Bir çok insan ilkokul çaginda verilen ögrenimde miknatislarin zit kutuplarinin birbirini ittigini benzer kutuplarinda birbirini çektigini ögrenmis ve basit oyunlar ile bu fizik olayini gözlemlemistir. Manyetik alan sadece miknatislar ile saglanmaz. Elektromanyetizma denilen olguyu, bakir bir telin iki ucuna akim verdiginiz taktirde kolaylikla olusturabilirsiniz ancak manyetik çekim gücü geçici olacaktir.
Geçtigimiz yüzyil içerisinde manyetik alanin bu özeligi ulasim ile ilgilenen kisileri, kurumlari ve devletleri sürekli mesgul etmistir. Sürtünme kuvvetinin etken olmadigi, uçaklar kadar hizli giden yerüstü araçlari hayali MAGLEV teknolojisi ile gerçege dönüstü. Magnetic levitation (manyetik kaldirma) kelimelerinin kisaltmasi ile adlandirilan bu teknolojide bildigimiz trenlerin görünümüne sahip araçlar önceden hazirlanmis elektromanyetizmaya sahip yollar üzerinde saatte 580 km hiz ile ilerleyebilmektedir.
Bir maglev treni ile bildigimiz trenleri ayiran en büyük özellik maglev trenlerde vagonlari çeken bir lokomotif motorunun bulunmamasidir. Trenin gidecegi yol üzerine yerlestirilmis sargilar akim verilerek manyetize edilir. Trenin altinda bulunan çok büyük boyuttaki miknatislarda bu akimdan etkilenirler ve trenin yoldan 1 ila 10 santimetre yükselmesini saglarlar. Trenin yükselip yol ile temasinin kesildiginde benzersiz bir sekilde yolun yan duvarlarindaki sargilar tren üzerinde çekme ve itme kuvvetlerini olustururlar. Sargilari besleyen alternatif akim, kutuplarin periyodik olarak degismesini saglar. Kutuplarin bu sekilde degismesiyle trenin önünde olusan manyetik alan araci ileri dogru çekerken arkasinda olusan ters kutuplu manyetik alan araci ileri dogru iterek daha fazla güç eklenmesini saglar.
Maglev trenleri yoldan yükselerek altinda olusan hava boslugu veya hava kütlesi üzerinde hareket ettiginden sürtünme çok büyük oranda ortadan kalkmaktadir. Araca verilen gelismis aerodinamik form sayesinde saatte 500 km.nin üzerindeki hizlar basit kalmaktadir. Günümüzdeki yolcu uçaklarinin 800 ila 900 km/saat süratle yol aldigi düsünüldügünde önemli bir ulasim alternatifi olmaktadir. Bir örnek vermek gerekirse Istanbul - Antalya arasi mesafe böyle bir tren sayesinde 2 saatte kat edilebilir.
Almanya ve Japonya'da eszamanli olarak yapilan çalismalar devam etmekte yeni prototip araçlarin denemeleri sürdürülmektedir. Hatta Çin Halk Cumhuriyeti'nde Sanghay havaalanini sehir merkezine baglayan bir tren hatti kullanima sunulmus durumdadir.
Japon ve Alman mühendislerin gelistirdigi trenler arasinda önemli farklar bulunmaktadir. Alman treninde aracin alt gövdesi yola yerlestirilmis çelik raylari çengel gibi sarmakta, ve yine aracin gövdesi altindaki elektro- miknatislar çelik ile etkileserek aracin yaklasik olarak 1santimetre havada asili durmasini saglamaktadir. Elektrik akimi verildigi müddetçe araç yer ile temas etmemektedir. Japon treninde ise araç 90 km hiza ulasana kadar lastik tekerlekler üzerinde ilerlemekte bu hiza ulasildiktan sonra tekerlekler yoldan çekilmekte ve araç yerin 10 santimetre üzerinde hareketine devam etmektedir. Japon gelistiriciler bir elektrik kesintisi durumunda aracin hareketinin devamliligini saglamak açisindan bu durumu bir gereklilik olarak görmektedir.
Kaynak: Railway Technical Research Institute - www.rtri.or.jp
|