|
| VİYANA BOZGUNU- KARLOFÇA ANTLAŞMASI’NDAN BUGÜNE NE! |
“Tarih suyun suya benzediği kadar benzer”
İbn-i Haldun
“Akan suda iki defa yıkanılamaz.”
Hegel’in felsefesinde esaslı tesiri olan bu tespit,İbn-i Haldun’un dahiyane sözü ile aynı anlama gelir.
Düşününce bu gerçek anlaşılır.
Ahmet Refik,düşünce hayatımızda izine rastlanılmaması için itina gösterilmiş olanlardandır.
Sert mizaçlı,keskin zekalı,ilim erbabı olması yok sayılması ,için yeterli sebeplerdir.
Üstüne üstlük bu zat bir de otuzdan fazla eser,yüzlerce makale yazmış bunları 57 yıllık ömrüne sığdırarak 1937 yılında sefalet içinde kahrından ölmüştür.
Okuyacağım,yazacağım,inandığım gibi konuşacağım,yalakalık ve tabasbus yapmayacağım diye debelenen aklı evvellere bu bir ders olsun!
O’nun “Osmanlı’nın Felaket Seneleri” isimli eseri,Muammer Yılmaz tarafından yayına hazırlanmış ve “Yitik Hazineler Yayınları’nca basılmış (2009).
Eser ilk önce 1908 yılında “İkdam” gazetesinde tefrika edilmiş.
1912 yılında ilaveler yapılarak I.baskısı
1913 yılında Kitaphâne-i Askeriye’de İbrahim Hilmi tarafından ikinci baskısı yapılmış.
İçinde bugüne dair hiçbir şey olmayan bu eserden;kalplerinde ve vicdanlarında milletimizin ıstırabını duyanlarla bazı önemli noktaları paylaşmak istedim:
“…Viyana’ya yürüyüş pek feci idi:Kara Mustafa Paşa ordusu,Kanuni Sultan Süleyman’ın muntazam ve adaletli, ordusu değildi.İntizamını kaybetmiş,askerlikten nasipsiz,ganimet sevdasıyla coşan,hırslı ve hiçbir yenilik kabul etmeyen bir insan kütlesinden ibaretti.Çapulcu askerlerin yanlış hareketleri seferde bulunana hamiyetli kimseleri üzüyordu…..”syf 25
………
“Nihayet veziriâzam,tuğları ve çadırlarıyla Viyana önüne gelmiş (14 Temmuz 1683) oradan Avrupa’yı tehdide başlamıştı….Hıristiyanlığın güzel beldesi Büyük Orhan’ın gözü pek ve cesur askerleri tarafından muhasara olunuyor,fakat Bursa’yı muhasara eden saf ve güzide Osmanlı ordusundaki güzellikten,o saflık ve temizlikten bu perişan insan kalabalığında hiçbir eser görülmüyordu……”syf29
………….
“Sobieski’nin Tunayı geçmesine mani olması için Kırım Hanı Murat Giray Han ve Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa’ya görev verilmişti…..Fakat Tatar askerleri otsuzluktan şikayet ediyorlar;hanlarının sözlerine katiyen ehemmiyet vermiyorlardı.Askerlerin büyük kısmı servet sahibi olmuşlar,bir an önce geri dönmek istiyorlardı….”
……
“Murat Giray Osmanlı’ya kırgın ve kızgındır.Leh kuvvetlerinin Tuna’dan geçişini seyreder.
Bu durum karşısında imamının dayanamayarak “Hanım ne dururuz,kafiri kırdırsanız ya” sözlerine büyük bir umursamazlıkla şu karşılığı vererek Osmanlı ordusunu iki ateş arasında bırakır:Be hey efendi, sen bu Osmanlı’nın bize ettiği zulmü bilmezsin.Bizi öyle hale koydular ki;yanlarında Boğdan,Eflak kafirleri kadar kıymetimiz kalmadı.Bu düşmanı kovmak benim için bir şey değildir.Bilirim ki; dinimize de uymaz,hıyanettir.Görsün bakalım kendilerini dahi kaç akçalık adam imişler.Tatar’ın kadrini bilsinler…” syf31
…….
“Viyana’yı savaşarak zaptetmek mümkün iken,servet ve hazineyi yağma edilmeden kendisine bırakılması için şehrin teslim olmasını beklemiş,orduyu aç ve bîilâç Viyana surları önünde aylarca bekletmişti.Sonra düzen ve disiplin sağlanamadığı için düşmanın az bir yardım kuvvetine mağlup olmuştu….” Syf39
…
Viyana’dan başlayan Osmanlı hezimeti Tuna boylarında,Macaristan ovalarlında Osmanlı kemiklerinden,saf ve masum kanlardan izler bırakarak Belgrat önlerine kadar uzanacaktı…”syf42
……….
“Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i
Çeşmelerde abdest alınmaz oldu
Camilerde namaz kılınmaz oldu “ syf53
………..
“Varadin önünde toplanan perişan kafileler biraz kendilerine gelir gelmez aralarında serdara karşı kızgınlık ve hiddet işaretleri görülüyordu.Bir iki saat sonra elim bir nakarat,uzun börkleri,muhtelif kıyafetleri,perişan başlarıyla kümeler teşkil eden yeniçeri saflarında ağızdan ağza geziyordu:’Şer’i davamız vardır.Sancağı ve Mühr-i Şerif’i isteriz!’” syf56
………..
“……O zaman mağlup ordu Cadı Yusuf’ların,Küçük Mehmet’lerin,Hacı Ali’lerin,Fetvacı Ahmet’lerin idaresinde kalıyordu…”
…..
“Fetvacı başına,kendi ayarında pespayeleri toplamış,fırsattan istifade etmek istiyor,devlet erkanından birkaçını idam ederek halkın gözünü yıldırmak,bu suretle müstebidane bir ömür sürme fikrinde bulunuyordu….” Syf59
……
“Mühr-i Hümâyun,Mustafa Paşa’ya Edirne’de teslim olunmuştu.Bütün kalpler,Köprülü hanedanına beslenen hürmet hisleriyle dolu,vatanın kurtulacağına inanmaya başlamışlardı.(1689).Fazıl Mustafa Paşa elli iki yaşında sadrazam oluyor,parlak ve namuslu mazisi ile halkın kurtuluş ümitlerini artırıyordu…..” syf77
…..
“Fazıl Mustafa Paşa tasavvurlarını yerine getirmek için ,iki çare düşünüyordu:Esaslı bir mali ıslahat ile ordunun intizamını temin etmek,memleketteki Hıristiyan unsurların muhabbetini kazanarak içten birlik ve berberliği sağlamaya muvaffak olmak……” syf78
…….
“Fazıl Mustafa Paşa memleketin Müslüman ve Hıristiyan bütün elemanları arasında birleşmenin temini için yalnız bir yol düşünüyordu:Adalet.” Syf79
……….
“Adalette tutkunluğu,iç idarede akıllıca tedbirleri,memleketin iktisadi hayatının ıslahı için gelir kaynaklarını meydana çıkarması ticaret serbestliği ile Hıristiyan tebaanın hukukunu gözetmesi sayesinde dahilen büyük bir kuvvet temin etmiş,orduyu çapulcu takımından temizlemiş,Osmanlı namını yükseltecek bir metanetle ilerlemişti…” syf85
…..
Fazıl Mustafa Paşa, 29 Ağustos 1691 günü sabahtan akşama kadar savaşan muzaffer orduyu akşam olur olmaz düşmanın hücum edemeyeceğini düşünerek çadırlarına çekti.Bu gaflet hem kendi şahadetine hem de ordunun bozguna uğrayarak Belgrat’a doğru çekilmesine sebep oldu.
“Artık kaht-ı rical başlamıştır.”
“Türkiye,cahil ve gurur illetinin kurbanı oluyordu.Ordu senelerdir Avusturyalılara mağlup olduğu halde bu mağlubiyeti itiraf,Osmanlı gururunu yaralıyordu……Asırlardan beri zaferden zafere fetihlerden fetihlere koşan orduların şanlı hatıraları ve şerefi gönülleri güçsüzlük ve yoksunluk ateşleriyle yakıyordu…..” syf92
……
“…….. Devletin içine düştüğü bu çöküntüyü hiçbir kuvvet durduramıyordu.Asker disiplinsiz,devlet ricali lakayt, memlekete hayat verecek hiçbir zeka görülmüyordu…”
Bu ibret tablolarını gözler önüne seren Ahmet Refik’in makamı cennet olsun.
Allah milletimizi böylesi bela ve musibetlerden muhafaza etsin…
|
|
|
|