Sevgili okurlarım, Kale İçinde esnafımızdan birisi oturmam için sandalye verdi ve Türk kahvesi ikram etti. Yalnız değildi yanında misafirde vardı. Esnaf sorunları ülke sorunları içinde bulunduğumuz durum sohbeti koyulaştırdık. Dokunmadığımız değer kalmadı. İçimi acıtansa esnafımızın misafiri olan genç doktorumuzun kartvizitimde yazılı olan Mülümanız (!) Elhamdülillah kitabıma takılı kalmasıydı!..
Doktor olduğunu söylediğinde Akdeniz Üniversitesi Hastanesi doktorlarımızı anımsattı. Yedi yıl önce gelmiş olduğum Antalya’da yalnız kontrollerimi değil psikolojimi de dengede tutmuşlardı. Genç olmalarına rağmen bilgilerle dolu değerli öğütleriyle beni aile doktorum DR. Meijerink kadar ayakta tutmaya çalışmışlardı. Bu doktorumuz çok farklıydı: “Eskiye dönüşümüz başladı. Artık sarayda oturuyoruz. Harem kurmamıza az kaldı. Padişahımız Sultanımızdan korkmasaydı tırsmasaydı çoktan haremini kurmuş olacaktı.” Dedi.
Çocukluğumdan itibaren Hollanda’da askerin polisin vatanın bayrağın devletin milletin değerlerinin kanun olduğunu biliyorum. Avrupa ülkelerinde eğer ki, birinin özgürlüğü diğerinin özgürlüğünü kısıtlıyorsa güvenlik güçlerinin hakimin savcının devreye girdiğini biliyorum. Doktorumuza: “Evet, biz Türkler saraylarda yaşamış, ülkeyi işgalcilerden kurtarmış Ecdadın torunlarıyız. Daha fazlasına layığız, ama tembeliz hazır yemeyi huy edinmişiz. Vatanımıza Devletimize öz değerlerimize sahip çıkmak yerine sokak ortasında dengeleri bozmaya çalışıyoruz. Siz gerçekten Doktor musunuz?” Dedim.
Doktorumuz ülkede kaç ırk varsa hepsini saydı. Kürtler dahil hepsinin kendi dilini konuşma serbestliğinin olması gerektiğini savundu. Avrupa ülkelerini bu konuda örnek gösterdi ve söylediklerime cevap vermek yerine: “Yıllarca bu ülkede o ırklar eziliyor ve dengeleri tamamen bozulmuş durumda. İlk fırsatta buraları terk ederek eşitlik ilkelerine sahip yerlerde yaşayacağım. Bu ülkenin çivisi çoktan çıktı.” Dedi. 
Bahsettiği Avrupa ülkelerinde seçme dil olarak İngilizce Fransızca Almanca veriliyor. Melezlerimiz hariç yedi milyon Türk vatandaşımızın Türkçe dili bu derslerde ek değil. Ortak dil her ülkenin kendi dilidir ve ülkeye gelen herkes mecbur o dili öğrenmek zorundadır. Ben ülkemde hala Türkçe konuşamayan insanlar tanıyorum. Doktorumuza: “Evet, tek bir konuda çok haklısınız. Türkiye’de çivisi çıkmış nesiller çoğalmış. Saf temiz katıksız insanların beynini bulandıracak konuşmaları dayatacak kadar dengesiz tehlikeli insanlar olmuşlar. Bu konuşmalarınızla isminizin arkasındaki övündüğünüz Dr. unvanı size ne kadarda yakışıyor?” Deyip esnafımıza Türk kahvesi ikramı için teşekkür ederek kaçarcasına öfkeyle oradan ayrıldım.
Türklük din dil ırk renk mezhep ayırt etmeden Türk ulusunun adıdır. Orada bir saatlik konuşmaların hepsini sizlere aktarmadım. Aktarmış olsaydım beyninizi beynimi inandığımız değerlerimizi yerle bir etmiş olurdum. Sayın bay değerli doktorumuzun zaten amacı buydu. Beyinleri bilinçli bulandırmak unvanından yararlanarak insanları yanıltmaktı. Çalıştığım iş yerimde arkadaşımdan bir ricada bulunmuştum ve karşılığında: “Bir zamanlar bu ülkeye Türkler pis işler yaptırmak için getirilmişti. Şimdi roller değişti biz emir alıyoruz. Al kendin yap.” Diyen Hollandalı iş arkadaşıma Osmanlıyı, Mustafa Kemali, yaşamış olduğum Zeeland bölgesinden 1599-1604 yıllarını, Prins Maurits ve (Turkeye) Türkiye köyünü hatırlattım.
Dışarıdaki Türk Ulusu düşmanlarına bir Türk kızı olarak Ecdadıyla övünüp onurla gerekli cevapları yıllarca verdim. Lakin Ana-vatanımda öz değerlerimizi ülkem insanına karşı savunmak canımı çok acıtıyor. Yüreğimi çok yakıyor ve ortak değerlerimizi ziyan etmemek adına duygularımı doğru kelimelere sığdıramıyorum. Biz Türkler için Türkiye dışında bir ülke yok. Elbette okullarda seçmeli ders olarak yabancı dil öğretilmeli. Ezbercilikten uzak öz değerlerimize değer katacak çocuklar doğru eğitilerek yetiştirilmeli!..
Ülkemde yeterince akıllı insan var. İçinde bulunduğumuz durum a yada b parti sorunu değil hepimizin sorunu sorumluluğudur. Yere göğe sığdıramadığınız ülkelerde olmayan bir geçmişimiz var ve genç neslimiz var. Altın değerindeki topraklarımızda pırlanta değerindeki genç nüfusu ilmek ilmek işlemekle sorumluyuz. Dünya ülkeleri arasına girmek için içimizdeki bu dengesizlerden arınıp dengeyi birlikte sağlamak zorundayız. Durmak yok durursak dumur olacağız. İşleyen her gümüş parlar. Parlayan Ay Yıldızlı Bayrağı Vatanı Devleti Milleti korumak hepimizin asli asil görevi değil midir?
Sevgi ve saygılarımla 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.