Basında sık sık duyduğumuz Omega-3 hakkında kısaca bilgilendirme yapmak istiyorum bu haftaki yazımda. Omega 3 insan vücudunda üretilmediği için dışarıdan takviye edilmesi gerekir.  İnsanın Omega-3 ihtiyacı anne karnında başlayıp hayat boyu devam etmektedir.  SÜREKLİ ve DOĞRU MİKTARDA alınması gereken bir ürün olduğu için DOĞRU OMEGA 3 seçimi çok önemlidir.

Omega 3’ün bilinen yararları yanında, göz ardı edilen en önemli özelliği günümüzde fazlası ile alınan Omega 6 yağlarını dengelemesidir.

İnsanın sürekli olarak alacağı bir takviyenin başlıca özelliği, ÇOK ETKİN ve ÇOK TEMİZ olması ve bunları BELGELEYEBİLMESİDİR.

Bir Omega 3 ürünü alırken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalar; 

İÇERİSİNDEKİ OMEGA 3 MİKTARI: 

Kullandığınız üründeki  balık yağı miktarı değil içerisindeki omega 3 miktarı önemlidir. Örneğin 1000 mg balık yağında 300 mg mı yoksa 600 mg mı Omega 3 içermektedir.

Omega 3 miktarına bakarken en doğrusu, Omega-3 ün içinde bulunan ve insan için EN GEREKLİ olan EPA+ DPA değerinin bilinmesidir.

Omega 3 doğal halinde bir Trigliserit zincirine bağlıdır. Arıtmak ve konsantrasyonu artırmak için Omega 3 Etil ester zincirine bağlanır. İşlem bittikten sonra tekrar doğal hali olan Trigliserit formuna döndürülürken %30-40 cıvarında fire oluşur ve bu fiyata yansıdığı için çoğunlukla son işlemden kaçınılır ve Omega 3 Etil ester formunda piyasaya sürülür.

Bu konu iki nedenle özellik kazanır.

ETIL ESTER insan vücudunda bulunmayan ve vücudun doğal yapısına aykırı bir maddedir.

Bir maddedinin vücut tarafından yararlanmasına BIYOYARARLANIM denir.

Trigliserit formundaki Omega 3 ün biyoyararlanım oranı %65 dir. Vucut her 1000 mg Trigliserit formundaki Omega 3 ün 650 mg nı kullandığını ifade eder.

Etil ester formundaki Omega 3 ün biyoyararlanım oranı ise %21 dir.

Vucut her 1000 mg Etil Ester formundaki Omega 3 ün 210 mg nı kullandığını ifade eder.

Özet ile: 

Etil Ester vücuda aykırı bir maddedir

Aynı miktarda Omega 3 ihtiva eden 1 adet Trigliserit formundaki Omega 3 kapsülü Etil Ester formundaki Omega 3’ün 3 kapsülüne eşit olduğudur.

Kutusunda veya formülünde açıkça Omega 3 ün yapısının TRİGLİSERİT kökenli olduğunu yazmayan her ürün ETIL ESTER kökenlidir.

ÜRÜNÜN  SAFLIĞI

Anne karnında başlayıp bütün bir hayat boyunca alınması gerek OMEGA 3 olabildiğince saf olması en önemli hususdur. Saflık kriterlerini WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ve CRN (Beslenme Konseyi) tespit eder. Bütün ürünlerin tespit edilen kabul edilebilir en üst seviyenin altında kalması beklenir. WHO için kaliteli bir ürünün konsantrasyonu, Ultra Rafine Ürünler Kategorisi’nde “Ürünün EPA+DHA içeriğinin  %60’dan yüksek olması”, Çocuk Ürünleri Kategorisi’nde ve diğer kategorilerde, “Her 5 ml de en az 150 mg DHA içeriyor olması” nı şart koşar.

Sonuç olarak Omega-3 almanız çok önemlidir. Omega-3’den zengin yiyecekler tüketmeniz çok önemlidir. Takviye almak istiyorsanız da, yazdıklarımı göz önüne alarak seçim yapınız.

Sevgiler,

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yavuz Gürkan 2017-05-29 11:08:53

Konu hakkında Osman Müftüoğlu tam tersini söylemiş.
Balık yağından elde edilen Omega-3ler trigliserid formunda. Bu nedenle de hem ağızda hoş olmayan bir balık tadına yol açıyor, hem de geğirme, ekşime, yanma gibi şikâyetlere sebep oluyorlar.
Ayrıca vücudun trigliserid formundaki desteklerden yararlanma oranı daha düşük. Yani biyoyararlanım” yeterli değil. Bu dezavantajın daha az olduğu Omega-3 ürünleri de var. Mesela krill oil, yani krill adlı canlıdan elde edilen Omega-3 ürünlerinde yapı trigliserid değil, fosfolipid şeklinde.
Fosfolipid yapısındaki Omega-3lerin biyoyararlanımları trigliserid yapısında olanlardan çok daha yüksek.

Doğru bilgi hangisi ? ygurkanus@gmail.com

Avatar
Yavuz Gürkan 2017-05-29 11:08:56

Konu hakkında Osman Müftüoğlu tam tersini söylemiş.
Balık yağından elde edilen Omega-3ler trigliserid formunda. Bu nedenle de hem ağızda hoş olmayan bir balık tadına yol açıyor, hem de geğirme, ekşime, yanma gibi şikâyetlere sebep oluyorlar.
Ayrıca vücudun trigliserid formundaki desteklerden yararlanma oranı daha düşük. Yani biyoyararlanım” yeterli değil. Bu dezavantajın daha az olduğu Omega-3 ürünleri de var. Mesela krill oil, yani krill adlı canlıdan elde edilen Omega-3 ürünlerinde yapı trigliserid değil, fosfolipid şeklinde.
Fosfolipid yapısındaki Omega-3lerin biyoyararlanımları trigliserid yapısında olanlardan çok daha yüksek.

Doğru bilgi hangisi ? ygurkanus@gmail.com