Eskiden, gazete sahiplerinin bilgi ve birikimi, onları gazete çıkartmaya sevkederdi. Gazete sahibi, aynı zamanda gazetesinin başyazarıydı. Başyazarın eğilimi, inancı ve vizyonu, gazetenin genel yayın politikasını belirlerdi. Zaman içinde gazete ve yayın işleri önemli sanayi dalları haline geldi. Gazete sahibinin, gazetecilik ve yazarlık özelliği aranmıyor, o önemli ölçüde finansördür. Tabii ki belli dünya görüşü vardır, ona göre yayın politikası izlemektedir. Zamanımızda gazeteler, siyâsî bir güç olarak kullanılmakta, aynı yayın gurubunda farklı fikirlerin savunuculuğu yapılabilmektedir.

Yayın gücünün belli ellerde toplanması, toplumun yönlendirilmesi ve aydınlatılması açısından sakıncalar taşımaktadır. Ülkemizdeki uygulamalarda, aynı guruba ait olmasına rağmen, sözde başka sahipler adına gazeteler de yayınlanmaktadır. Tek şahsın patronajında oluşacak güce ‘Tekel’ denmesin diye, gizli ortaklara yaptırılan yayın da aslında ‘Kartel’dir. Şeklen değişik gözükse de özünde bir değişiklik yoktur. Batılı ülkelerin uygulamakta olduğu, yayın sahipliğinde % 25 hissenin muhafazası, iyi kontrol edilebilirse faydalı bir sistem

Batı ülkelerinde, her sınaî ürün için patent alınması geleneği yaygındır. Bizde patent alabilmek zor bir süreçten geçilerek yapılabiliyor. Talep edilen isim, aynı sektörde faaliyet gösteren firmalara bildiriliyor ve o firmaların itiraz etme hakkı var. Tescil edilmek istenen isim altı ay süre ile askıda kalıyor. Mesela ‘Vatan’ markasını alan firma, içinde Vatan kelimesi geçiyor diye ‘Önce Vatan’ ismine itiraz edebiliyor. Yayınlar için, her ilde kendi Valiliğine başvurarak imtiyaz belgesi alabiliyordu. Bu görev uzun zamandır Savcılıklara verildi. Beyannâme veren kuruluş, izin almıyor sadece beyanda bulunuyor. Değişik illerde, aynı isimde gazeteler olabiliyor. Diğer yayınları kapattırabilmek, patent sahibi olmakla mümkündür. Vatan Gazetesi de bizden sonra çıkmış olmasına rağmen, Önce Vatan Gazetesi’ni kapattırma davâsı açmış ve kaybetmiştir. Patent dairesine yaptıkları itirazları da reddedilmişti.

Türk Halkı’nın büyük çoğunluğu, millî-mânevî değerlere saygılı bir topluluktur. Maalesef halkımızın okuma alışkanlığı yoktur. Türkiye’de abone sistemiyle en yüksek satışa ulaşan gazetenin, gazete tezgâhlarındaki satışı 5 bini geçmez. 600-800.000 tiraja, ancak aboneye dağıtarak ulaşabiliyorlar. Bazı gazeteler, 10.000’lerce gazeteyi havaalanları ve benzin istasyonlarında ücretsiz dağıtarak, gazetelerini daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışıyorlardı. Bir zamanlar Zaman Gazetesi’nin sahibi, eski İçişleri Bakanları’ndan Dr. Faruk Sükan idi. Benim şirketim de bu gazetenin İstanbul dağıtımını sağlıyordu. Sayın Sükan devamlı şikâyette bulunuyordu. ‘Şu kadar partili (Demokratik Parti) üyemiz var, bu gazetenin tirajı neden bu kadar düşük...’ diye. Bol resimli, renkli ve sansasyonel haberler yapan gazeteler daha çok satılıyor. Sadece satılıyor, okunuyor anlamına gelmez. Çünkü vatandaş gazete bile okumuyor, fotoğraflara göz atıp gazeteyi bırakıyor.

Gazeteciliği şantaj vasıtası olarak kullanan, sözüm ona meslek mensupları da yok değildir. Onlar kişilerin ve kurumların açıklarını yakalar, hazırladıkları haberi önce ilgiliye gönderir, yayınlanıp yayınlanmayacağına ilgilinin karar vermesini beklerler. Bu işlere bulaşanlar, mesleğin yüz karası kişileridir. Basın dördüncü kuvvet olarak gücünü toplum yararına kullanmalıdır. Basının aslî görevi, kamuoyunu aydınlatmaktır. Bu tür gazeteler, yayınlamadıkları haberlerden de para kazanabilirler.

Vatandaşın sadece haberleri okuyarak, olayların perde arkasını değerlendirmesi zordur. Yazarlar bu konuda birer rehberdir. Bu karmaşık labirentleri anlayabilmek ve oradan sağlıklı çıkabilmek için, kişiliğine güvendiğimiz yazarların yorumlarına ihtiyaç vardır. Toplumun değer yargılarını kökünden sarsmak isteyen yazarlara son zamanlarda sık sık rastlanmaktadır. Bilgi kirliliği ve beyin yıkama operasyonları birer planın parçaları olabilir? Halkın sağduyusu ile bu kaostan çıkılacağına inanıyorum.

‘Sorumlu gazetecilik’ toplumda yerleşmiş objektif ahlak kurallarının, gazeteciler tarafından özümsenmesi ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda uygulanmasıdır. Her meslek gurubunun hatta kurumların, belirlenmiş ‘etik kuralları’ olmalıdır. Toplumun ahlak kurallarının en etkin şekilde uyulması gereken mesleklerden biri de gazetecilik sektörüdür. Gazeteci, kendi veya patronunun çıkarları yerine, toplumun çıkarlarını ön planda tutmalıdır. Sorumlu gazetecilik bunu gerektirir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.