banner70
11 Aralık 2016 Pazar

BU İNSANLIK AYIBI ASLA UNUTULMAYACAKTIR..!

" 21 Aralık 1963 gecesi Kıbrıs adasında; insanlık tarihinin hiçbir döneminde böyle bir vahşet yaşanmadı! Rumlar, inançlarına göre kutsal saydıkları ‘NOEL’ gecesi; yüzlerce insanımızı, sadece Türk oldukları için acımasızca katlettiler. O insanlarımız, o inanç gecesinin kurbanlarıydı adeta! " (Bk. Tarihten Gelen Çığlık-2010, 10’ların İzleriyle Türkiye-2014 isimli kitaplarım…)

02 Aralık 2016 Cuma 23:30
Bu haber 1990 kez okundu
BU İNSANLIK AYIBI ASLA UNUTULMAYACAKTIR..!

" 21 Aralık 1963 gecesi Kıbrıs adasında; insanlık tarihinin hiçbir döneminde böyle bir vahşet yaşanmadı! Rumlar, inançlarına göre kutsal saydıkları ‘NOEL’ gecesi; yüzlerce insanımızı, sadece Türk oldukları için acımasızca katlettiler. O insanlarımız, o inanç gecesinin kurbanlarıydı adeta! " (Bk. Tarihten Gelen Çığlık-2010, 10’ların İzleriyle Türkiye-2014 isimli kitaplarım…)
Tarih; yaşanmış gerçeklere tanıklık eder, geleceğe yön verir. Tarihin derinliklerinde kalmış ama bilinen öylesine yaşanmışlıklar vardır ki, sessiz çığlıklarıyla sarsılır Kıbrıs adası gecenin ıssızında…
Duymazdan gelinse de, unutulsa da, vicdanlarda sorgulanmasa bile..!
Kıbrıs adasının 60’lı yıllarının ortasına geldiğimizde, Akdeniz’in tam ortasındaki bu ada parçasında yeni kurulan bir devleti ‘Kıbrıs Cumhuriyetini’ görürüz…
Kuruluşuna ortak iki halk; birisi Rum, diğer ise, Türk…
Dönemin tarihi sayfalarına, o süreçte adada yaşanan olaylara bakıldığında ise; tarihin hiçbir döneminde bir arada yaşamamış, yaşayamamış bu iki halkın en acılı yıllarını anlatır o sayfalar, o sayfalara yazılı kapkara geceler…
21 Aralık 1963 tarihi de o kapkara gecelerin en karasıdır!
Çünkü Hıristiyan âleminin en kutsalı olan Noel gecesinde öylesine olaylar yaşanmıştır ki adada!
Yaşlı dünyamızın yakın tarihi bir kez de, 1992 yılında Yugoslavya’nın iç savaşında Srebrenista’a yaşayacaktır bu insanlık ayıbını;
Adı: Soykırım olan..!
Evet, 1963 yılı; adada ki sözde dostları Rumlar tarafından bir gecede yok edilmek istendiği acılı bir süreç yaşatmıştır, Kıbrıs Türk Halkına…
21 Aralık gecesi; E.O.K.A Rum çetelerinin ele başısı Yunanlı General Grivas’ın komutasındaki bu eli kanlı terör sürüsü, 103 Türk köyünü yakıp, yıkmış; yüzlerce şehit, kayıp verilmiş, 30 bin Kıbrıs Türk’ü evlerinden, topraklarından sürülmüş, göç etmek zorunda kalmıştır.
Kimi olaylar vardır; yaşanan coğrafyada asla unutulmaz. Kimileri unutsa da, unutturulmak istense de! Tarihin unutmaz hafızasında kazılı kalır.
Böylesine unutulmaz olayların içerisinde, kimi insanların yaşadığı öylesine acılar vardır ki, olayların simgesi olarak anılır…
İşte o kanlı Noel gecesi adada görevli Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayının Baştabibi Binbaşı Dr. Nihat İlhan’da bu isimlerden birisi, Hipokrat yemin etmiş bir doktor, kahraman bir Türk Subayıdır
Kıbrıs'ta ateş kes ilan edilmesine rağmen, azgın E.O.K.A sürülerinin Türk'lere karşı saldırıları devam etmektedir. Bunun üze­rine Türk Donanması 26 Aralık 1963 Cuma günü, Kıbrıs karasu­larına girer. Güneydeki kuvvetlerimiz de hazır duruma getirilmiştir
Türkiye'de yayınlanan gazeteler siyah başlıklarla çıkmış, ada da 400 Türk'ün şehit edildiği bildirmektedirler.
Tüm ikazlara rağmen Kıbrıslı Rumlar, Türk köylerini yakma­ya devam etmektedir. İşte tam bu sırada işlenen cinayetlere belki de en acımasızı ve en hazin olanı eklenir!
Kıbrıs Türk Kuvvetle­ri Alayında görevli, Doktor Binbaşı Nihat İlhan'ın Lefkoşa Kumsal semtindeki evini basan azgın E.O.K.A sürüsünün işlediği cinayeti, gazeteler aynen şöyle nakleder:
"Evin durumu, kaleme alınamayacak kadar hazindi! Doktorun eşi ve çocukları evin banyosunda şehit edilmişlerdi. Tecavüz sırasında annenin kurtulmak için çocukları ile birlikte banyoya girip saklandığı anlaşılıyordu. Banyo içinde 15 adet hafif silah kovanı ile 7 adet mavzer kovanı bulunuyordu. Ayrı­ca banyonun hemen yanındaki oda da, ayaklarından yaralı bir kadın ile bir de çocuk bulunmuştu. Anlaşılan o ki! Bu kadın E.O.K.A.'cılardan korkmuş, çocuğu ile birlikte, Binbaşının evine sığınmıştı. Bu baskında, Binbaşının ev sahibinin eşi olan hanımda Rum çeteleri tarafından öldürülmüştü…’’
Dr. Binbaşı Nihat İlhan o süreçte görevi başında ameliyat ettiği insanların hayatını kurtarırken, ne acıdır ki, eşi ve üç çocuğu Lefkoşa’nın Kumsal semtinde eli kanlı Rum çeteleri tarafından kaldıkları evin banyosunda alçakça katledilmiş; bu elim olay, tarihin unutmaz hafızasına yazımın girişindeki fotoğraf ile kazınmıştır.
(Bu acı olaydan sonra Dr. İlhan Türkiye’ye dönmüş, uzun ve başarılı bir çalışma hayatından sonra T.S.K.’dan Tuğgeneral rütbesiyle emekli olmuştur.)
Hala Rumlar tarafından kahraman olarak tanımlanan E.O.K.A sürülerinin gerçekleştirmiş olduğu bu insanlık ayıbı, asla unutulmayacaktır.
2007 yılında kendisiyle tanışmak onuruna eriştiğim bu değerli komutan, o acılı olaydan sonra sadece bir kez, rahmetli Denktaş’ın daveti üzerine K.K.T.C.’ye gelerek, o acılı dönemde yaşanan gerçekleri yazılı, görsel medya ile paylaşmıştır.
1963’ün 21 Aralığından bugüne tam 53 yıl geçti…
Bu acılı dönemin simge fotoğraf karesi geçen yarım asra rağmen hiç unutulmadı. Her 21 Aralık geldiğinde Kıbrıs Türk’ü bu acılı dönemi ‘Şehitler Haftası’ olarak andı, anmaya devam ediyor…
Ama hiç kimse Dr. Nihat İlhan’ın o dönemde yaşadığı o büyük acının nasıl bir şey olduğunu, olabileceğini tahmin dahi edemedi, bilemedi…
Böylesine büyük bir acıyla kanayan Dr. İlhan’ın yüreği neler hissetti, Elazığ’da kendi elleriyle toprağa verdiği üç çocuğunun ve eşinin yokluğu, onun yüreğinde nasıl bir acı, nasıl bir hasret bıraktı tahmin dahi edilemez?
Ancak, yıllar öylesine çabuk geçiyor ki, her fani gibi bu büyük acının muhatabını Değerli Komutanım Tabip General Nihat İlhan da ne yazık ki, tedavi gördüğü hastanede hakkın rahmetine kavuştu.
Kıbrıs Türk’ünün acılı tarihine simge olmuş bu büyük insanı, Dr. Nihat İlhan’ı ve Şehit ailesini rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygı ve sevgiyle eğiliyorum.
Dr. İlhan, 25 Kasım 2016 Cuma günü, Elazığ’da kendi elleriyle hakka emanet ettiği şehitlerinin yanına defnedildi…
Eminim ki, 53 yıllık hasreti sona erdi. Şimdi şehitleriyle baş, başa hasret gideriyorlar; yaşanan o insanlık ayıbını konuşuyorlardır.
Tıpkı ardında bıraktığı, kendisinde insanlık fazileti bulunan, bu acılı fotoğraf karesini unutmayanlar gibi…
Ya o alçak katliamı/ları yapıp da; bugün hala hayatta olan ama hiçbir şey yapmamışçasına elini kolunu sallayarak dolaşanlara ne demeli?
Bu insanlık suçuna yarım asırdır ses çıkarmayanlara, onları araştırıp bulmayanlara, insan hakları mahkemesinde yargılamayanlara nasıl hitap etmeli?
Ya, Kıbrıs’ta yaşanan bu vahşeti yok saymak gafletinde bulunanlara ne demeli? 


Önce Vatan Gazetesi

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Resmi ilan arşivimize ulaşmak için tıklayınız. Detaylı bilgi için tıklayınız. Detaylı bilgi için tıklayınız. Detaylı bilgi için tıklayınız.
    Semt pazarları kaldırılmalı mı?

    e-gazete
    • Önce Vatan | Günlük Ulusal Gazete -10 Aralık 2016 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV
    Detaylı bilgi için tıklayınız. Detaylı bilgi için tıklayınız.