HARİRİ’Yİ KİM, NEDEN REHİN ALDI?

Bağımsız bir ülke başbakanının resmi ziyaret amacıyla gittiği bir ülkede tehdit edilerek istifaya zorlanmasının, rehin tutulmasının uluslar arası hukuktaki tanımı ne olursa olsun, bu zorbalık, bağımsız bir ülkenin yönetimine el koymak demektir. Bu zorbalık, bir ülkeyi yönetim krizine, dolayısıyla kaosa  sürükleyerek bir dış müdahaleye açık hale getirmektir. Bu zorbalık, Ortadoğu’nun en kozmopolit ülkesi olan Lübnan’ı, post modern yöntemle işgal etme girişimidir.  Lübnan, 2005 yılında da benzer şekilde bir işgal girişimi yaşamış, Riyad’da tehdit edilerek istifaya zorlanan Başbakan Saad Hariri’nin babası, dönemin Başbakanı Refik Hariri, düzenlenen bombalı bir suikast sonucunda, 22 yakınıyla birlikte hayatını kaybetmişti.   Lübnan Başbakanı, Türk Telekom’un sahibi Saad Hariri, “Rehin değilim” dese de ülkesine dönememesinin nedenini açıklayamıyor. Lübnan’ın geleceği belirsizliğini koruyor. 

 HARİRİ’Yİ KİM, NEDEN REHİN ALDI?

Bağımsız bir ülke başbakanının resmi ziyaret amacıyla gittiği bir ülkede tehdit edilerek istifaya zorlanmasının, rehin tutulmasının uluslar arası hukuktaki tanımı ne olursa olsun, bu zorbalık, bağımsız bir ülkenin yönetimine el koymak demektir. Bu zorbalık, bir ülkeyi yönetim krizine, dolayısıyla kaosa  sürükleyerek bir dış müdahaleye açık hale getirmektir. Bu zorbalık, Ortadoğu’nun en kozmopolit ülkesi olan Lübnan’ı, post modern yöntemle işgal etme girişimidir.  Lübnan, 2005 yılında da benzer şekilde bir işgal girişimi yaşamış, Riyad’da tehdit edilerek istifaya zorlanan Başbakan Saad Hariri’nin babası, dönemin Başbakanı Refik Hariri, düzenlenen bombalı bir suikast sonucunda, 22 yakınıyla birlikte hayatını kaybetmişti.   Lübnan Başbakanı, Türk Telekom’un sahibi Saad Hariri, “Rehin değilim” dese de ülkesine dönememesinin nedenini açıklayamıyor. Lübnan’ın geleceği belirsizliğini koruyor. 

14 Kasım 2017 Salı 17:23
131 Okunma
 HARİRİ’Yİ KİM, NEDEN REHİN ALDI?

LÜBNAN BİLMECESİ

M. KEMAL SALLI

İran’ın nüfuz alanındaki Yemenli Husilerin Suudi Arabistan’ın Başkenti Riyad’a füzelerle saldırması, Suudi Arabistan’da “Ilımlı İslam’a geçiş” açıklamasının ardından bazı Suudi prenslerinin, siyasetçilerin, iş adamlarının tutuklanmaları, resmi bir ziyaret için Riyad’a giden Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin tehdit edilerek istifaya zorlanması ve ülkesinin bir dış müdahaleyi zorunlu kılacak şekilde kaosa sürüklenmesi… İnanılır gibi değil, ama en uçuk senaristin bile yazmaya cesaret edemeyeceği bu gelişmeler dizisini, maalesef,  Ortadoğu gerçekleri olarak yaşanmaktayız.. 

Küresel çapta, uluslararası hukukun, insani değerlerin devletler tarafından ayaklar altına alındığı bir terör çılgınlığı yaşamaktayız. Bölgesel ve küresel aktörler, hedeflerine kurguladıkları terör örgütleri üzerinden ulaşmaya çalışıyorlar.. 

DEVLET BAŞKANLARININ, BAŞBAKANLARIN BAŞINA SİLAH DAYANARAK ÖDÜN VERMELERİ İSTENİYOR

Hiç de inandırıcı olmayan kurgulanmış gerekçelerle ülkeler işgal ediliyor, masum insanlar, çocuklar acımasızca katlediliyor, ülkeleri yağmalanıyor, devrik Yemen Lideri Ali Abdullah Salih ile eski Irak Başbakanı El Maliki’nin Washington’ı, Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin Riyad’ı ziyaretinde olduğu gibi,  devlet başkanları ve başbakanlar, başlarına tabanca dayanarak tehdit ediliyorlar ve bazı önemli konularda ödün vermeye zorlanıyorlar..  

“Ilımlı İslam”a geçtiklerini açıklayan Suudi Arabistan yönetimindeki belirsizlik sürüyor. Prens Salman’ın tahta çıkacağı konuşulurken, dokunulmazları olan Suudi prensler heran tutuklanma korkusu yaşamaktalar. 

Ortadoğu’nun karanlık dehlizlerinde neler kurgulanıyor? Bölge nereye sürükleniyor? İşgal edilerek yağmalanan ülkelerde insanlar hayatlarını nasıl sürdürebilecekler? İsrail sempatizanı ABD’li ideologların Avrupa Birliği’ne (AB) alternatif olarak hazırladıkları Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ya da Büyük İsrail Projesi, planlandığı şekilde hayata geçirilebilecek mi?  Son günlerde Arabistan’da ve Lübnan’da yaşananlarla Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin resmi ziyaret için gittiği Riyad’da istifaya zorlanıp rehin alınmasıyla BOP’un ilgisi nedir? 

LÜBNAN’IN DEMOGRAFİK YAPISINI BİLMEDEN…

Ortadoğu merkezli gelişmelerin geleceğini görebilmek açısından yukarda sıraladığımız soruların yanıtları önemlidir, ama Riyad’ı ziyarete gelen Lübnan Başbakanı ve Türk Telekom’un sahibi Saad Hariri’nin, eline tutuşturulan kağıtta yazılı gerekçeler nedeniyle istifa ettiğini açıklamasının ve ardından kayıplara karışmasının nedeni, en az diğerleri kadar önemlidir. Çünkü, Lübnan’dan, Lübnan’nın demografik ve dini yapısından söz edilmeden, Ortadoğu’nun geleceği konusunda yapılacak bütün yorumlar, hesaplar eksik kalacaktır. 

Lübnan bölgenin karakutusudur. Lübnan, Ortadoğu’nun karanlık dehlizlerine açılan gizemli kapısıdır. Resmi ziyaret için gittiği Riyad’da istifaya zorlanan Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin babası Refik Hariri’nin, 2005’te, 22 yakınıyla birlikte neden ve kimler tarafından katledildiğini bilmeden Ortadoğu’nun yarınları konusunda bir tahminde bulunmak kolay değildir. Başka bir yazının konusu olmakla birlikte not düşelim; 2005’te Refik Hariri’nin katledilmesi üzerine kaleme aldığımız “Refik Hariri’yi Kim Öldürdü ve 

SAAD HARİRİ ÜLKESİNE NEDEN DÖNEMİYOR?

Görevinden istifa ettiğini açıklayan Saad Hariri hala ülkesine dönmedi ya da dönemiyor. Saad Hariri’nin bazı tutuklanan Suudi prensler ve iş adamlarıyla birlikte Riyad’daki Litz Carlton Otelinde rehin tutulduğu konuşuluyor. 

Lübnan’ın Hıristiyan Maruni olan Cumhurbaşkanı Michel Avn, Sünni Başbakan Hariri ülkesine dönene kadar istifasını kabul etmeyeceğini ve istifanın arka planındaki gizemleri çözmeye çalışacaklarını duyurdu. Şii olan Meclis Başkanı Nabih Berri ile Hizbullahçılar cumhurbaşkanının kararını destekleyeceklerini açıkladılar ve Suudi Arabistan’ı ile İsrail’i Lübnan’ın içişlerine karışmakla suçladılar. 

Maruni (Hıristiyan) cumhurbaşkanı, Sünni başbakan, Şii meclis başkanı tanımlamaları kafaları karıştırmasın; bu görev dağılımı, mezheplerin dengelenmesini savunan Lübnan Anayasası’nın bir gereği. 

Lübnan krizini yorumlayan Washinton Post, “bölgenin önemli aktörlerinden Suudi Arabistan ile İsral’in, ortak düşmanları olan İran’ın bölgedeki gücünü kırmak için Saad Hariri’yi istifaya zorladığını” savunuyor. Washinton Post’un asıl vurguladığı konu, Lübnan’daki siyasal krizin İsrail ile savaş riskini artırmış olması; “MSB (Veliaht Prens ) sabırsız bir adam. Hariri’nin gönderilmesi, İsrail’in yanıt vermesini sağlamak ve İran destekli Hizbullah’ın burnunu kanatmak için oynanan bir Suudi oyunu olabilir.”

Görüldüğü gibi, Lübnan Başbakanı ve Telekom’un sahibi Saad Hariri’nin İran Lideri Ali Hamaney’in başdanışmanı ile Beyrut’ta görüşmesinin hemen ardından Riyad’a geçmesi ve burada katıldığı bir televizyon programında istifa ettiğini açıklamasıyla başlayan/başlatılan süreç, ucu açık ve dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Washington Post’un, “Hariri’nin gönderilmesi, İsrail’in yanıt vermesini sağlamak ve İran destekli Hizbullah’ın burnunu kanatmak için oynanan bir Suudi oyunu” vurgulaması çok önemli bir uyarıdır. 

BABA HARİRİ NEDEN ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ? 

2005’te, Baba Hariri’nin katledilmesi üzerine, Şubat 2005’te “Hariri’yi Kim Öldürdü?” ve 7 Temmuz 2005’te de “Hariri Neden Öldürüldü?” başlıklı iki yazı dizi kaleme almıştık. Kafalarda yankılanan sorulara Beyrut dehlizlerinde yanıtlar aradığımız o yazılarımızda da belirtiğimiz gibi, Refik Hariri’nin katledilmesi Ortadoğu’da bugünlerde yaşananlarının habercisiydi. 

Yarın ve ertesi gün o yazılarımızdan özetler vereceğiz. Sonrasında, bugün Lübnan’da yaşananları irdeleyeceğiz. LÜBNAN DOSYASI’nda çok ilginç ayrıntılar bulacaksınız. 

Önce Vatan Gazetesi

Son Güncelleme: 14.11.2017 17:28
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.