrol  kaynakları nedeniyle emperyal devletlerin hayallerini süsler olmuştu.

1055-1056 yllarında Selçuklu devletinin egemenliğine giren Musul-Kerkük bölgesi, 1514’te Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'yle Osmanlı Hakimiyetine girmişti. Osmanlı’nın hakimiyeti,  Kanuni Sultan Süleyman'ın 1534-1535 yıllarında gerçekleştirdiği Bağdat Seferi'yle perçinlendi.  Osmanlı  öncesinde bölgede hepsi de Türk devlet ve beylikleri sayılan Zengiler, Timurlular, Akkoyunlular ve Safeviler hakimiyet kurmuştu...

Bölgenin yerlisi olan Türkmenlerin bu denklemde yok sayılmasını kabul etmek mümkün değil...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.