Altı ay kadar önce Kazakistan’ın başkenti Astana’da, Türkiye, Rusya ve İran; Halep’in batısında İdlib bölgesinde, Humus’un kuzeyinde, Şam’ın Kuneytra bölgesinde çatışmasız bölgeler kurulması kararı almışlardı. 

Bilahare bu bölgelerin sınırları tespit edilmiş, belirlenen bölgelerde çatışan taraflar arasında çatışmaları durdurmak için görev ve sorumluluklar da belirlenmişti. 

Bu geçen süre içinde İdlib hariç diğer çatışmasız bölgeler tesis edilmişti. İdlib için de Türkiye’nin desteğinde Özgür Sureye Ordusu (ÖSO), 7 Ekim’de Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye girerek operasyonu başlattı. Kısa süre sonra da İdlib’e girdi. 

Operasyonun amacı; ilan edilen ateşkes’in uygulanması, bölgenin El Nusra bağlantılı terör örgütlerinden temizlenmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, göç edenlerin evlerine dönüşü için koşulların sağlanması ve ihtilafların barışçı yollarla çözümlenmesi olarak belirlenmişti. 

ÖSO’nun ardından TSK’de keşif kapsamında İdlib’e girdi. Operasyonun öncüsü olarak görev yapan ÖSO ile El Nusra bağlantılı terör grupları arasında, yukarıda belirtilen amaçlar çerçevesinde yapılan görüşmelerin anlaşma ile sonuçlandığı, TSK’nin bölgede gözlem noktaları tesis ederek keşif faaliyetlerine başladığı, El Nusra bağlantılı unsurların da bölgeden çekilecekleri açıklandı. 

ABD tarafından da bu operasyon için “NATO müttefikimiz Türkiye’nin sınırlarını koruması terörle mücadelesi ve terör örgütlerinin güvenli bölgeler oluşturmalarını engelleme çabalarını destekliyoruz” açıklaması yapılmıştır. 

Değerli okurlarım; Hatay il sınırlarının güney ve doğusundaki İdlib’in terörist unsurlardan temizlenmesinden sonra, sıranın Kilis’in karşısında Afrin’e geleceği apaçık ortadadır. Her ne kadar Afrin operas operasyonunun ertelendiği ileri sürülse de İdlib’in temizlenmesinden sonra Afrin tamamen kuşatılmış olacaktır. Böylece tecrit edilen Afrin’in kontrol altına alınması ile Suriye sınırımız boyunca tesisine çalışılan Kürt koridoru projesinin de ortadan kalkacağı malumlarıdır. 

KKTC’DEKİ AKLI EVVELLER 

Kıbrıs’ta Rumların son dört yılda AB vatandaşlığını satarak 4 milyar Euro gelir sağladıkları, geçenlerde İngiliz Guardian Gazetesi tarafından ileri sürüldü. Bu habere göre Rus ve Ukraynalı siyasi nüfuz sahibi milyarderlerden 400 kişi geçen yıl Rum vatandaşı yapılmış. Kıbrıs’ta 2 milyon Euro değerinde emlak alan veya 2,5 milyon Euro yatırım yapanlar GKRY, dolayısı ile AB vatandaşı olabiliyormuş. 

GKRY bu suretle ekonomilerine katkı sağlamanın yanında nüfuslarını da artırma gayreti içindedirler. Son Cenevre görüşmelerinde nüfus oranının 8’e 2 olmasını Sayın Akıncı’ya kabul ettirmişlerdi. Oysa bu oran; 1996’da 7’e 2 idi, halen de 8’e 3,2’dir. 

KKTC’de bir kısım aklı evvel soydaşımız maalesef Türkiyeli göçmenlerin Kıbrıs’ı terk etmelerini ve Türkiyelilerin KKTC vatandaşlığına kabul edilmemelerini ısrarla talep etmektedirler. Ben bir televizyon programında, bir Kıbrıslı Türk’ün sıkılmadan, makamı iftiharla Kıbrıs’ı Türkiyelilerle paylaşma anlamına gelecek tasarruflara şiddetle karşı çıktığını üzülerek izlemiştim. 

Bu anlayışı hayata geçirmenin Rumların esas hedeflerinden biri olduğu apaçık ortada iken, Kıbrıslı bir Türk politikacının talebini, kamuoyuna havale ediyorum. 

Nitekim KKTC Başbakanı Sayın Hüseyin Özgürgün de konuya değinmek ihtiyacını hissetti. Sayın Başbakan “İçimizde maalesef Rum politikalarına hizmet edenler var. Ülke elden gidiyormuş, vatandaşlık verildi de her şey yok oldu gibi davranılması Rum politikalarına hizmetten başka bir şey değildir.” diye bu pişkin politikacıları şikayet etti. Ben de politika yaptığını zanneden bu çarpık düşünce sahiplerini yüksek perdeden kınıyorum ve çileli günleri birlikte yaşadığımız kahraman soydaşlarımı da kınamaya davet ediyorum. 

Değerli okurlarım, 

Bu tür politikacı kimliğine sığınanları Rumların harekete geçirdiğine dair rivayetler, O’nların alınlarına birer kara leke olarak yapışacak ve bu bozguncu çabalar sonuçsuz kalacaktır. 

Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.